ReklamStore
ReklamStore

cizgi

cizgi

cizgi

cizgi

cizgi

cizgi

cizgi

cizgi

cizgi

cizgi

cizgi

Google Reklamları

Çizgi Film Oyunları Kategorisinde Editörün Tavsiye Ettiği Oyunlar

Google Reklamları

Magazin Kadın Sinema Spor Otomobil Ekonomi Siyaset Sağlık Güncel Emlak Bilim - Teknoloji

Hürrem Sultan Türkiye'yi Terk Etti!

“Muhteşem Yüzyıl”ın dalya planları iptal oldu, 100. bölüm dün yayınlanamadı. Bu sürpriz değişikliğe, geçtiğimiz hafta sonu sevgilisi Can Ateş’le tatil için Bodrum’a giden Meryem Uzerli’nin, psikolojik açıdan kötü bir dönem geçirmesinin ve sorunun daha da ilerlemesi üzerine apar topar Berlin’e gitmesinin yol açtığı ortaya çıktı. Yakınlarına uzun zamandır, “Tükendim, daha fazla duramıyorum buralarda” dediği öğrenilen Meryem Uzerli’nin kesin teşhis konmamakla birlikte “tükenmişlik sendromu” teşhisi kondu. Bu sebeple dizinin çekimlerine bir süre ara verildi ve dün akşam yayınlanması planlanan 100. bölüm de haftaya ertelendi. 101’inci bölümün çekimleri içinse ünlü oyuncunun İstanbul’a dönmesi bekleniyor. Berlin’de bir klinikte tedavi altına alındığı öğrenilen Meryem Uzerli’nin sete ne zaman dönebileceği, çekimlerin ne zaman başlayacağı belirsizliğini koruyor. Yapım şirketinden henüz bir açıklama yapılmadı. Tükenmişlik sendromu, çalışma hayatının getirdiği stresle beraber, maddi ve manevi doyuma ulaşamama ve bunun sonucu olarak da mesleğe karşı duyarsızlaşma ile baş gösteriyor. Kişi bu süreç sonunda kazanma isteğini kaybediyor. Birey işinden soğuyor. Kendisine duyduğu güven azalıyor. Gerginlik, kızgınlık, mutsuzluk gibi artıyor. Sosyal çevresinden uzaklaşmaya başlayan birey, hiçbir şey yapmaya istek duymuyor. Tüm bunlar iş başarısını düşürüyor. İlerleyen safhalarında ise iş ve iş çevresine karşı olumsuz tavır alınıyor. Kişi ayrıca kronik yorgunluk, baş ve boyun ağrıları, kramplar, gastrointestinal sorunlar ve uykusuzluk problemleriyle karşılaşılabiliyor. Kaynak: haber365.com

Anlaşamadık boşanıyoruz

Geçtiğimiz günlerde Gökçe Aytaç'ın eşine yumruk atıp yüz kemiğini kırdığı, Gökçe Özyol'un da aynı şekilde eşine karşılık vererek onu darp ettiği haberleriyle gündeme gelen ve mahkemelik olan çift basın açıklaması yaptı.   İşte o açıklama: 2011 yılında evlenen Sn. Özyol çifti, hayata dair beklentilerinin bir süre sonra farklılaşması nedeni ile geçimsizlik yaşamaya başlayarak, boşanma sürecine girmişlerdir.   Her çift gibi, bir ömür boyu birlikte yaşama arzusuyla yola çıkan arkadaşlarımız, evliliklerinde yaşadıkları hayal kırıklığı ve bu ruh halinden doğan sıkıntıları nedeniyle; bir ay önce karşılıklı olarak boşanma davası açarak, birbirlerinden şikayetçi olmuşlardır.   Ancak; ilgili dönemin atlatılmasının müteakibinde, insan olarak birbirlerine verdikleri emek, paylaşmış oldukları güzel günler, ailelerini ve birbirlerini kırmaktan imtina etme isteği gibi unsuları göz önüne alarak, uzlaşma yolu ile boşanmaya karar vermiş ve süreci yeniden formüle etmişlerdir.   Bugün gazetelere yansıyan haberin, Sn. Özyol çiftini ve ailelerini oldukça sarstığını, olgunlaşarak ve olgunlaştırarak bir noktaya getirdikleri boşanma sürecinde üzüntü kaynağı olduğunu sizlerle paylaşmak isteriz.   Hepimizin yaşadığı ya da kimi zaman tanık olduğu bu sürecin zorluğu aşikardır. Bu nedenle; siz değerli arkadaşlarımızdan Sn. Özyol çiftine empati göstermenizi rica eder. Konu ile ilgili olarak; bugün bizlere ifade ettiklerini sizlerle paylaşmak isteriz :   Gökçe Aytaç: "Bizler de insanız, her ailede yaşanan şeyler bizim de başımıza geldi ve birbirimizi daha fazla yıpratmamak için; boşanmaya karar verdik. Ancak; çıkan haberler bizi çok üzüyor, ailemiz ve çevremiz bunlardan çok etkileniyor."   Gökçe Özyol: "Her ailede problemler yaşanır. Bizim ailemizde de bazı şeyler yaşandı. Birbirimize öfkelendik. O öfkenin etkisi ile birbirimiz hakkında şikayette bulunduk. Ancak; sakinleştikten sonra bu kararın yanlış olduğunu görerek, her medeni insanın yapacağı gibi uzlaşarak boşanmaya karar verdik." Kaynak: ihlasSondakika.com

