Kahraman Tazeoğlu Sözleri
Evdeki bayat ekmek gibiydin ben sana nimet deyip başımın üstünde tutarken sen gidip başkalarının çöplüğünde küflenmeyi tercih ettin.
Şimdi söyle bu denizin dibinde bu geminin kırık dökük güvertesinde bu yırtık yelkenle bu yönsüz rüzgârın içinde bu aşk nereye gidiyor usta?
Gerçek aşık içinden geldiği kadar aşıktır diğerleri elinden geldiği kadar.
Kimi giden kendisinden sonra gelecek daha iyi birine yer açar. Kimi giden de kendisinden sonra gelecekleri bile götürür.
Vakit kaybı değildin hiçbir zaman ama belki biraz hayal kaybıydın benim için.
Acının yan etkisi güçlü bir karakter armağan etmesidir size.
Hiç buluşmadığımız bir yerde hiç bilmediğin bir saatte seni bekliyorum. Gelmen pekte anlam ifade etmiyor. Ben seni beklemeyi hala çok seviyorum.
Son sigaram gibiydin sen sevgili kıyamazdım içmeye. O cebimde kırıldı sen kalbimde.
Aşka inanmak kendini sevmektir yüzündeki ünlemi bozmadan. Bilmez misin? Sana aşkın iki kişilik bir yalan olduğunu öğretmediler mi? Neden her seferinde kanıyorsun öyleyse?
Korkma ve sen sana gözlerimden bak! Gör nasıl seveceksin kendini.
Olsa olsa sadece bir yarım ya da eksilen yanım.
Özledin mi beni dedim sustu! Nefesini en derinden aldı ve Özlenmez mi dedi!
Hiç düşünmemiştim bir isim ve iki bağlacın yan yana gelip de içimi bu kadar acıtacağını ta ki sen elveda diyene kadar.
Şimdiyi yok saymak yarını ertelemek ve fotoğrafların sınırlı karelerinde senli dünleri yaşamak da yalnızca yalnızken yapılacak akıl karı bir deliliktir ve delilik yalnızlığın en yalın tanımıdır!
Gelişi güzeldin sen sevgilim gidişi değil.
Öyle fakirdi ki çocukluğum ecel gelse almazdı.
Ben seni yere göğe sığdıramazdım sen benim üstüme basıp da mı geçtin? Söyle ne zaman başladın ne zaman bittin? Zaten geç kalmıştın bir de erken gittin. Canıma tak ettin ayrılık inan yettin.
Yeni hayatlar görmeye değil gördüklerimi unutmaya gidiyorum.
Rastgele sevilmedin ki rest çekilip gidilesin.
Sen benim görmek için bakmaya bile gerek duymadığım ezberimsin.
Ne içimden terk edebiliyorum seni ne de terk ettirebiliyorum sana içimi!
Sakın geri gelme! Açılacak bir yaraya daha yer kalmadı kalbimde.
Kimseyi bir başkası gibi sevmemeli insan. Çünkü kimse bir başkası değil.
Bir uçurum gibi bahsetti benden düşmekten çok korktuğu ama bir çocuk gibi kıyısında oynamaktan asla vazgeçmediği.
İnancı kırılmayan hiçbir aşk bitmezdi oysaki. İnancımı da alıp gitmeseydin!
Gözlerine şiirler yazmıştım yazma dedi sözcüklerim akmaya başlarsa gözlerimden cümlen olurum dedi.
Giderek değil unutarak vesaireleştirdin sen bu aşkı. Sen uçurumlarından ben denizlerine düştüm. Kendi içimde boğulacak bir ölümü mü hak ettim Rabbim! Onu kendimi kendi içimde boğacak kadar mı sevdim?
Şimdi ne bugünsün ne de yarın.
Ben uslu bir aşıktım gel dedin geldim sev dedin sevdim bit dedin bittim şimdi unut diyorsun ya yaramazlığım tuttu unutamıyorum.
Birbirimize birkaç aşk kadar geç kalmış olmasaydık… Eğer kaybetme korkum olmadan sahip olabilir miydim sana?
Sen bana rağmen kendine iyi bak. Ben sana rağmen hoşça kalırım.
Gözyaşların süzülüyor saçlarına doğru. Her bir damla dağlıyor beni. Bin parçaya ayrılmış bedenimin tek bir parçası bile dokunamıyor sana. Öyle uzağındayım ki.
Sen benim hayata en uzun merhabamdın Beni kısacık bir elvedaya nasıl sığdırabildin?
Biliyorum yarın yeni bir gün doğacak hikâyeleri inananı kanatır ancak. O yüzdendir sadaka vaatlere tenezzül etmeyişim.
En dipteysen düşemezsin.
Çok mu saftım yoksa çok mu kaptırdım. Sahi ya uzun uzun gözlerine dalardım. Ne bileyim işte bir vardın şimdi yoksun.
Kendi eksiklerine bakmadan başkalarında mucizeler arama.
Aklım kara kış ellerim seni üşüyor bugün günlerden soğuk.
Belki de sen aşka aşıktın ben üstüme alındım.
Sustu aşkı sensizliğe acılan kapılar ardında çömelen ıssız karanlık dilime kilitler vursa da dinmeyecek içimin kırgın yalnızlığı.
Affet. Bende sevgiler mevsimlik değil. Öyle hiçbir saat dilimiyle kıyaslayamam düşlerimi. Sığdıramam ki seni bir ömre.
İki ayrı uykuda iki ayrı rüyanın birbirine dokunması gibiydi aşk. Sen bunu bilmiyordun. Toydun. Aramızdaki fark buydu sen ateşin yaktığını bilirdin ben ateşte yanmayı.
Bana geldiğin yol aşk izlerinle doluydu. Bir dolu aşkın izini örtüyordu şiirlerin. Gelmek eylemi pörsümüştü adımlarında oysa ben gelişini milat sayacak kadar başlıyordum aşka.
Hiç kimsenin iyi gelmediği yerden sarıyorsun yaralarımı. Hiç kimsenin dokunamadığı yerden kanatıyorsun sonra.
Aramadığın yerlerde olmayı seçiyorum nedense. Karşılaşma ihtimalimizin olmadığı. Olamayacağı. İlk ışıktan sağa dönüyorum hep. Senden değil seninle karşılaşmaktan korkuyorum.
Pişman değilim seni sevmekten. Sen adıma yakışan en derin yarasın.
Eğer insan unutmak istemezse bir günü bile hatırlar on yıl sonra… Ve unutmak isteyen bir günde unutur on yılı.
Git artık yar sustuklarını bana harcama. Yaslanma gözlerime bu yükü kaldıramam.
İdama giderken hislerim güneşim yüzünü görmeyi bekledim hep. Kalemi kırık bir aşkı mühürledim yüreğime.? Unuttum? diye haykırırken bile unutmadığımı ispatlıyordum kendime.
Bugün bizi beraber görenler yarın kimdi o diye sorarlarsa beni detaylı anlatma. Kısaca ömrümün geri kalanı dersin.
Ben seni sevmemek için neden aradıkça ve nedenler buldukça seni daha çok sevdim!