Tuba Ünsal'a kötü haber

Hakim karşısına çıkan Ünsal verdiği ifadesinde, "Çarkıfelek'te sunuculuk yapmam istendi. Teklifi kabul ettim. Taylan bana programda menajerlik hizmeti vermedi. Acemiliğim nedeniyle sözleşmeyi imzaladım" dedi. Mahkeme Yüceli'yi haklı bularak, 35 bin TL'lik menajerlik masrafını, dava tarihinden işleyecek faizleri ile birlikte Tuba Ünsal'ın ödemesine hükmetti. Tuba Ünsal Kimdir

Bakan Ergün'den Faiz İndirimi Müjdesi!

Ergün, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, bakanlık olarak, rekabet gücünü artırmak için sanayileşmeye büyük önem verdiklerini ifade etti.  Bu nedenle, sanayileşmenin en önemli platformları olarak görülen ve Türkiye'nin bir başarı hikayesi olan OSB'leri ve KSS'leri hem nicelik hem de nitelik olarak geliştirmeye çalıştıklarını vurgulayan Ergün, çevre sorunlarını minimize etmek ve iş güvenliğini sağlamak açısından da büyük önem taşıyan bu bölgelerle ilgili oldukça sevindirici gelişmeler yaşandığını kaydetti. Özellikle son teşvik sisteminde OSB'lere yapılan yatırımlara ayrıcalık sağlanması sonrasında, bu bölgelere olan yatırım taleplerinde çok ciddi artışlar olduğuna dikkati çeken Ergün, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Bakanlık olarak, OSB'ler ve bu bölgelerdeki bölge müdürlüğü hizmet binasının ve sanayi sitelerinin altyapılarının tamamı ile sanayi sitelerinin üst yapılarının yüzde 70'ine kadar olan kısmı için kredi kullandırıyoruz. 2002'de çok yüksek olan faiz oranlarını 2004, 2007 ve 2009 yıllarında güncelledik. Bu bölgeler için hem faiz oranlarını düşürdük hem de geri ödeme sürelerini uzattık. Şimdi ise ülkemizin istikrarlı ekonomisinin bir sonucu olarak, bu bölgelere kullandırdığımız kredilerin faiz oranlarında yeni bir indirime daha gidiyoruz. Böylece normal illerde yüzde 3 olan kredi faiz oranlarını 1 puan aşağı çekerek yüzde 2'ye, gelişmiş illerde ise yüzde 6 olan faiz oranını 3 puan birden aşağı çekerek yüzde 3'e indiriyoruz. Kalkınmada öncelikli yörelerde ise yüzde 1 faiz oranıyla kredi uygulamasına devam ediyoruz." "FAİZ BORÇLARINDA DA İNDİRİME GİDİLECEK" Yeni faiz oranlarından yararlanabilecek 60 OSB'den 45'inin, 60 KSS'den ise 49'unun Bakanlığa kredi borcu bulunduğuna işaret eden Ergün, yapılan düzenlemeyle bu OSB ve KSS'lerin faiz borçlarında da indirime gidileceğini bildirdi. Yeni faiz oranlarıyla OSB ve KSS'lerin toplamda 4 milyon 600 bin lira faiz avantajına sahip olacağını aktaran Ergün, açıklamasını şöyle tamamladı: "Buradaki amacımız, düşük faizli ve uzun vadeli Bakanlığımız kredi desteği ile hizmete sunulan sanayi siteleri ve OSB'ler aracılığıyla sanayicilerimize uluslararası pazarlarda rekabet gücü kazandırabilecek ve her ölçekte sanayicinin yer alabileceği mal ve hizmet üretim alanlarının oluşmasını artırmak ve teşvik etmektir." ESKİ VE YENİ FAİZ ORANLARI Bakanlığın, OSB'ler ve bu bölgelerdeki bölge müdürlüğü hizmet binasının ve sanayi sitelerinin altyapılarının tamamı ile sanayi sitelerinin üst yapılarının yüzde 70'ine kadar olan kısmı için kullandırdığı kredilere ilişkin 2002 yılında uygulanan ve yeni faiz oranları şöyle: "OSB'lerde; kalkınmada öncelikli yörelerde yüzde 10 olan faiz oranı yüzde 1'e, normal illerde yüzde 15'den yüzde 2'ye, gelişmiş illerde ise yüzde 20'den yüzde 3'e düşürülmüş, geri ödeme süreleri de 2 yıl daha uzatılarak normal illerde 13 yıla, gelişmiş illerde 11 yıla çıkarılmıştır. Sanayi sitelerinde ise; kalkınmada öncelikli yörelerde yüzde 10 olan faiz oranı yüzde 1'e, normal illerde yüzde 15'den yüzde 2'ye, gelişmiş illerde ise yüzde 20'den yüzde 3'e düşürülmüş, geri ödemesiz süreler de 1 yıldan 2 yıla çıkarılmıştır."   Kaynak: haber365.com

ANKA'ya Bir Ülke Daha Talip Oldu

Dünyanın silah alımına en çok kaynak ayıran ülkelerinden Suudi Arabistan, Türkiye ile savunma sanayiinde önemli bir anlaşmaya imza attı. Artık milli insansız hava aracımız 'ANKA' Suudi Arabistan ordusu için de üretilecek. Suudi Arabistan'ın, lazer güdümlü füze CİRİT ve milli tank ALTAY için de istekli olduğu ve görüşmelerin sürdüğü belirtildi. Suudi Arabistan Krallığı Veliahtı, Başbakan Birinci Yardımcısı ve Savunma Bakanı Prens Salman Bin Abdülaziz El-Saud, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün davetlisi olarak Türkiye'ye resmî bir ziyaret gerçekleştirdi. İlk resmi ikili ziyaretini Türkiye'ye yapan Veliaht Prens Abdülaziz El-Saud, beraberinde kalabalık bir bakan heyetiyle geldi. Çankaya Köşkü'nde yaklaşık 1,5 saat süren görüşmelerin ardından iki ülke arasında savunma sanayi işbirliği anlaşması imzalandı. Anlaşmayı Türkiye adına Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu imzalarken, törende Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ve Savunma Sanayii Müsteşarı Murad Bayar da hazır bulundu. Yeni Şafak'tan Aynur Ekiz'in haberine göre, ABD'den 33.4 milyar dolarlık silah satın alan ve bu nedenle dünyanın en fazla silahlanan ülkeleri arasına giren Suudi Arabistan ile Türkiye arasında son dönemde üst düzey askeri ziyaretler hız kazandı. Genelkurmay Başkanlarının karşılıklı ziyaretleri neticesinde Suudi Arabistan, milli insansız hava aracı 'ANKA'ya talip oldu. Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Bin Abdullah Al Gobail'in ziyareti sırasında netleşen görüşmeler dün neticesini verdi. İki ülke arasında yapılan savunma sanayi alanında işbirliği anlaşması kapsamında artık 'ANKA'lar Suudi Arabistan ordusu için de üretilecek. Arap Baharı'nın ortaya çıkardığı istikrarsız ortam ve İran ile Körfez bölgesinde devam eden çatışmaların üzerine bölgede Suriye krizinin de patlak vermesiyle Suudi Arabistan hızla silahlanmaya başladı. Dünkü Çankaya Köşkü'ndeki görüşmelerde Suriye krizinin de gündeme geldiği ve bu konuda atılacak adımlar üzerinde de görüş alışverişinde bulunulduğu öğrenildi. Tamamen Türk yapımı insansız hava aracı ANKA, TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen 11. Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı (IDEF'13) katılımcılarından Türk Havacılık ve Uzay Sanayi AŞ'nin (TUSAŞ) standında sergilenmişti. ANKA,görücüye çıktığı fuarda birçok ülkenin dikkatini çekti. Türkiye ile milyar dolarlık bir anlaşmaya imza atan Suudi Arabistan ile ROKETSAN'da Türk mühendisler tarafından tasarlanan aktif lazer güdümlü füze CİRİT ve milli tank 'ALTAY' için de görüşmelerin devam ettiği öğrenildi.   Kaynak: haber365.com

Benzine Bir Haftada İkinci Zam

Benzinin litre fiyatına bir hafta içinde ikinci zam yapıldı. Akaryakıt dağıtım şirketleri benzin satış fiyatlarını litrede 10 kuruş artırdı. Yapılan fiyat değişikliğiyle Ankara, İstanbul ve İzmir'de litresi 4,62-4,63 lira arasında satılan 95 oktan kurşunsuz benzin fiyatları 4,72-4,73 liraya çıktı. Motorin fiyatları ise değişmedi. Akaryakıt ürünlerinin perakende satış fiyatları, dağıtım şirketlerinin maliyetine ve rekabet şartlarına, illere ve söz konusu şirketlere göre litrede birkaç kuruş farklılık gösterebiliyor. EN SON 6 KURUŞ ZAM YAPILMIŞTI Benzine en son zam 14 Mayıs'ta yapılmış, bu tarihteki zamla benzin fiyatları 6 kuruş artmıştı.   Kaynak: haber365.com

Sağlıklı beslenmenin sırrı

Nisan ayında People dergisi tarafından dünyanın en güzel kadını seçilen Gwyneth Paltrow sağlık beslenme alışkanlığını benimsemesinde babasına 15 yıl önce konulan kanser teşhisi etkili oldu. İngiliz basınından The Daily Mail'in haberine göre; sağlıklı yaşam konusundaki açıklamaları ile sık sık haberlere konu olan güzel oyuncu Gwyneth Paltrow, Vücuda alınacak gıdalara dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. İşlenmiş gıdaların beslenme düzeninden çıkarılmasının insanı çok iyi hissettirdiğini söyleyen Paltrow, yeme düzeninden sütten yapılmış ve glüten içeren ürünleri çıkardığını açıkladı. Her gün 2 saat spor yaptığını da sözlerine ekleyen Paltrow, kimi zaman sporun kendisine bir işkence gibi geldiğini söylese de formda kalmak için bunu yapmak zorunda olduğunu söyledi. Beach isimli derginin kapak kızı olan Paltrow, dergiye yaptığı açıklamalarda babasının verdiği sağlık mücadelesinin nasıl kendisine bir uyarı niteliğinde olduğunu anlattı. Babasına gırtlak kanseri teşhisi konulduğunda yiyeceklerin etkilerini düşünmeye başladığını söyleyen Paltrow, bunun üzerine babasının da yarar görmesi umuduyla kanser karşıtı gıdalar araştırmaya başladığını belirtti. 10 yıldır Coldplay'in solisti Chris Martin ile evli olan Paltrow, iki çocuğu Apple (8) ve Moses (6) için de aynı beslenme düzenini uyguluyor. Gywneth Paltrow geçtiğimiz hafta farklı anketlerde hem "En Nefret Edilen Ünlü" hem de "Dünyanın En Güzel Kadını" seçilmişti.   Kaynak: ihlasSondakika.com

Felçli hastalara müjde!

Beyne kan taşıyan atar damarların tıkanması kendini gösteren şah damarı hastalığı, zamanında tedavi edilmezse felçlere neden olabiliyor. İstatistikler Türkiye'de her yıl 150 bin kişinin felç geçirdiğini bildiriyor. Bu rakamın yüzde 60'ını ise şah damarı tıkanıklığına bağlı inmelerin oluşturduğu bildiriyor. "İnme Cerrahisi"ni şah damarına bağlı felçlerde uygulanan bir erken cerrahi yöntemi olarak tanımlayan Doç. Dr. Yusuf Kalko, bu yöntemle klasik tıp bilgilerinin dışında uygulamalara yer verdiklerini bildirdi. Kalko, "Klasik tıp literatürü felç durumda hastaların bir ay bekletilmesini söyler. Çünkü felç bedende şiddetli bir deprem etkisi oluşturur ve dokular zarar görür. Bu bekleme süresi neticesinde hastanın durumuna göre gerekirse cerrahi müdahale yapılabileceğini söyler. Öte yandan şah damarı yüzde yüz tıkanmış bir hastaya ameliyat tavsiye edilmez. Çünkü açılmayacağı düşünülür, risk faktörleri de yüksek olduğu için bu hastalar bekleme sürecine girer. Biz "İnme Cerrahisi"nde eğer tetkikler uygunsa, hastada kana aç canlı beyin dokusu gördüğümüz anda bu hastayı hemen ameliyata alıyoruz. Diğer taraftan şah damarı yüzde yüz tıkalı hastalarda da eğer tetkikler uygunsa beklemeden bu damara da müdahale ediyoruz. Birkaç saat önce felç geçirmiş ya da felcin üstünden birkaç gün geçmiş uygun hastalarda teknik başarılı oldu" dedi. İnme merkezlerinde yapılan uygulamalara da değinen Kalko, "Pıhtı özellikle kalpte ise ve titreşim bozukluğu olup pıhtı atmışsa ya da şah damarı tıkalı ama pıhtı ile tıkanmışsa, erken dönemde (ilk 3-4 saat) damar yolundan serumla, biraz geç saatlerde ise (ortalama 6 saat gibi) anjiyo ile şah damarının içine pıhtı eritici ilaç verip, gerekirse oraya stent takılıyor. Ancak bu işlemler belli saate kadar yapılabiliyor. İnme Cerrahisinde ise 7 -8 saat sonra, birkaç gün sonra ya da bir hafta sonra müdahale edilen uygun hastalar söz konusu. Bu da demek oluyor ki, cerrahide eğer tetkikler uygunsa bu hastalar geriye dönebilir. Ama hiçbir vaka için kesin olarak döner denilemez bu İnme Cerrahisi'nde de geçerli" şeklinde konuştu. HASTA AMELİYATTA SOHBETLE DİNÇ TUTULUYOR İnme cerrahisini, Minimal İnvaziv Damar Cerrahisi tekniği ile lokal anestezi altında yaptıklarını ifade eden Yusuf Kalko,"Bu da özellikle ileri yaştaki hastalar için büyük önem teşkil ediyor. Çünkü bu hastalar sadece damar sorunları ile değil aynı zamanda şekerden, tansiyona, kalpten, akciğer sorunlarına kadar pek çok rahatsızlıkla da mücadele ediyor. Hastanın sadece boynunu uyuşturarak yaptığımız bu ameliyatta onlarla sohbet ediyoruz. Bu sohbet onları dinç tutuyor ve şuur kaybını önlüyor. Şuurda ufak da olsa bir bozulma olması durumunda hemen bir kanül yardımıyla beyne kan gönderip hastanın dinç kalmasını sağlıyoruz. Bu esnada damarın içini temizleyip hızlı bir şekilde kapatıyoruz. Operasyon 30 - 50 dakika arasında tamamlanmış oluyor" dedi. Kalko şöyle devam etti: "Bu uygulamada damarlar ister yüzde 50, ister yüzde 90, ister yüzde 100 tıkalı olsun. Hasta hangi yetişkin yaş grubunda olursa olsun. Zamanla gelen kronik hastalıkları olanlar da dahil olmak üzere tetkiklerde ameliyata uygun gördüğümüz tüm hastalara müdahale ediyoruz. Lokal anestezi ile yaptığımız bu ameliyatta canlı yayın gibi hastayı takip ediyoruz. Ameliyatın faydalı olup olmayacağı daha en başında anlaşılıyor. Hasta kolunu, bacağını hareket ettirmeye ya da konuşmaya başlarsa sorunu çözdüğümüzü hemen fark ediyoruz. Ameliyat sonrası hastayı normal odaya alıyoruz birkaç gün içinde de taburcu ediyoruz. Bazı hastalarımızda çok nadir de olsa ameliyat sonrası felç riski de oluyor ancak bu yüzde iki gibi düşük bir oran." Erken tanı ve semptomlar dahilinde felçleri önlemek adına yapılan bu ameliyatları felçli hastalara da uygulayan Yusuf Kalko yüz güldürücü sonuçlar elde ettiklerini ifade etti. Kalko, "Bir yılda yaklaşık 25 felçli hastanın yürüme ve konuşma yetilerini tekrar kazandırmayı başardık. Bunların içinde yurt dışında da örnek gösterilen vakalar var. Ancak tekrar ediyorum. Cerrahi ne kadar ilerlerse ilerlesin, öncelikle sağlıklı ve düzenli yaşamı kişiler kendilerine prensip edinsin. Damar hastalıkları sizi ömür boyu takip edecektir. Herkesi kurtarmak isteriz ama ileri tetkiklerde ameliyata uygun gördüğümüz hastalar dışında bu mümkün değil" dedi. Kaynak: ihlasSondakika.com

Diyeti Bozmamak İçin Dikkat

Her Pazartesi başlanılan diyetlerin bir türlü sonu gelmiyorsa diyetin zor gelmesinin gerçek nedenini saptamadan kilo vermeye çalışıyor olmak muhtemel. Diyet ve Beslenme Uzmanı Mine Öcalan, yeni beslenme düzeninizi hayatınıza adapte etmenizi kolaylaştıracak önemli püf noktalarıyla ilgili bilgi verdi.  Kilonuzu sık sık kontrol etmenin sadece cesaretinizi kıracağını belirten Öcalan, "Gün içerisindeki ödem miktarının artması, bağırsaklarınızın çalışıp, çalışmaması gibi birçok sebep hatalı ölçümlere neden olacaktır. Bu durum bireyden bireye fark etmekle beraber ölçümlerde 1-4 kilo arasında değişimler gözlemlenmektedir. Ertesi gün kalktığınızda tartınızda gördüğünüz fazla kilolar az yemek yemeyi, bir sonraki gün göreceğiniz eksik kilolar fazla yiyip içmeyi tetikleyecektir. Oysa bu şekilde bir beslenme şekli, metabolizmanızın bozulmasına ve vücudunuzda geri dönüşü zorlaşan kilo kazanımlarına neden olabilmektedir. Çözüm: En doğrusu haftada bir tartılmanızdır. Vücudunuzdaki gerçek kilo değişimlerini ancak böyle görebilirsiniz" dedi. BESLENME GÜNLÜĞÜ TUTUN Yenilen ve içilen her şeyin saat saat mutlaka yazılması ve hafta sonları bu günlükleri kontrol edip, bir hafta boyunca neler yenildiğinin gözden geçirilmesini gerektiğini tavsiye eden Mine Öcalan, "Bu sayede, besin çeşitliliğini sağlamak ve neyin eksik neyin fazla olduğunu görebilmiş olursunuz. Çözüm: Unutmayın bütün ayrıntıları ile ne yediklerini yazanlar daha kolay zayıflıyor" şeklinde konuştu. HAFTADA 1 ÖĞÜNÜNÜZÜ SERBEST BIRAKIN "Hepimizin sevdiği, gördüğü zaman dayanamadığı yiyecekler var" diyen Öcalan, şunları kaydetti: "Yasaklı diyetler, tamamen hayatınızdan çıkarmaya çalıştığınız yiyecekleri bir süre sonra cazip hale getirecek ve sabah- akşam kendinizi o yiyecekleri tüketir halde bulacaksınız. Çözüm: Birkaç gününüzü değil, hayatınızı değiştirmeye çalıştığınız bu düzende istikrarı sağlamak için haftada 1 kez 1 öğününüzü serbest bırakın." Diyet yapan birçok kişinin hızlı kilo kaybetmeyi beklediğini ve vücudunun bu hıza uymasını istediğini ifaden eden Öcalan, "1 hafta boyunca kilo kaybı olmazsa, morali bozulur ve diyeti bırakır. Çözüm: Kilo verme hızınız düştüğü zamanlarda moralinizi bozup, diyetinizi diğer pazartesiye ertelemeyin" dedi. ÖNDEN BİR SALATA Yemeğe başladıktan sonra beyne tokluk sinyalinin gitmesinin en az 15-20 dakika sürdüğünün herkes tarafından bilindiğini söyleyen Öcalan, "Az çiğneyip, hızlı yerseniz tokluk oluşana kadarki sürede daha çok yemek yersiniz ve aldığınız kalori miktarı artar. Bu nedenle yemek yeme hızınızı yavaşlatmanız önemli. Aynı zamanda yemeğin başlangıcını salata ile yaparsanız, yemekte aşırıya kaçmanızın önüne geçmiş olursunuz. Ama salata soslarına dikkat. Tercihiniz balzamik sirke, limon veya nar ekşisi gibi düşük kalorili soslar olabilir" diye konuştu. "Her gün aynı besinleri tüketmek diyeti sıkıcı kılar" diyen Öcalan, "Tüketimlerinizde küçük değişiklikler yapmaya çalışın. Her gıda farklı besin öğeleri içerir ve metabolizmanızı farklı derecelerde aktive eder. Çeşitlilik, motivasyonunuzu da arttırarak sıkıcılığı ortadan kaldırır ve istikrarlı bir şekilde diyetinize devam etmenize destek olur" dedi. METABOLİZMANIZI DA UYANDIRIN Gün içerisinde enerjinizi ve motivasyonunuzu koruyabilmek için güne her gün farklı bir kahvaltıyla başlanılması tavsiyesinde bulunan Öcalan, "Rahatlatıcı etkiye sahip serotonin hormonumuzun salgılanmasına yardımcı olan, kepeği ayrılmamış tahıllardan yapılmış ekmekleri veya tam tahıllı kahvaltılık gevrekleri kahvaltınızı çeşitlendirmek için kullanabilirsiniz. Besin tüketme, sindirim sistemimizi aktive ettiği için sabah yapacağımız dengeli bir kahvaltı, metabolizmamızın çalışmasını sağlayarak, sabah yorgunluğumuzu atmamıza da destek olur" şeklinde konuştu.   Kaynak: haber365.com

İnternetten otomobil bakanlara uyarı!

Tüketici Yararına Araştırma Derneği (TÜYADER), otomobil satış sitelerine verilen ilanların birçoğunun gerçek dışı olduğunu belirterek bazı tüketicilerin de kandırıldığını açıkladı. TÜYADER'den yapılan yazılı açıklamada, otomobil satışı için kurulan ve otomotiv pazarına hitap eden internet sitelerinin çok fazla olduğuna dikkat çekildi. Bu sitelerden herkesin ücretli veya ücretsiz olarak aracını ilan vererek satışını yapabildiği belirtilen açıklamada, kullanışlı ve ekonomik olan bu sitelere alıcı ve satıcı olarak talebin yoğunluğuna dikkat çekildi ancak bu otomobil satış sitelerine verilen ilanların birçoğunun gerçek dışı olduğunun altı çizildi. Açıklamada, bu nedenle kandırılan tüketicilerin de çok fazla olduğu ifade edilerek, bunun yanında sahte ilanların, otomobil satışını gerçek anlamda doğru yapan işletmeleri zor durumda bıraktığı vurgulandı. Açıklamada, şunlar belirtildi: "Yoğun talep gören bu internet sitelerinin yakın zamanda böyle devam etmesi halinde inandırıcılığı ve tüketicinin talebi kalmayacak. Oysa kullanışlı ve ekonomik olan bu sistemin bitmemesi gerekiyor. Alınması gereken başlıca önlem, tüketici güvenini sağlayacak bir sisteme kavuşturulmasıdır."   Kaynak: ihlasSondakika.com

2014'te Türkiye'de!

BMW Group, elektrikli araç markası 'i' serisi ile atağa kalkmaya hazırlanıyor. Markanın premium elektrikli modeli i3, bu yılın sonunda Avrupa'da satışa sunulacak. BMW i3, ülkemize 2014 yılı sonunda gelecek. 4 koltuklu i3'te 170 beygir güç üreten batarya yer alıyor. Elektrikli otomobil maksimum 150 km/s hıza ulaşabiliyor. Şirket Başkanı Dr. Norbert Reithofer, seri üretim öncesi ilk BMW İ3'ün geçtiğimiz günlerde Leipzig'deki üretim hattından indirildiğini hatırlatarak, "BMW İ3 2013 yılı sonlarında gerçeğe dönüşecektir. Sürdürülebilir olmaya inanıyoruz. Birçok müşterimiz şimdiden, alışkın olmadıkları bir teknolojiye sahip BMW İ3'e ilgilerini açıkça ifade ediyor" dedi. Cenevre Fuarı'nda da tanıtılan BMW İ3 konsepti, dört koltuğu, geniş açılan kapılan, yaklaşık 200 litrelik bagajı ve 170 HP güç üreten elektrik ünitesiyle sıfır emisyonlu bir şehir otomobili olarak ön plana çıkıyor. Kaynak: ihlasSondakika.com

Kadranın 'hata payı'nı gözetin ceza yemeyin!

1 Ocak'ta yürürlüğe gören yasal düzenleme doğrultusunda hız sınırını yüzde 10-30 aşan sürücülere 166 lira, yüzde 30'dan fazla aşanlara ise 343 lira para cezaları uygulanıyor. Azami olarak otomobiller için otoyollarda 120, duble (bölünmüş) yollarda 110, şehirler arası çift yönlü karayollarında 90 kilometre hıza izin veriliyor. Bu hızlara "yüzde 10 tolerans" eklendiğinde otomobil için duble yoldaki en yüksek hız, 121 kilometre oluyor. Bir otomobil sürücüsü bu yolda 122 kilometre hızla radara girdiğinde 66 lira cezayla karşılaşabiliyor. Sürücüler, adeta korkulu rüyaları olan radarlara girmemek için uzun yolculuklarda dikkatli hareket etse de zaman zaman kendi kontrolleri dışında hız sınırlarını aştıkları için cezaya maruz kalabiliyor. Bazı durumlarda sürücüler, belirtilen hıza ulaşmadığını söylese bile "hata payı" ya da "sapma" yüzünden ceza ödemek zorunda kalıyor. Trafik polisleri, itiraz eden sürücülere, kendilerine sunulan toleransı hesaba katmadan yasal limitlere dikkat ederek yollarda seyretmeleri konusunda uyarılarda bulunuyor. "120 kilometreyle giden araç, 125 kilometreyle radara girebilir" Bayrakçeken, yaptığı açıklamada, kara taşıtlarının hız göstergelerindeki hata paylarının, sürüş sırasında göz önünde bulundurulması gerektiğini söyledi. "Yol, hız, eğim gibi parametrelerin göz önüne alındığı ve rüzgar gibi dış faktörlerden arındırılmış olarak ölçüm yapılabilen kalibreli cihaz" diye nitelenen şasi dinamometresiyle yaptıkları ölçümlerde, taşıtların hız göstergelerinde saatte 70 kilometre görünen hızın, 68 ya da 72 kilometre olabildiğini belirten Bayrakçeken, şöyle konuştu: "Bu, sistemdeki hata payı ya da sapmanın karşılığıdır. Normalde hata payları yüzde 5'e kadar çıkabilmektedir. Lastiğin tırnak derinliği, çapı, zemin durumu, yuvarlanma direnci, sürtünme katsayısı, kayma, rüzgar gibi birçok faktör aracın hız göstergesi ile gerçek hızı arasındaki farkı ortaya çıkarabilir. Taşıt dinamiğini etkileyen taşıt boyutu, viraj, güç aktarma organları gibi parametre sayısı fazladır. Hız da bu parametreler içinde önemli bir yer tutar. Bu faktörler anlık değişebilir. Bu yüzden hız göstergesine göre 120 kilometreyle giden araç, 125 kilometreyle radara girebilir. Tam tersi durum da yaşanabilir. Sürücülerin özelikle duble yollarda dikkatli olması ve 115'i geçmemesi, en azından kendilerine sunulan yüzde 10 toleransı hesaba katmadan hızlarını ayarlamasını öneriyoruz." "Göstergelerin aralıklarla kalibre edilmesini öneriyoruz" Balıkesir Küçük Sanayi Sitesi'nde faaliyet gösteren bir oto elektronik firmasının sahibi Mehmet Saygıner de araçların hız göstergelerinde hata payının yüzde 10'a ulaşabileceğini ifade etti. Bu durumun, sürücüleri yanıltabildiğini dile getiren Saygıner, araçlar kullanıldıkça göstergeler kalibre edilmediği için gerçek hızın ölçümünde sorunlar yaşanabildiğini anlattı. Sürücülere, özellikle şehirler arası karayollarında en yüksek hız limitinin altında araç kullanmasını öneren Saygıner, şunları kaydetti: "Göstergedeki hız ile radarda ölçülen hız arasındaki fark, aracın birçok özelliğine göre değişebilir. Genellikle ana etken, göstergelerin ayarlarının bozulmasıdır. Göstergelerin aralıklarla kalibre edilmesini öneriyoruz. Radara yakalanmamak için örneğin duble yollarda 115 kilometre hızın üzerine çıkılmamalı. Birçok sürücü, toleransı da ekleyerek 121'e kadar çıkıyor. Hata payıyla hız 125 ölçüldüğünde ise itiraz ediyorlar. En iyisi yavaş gitmek."   Kaynak: ihlasSondakika.com

Meclis Yine Bir Anda Karıştı

Meclis Genel Kurulu’nda verilen arada CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ile AK Parti Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç arasında tartışma çıktı. İki vekil birbirlerinin yakasına yapışırken araya giren vekiller kavganın büyümesini önledi. Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki tartışma Genel Kurul’a yansıdı. Meclis Genel Kurulu ara verdiğinde Bilgiç, CHP sıralarında oturan Tanal’ın yanına gelerek, “Bir daha komisyona gelme” dedi. Tepki gösteren Tanal, “Burası babanın çiftliği değil, o komisyona geleceğim” dedi. İki vekilin konuşması sırasında tansiyon yükseldi. Tanal ve Bilgiç birbirlerinin üzerine yürüdü. Birbirlerinin yakasına yapışan vekillerin kavgasını araya giren vekiller önledi. Araya giren vekiller nedeniyle kavga yumruklaşmanın eşiğinden döndü. ANKA’ya konuşan Tanal, “Hiçbir komisyon başkanı yardımcısına Meclis araba vermiyor. Bu komisyon başkanı yardımcısına Meclis araba vermiş. Ben de geri alın diye Meclis Başkanlığı'na dilekçe verdim. Sıkıntı bu” dedi.   Kaynak: haber365.com

Bahçeli: Kesen Balta Unutmayacak

 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Meclis grup toplantısında konuştu. İşte Bahçeli'nin açıklamaları: Türkiye adı konulmamış bir ekonomik bozgun hali yaşamaktadır. Vatandaşımızın ekmeği küçülmektedir. Onlar borçlandı biz ödedik diyerek durmadan yalan konuşmaktadır. Borç ödedik kasayı doldurduk sözleri artık Başbakan'la bütünleşmiş hazır kalıp sözcükler olarak dikkat çekmektedir. IMF'den alınan kredi de dış kaynaklı bir borçtur.2002'de IMF'ye 22 milyarlık bir borç söz konusudur. Merkez Bankası'nın rezervlerine ilave ettiği borcu yıllar içinde ödenmiştir. AKP'ye devredilen borç iddia edildiği gibi değil 13 milyar 900 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. 'HİÇ Mİ VİCDANI SIZLAMIYOR?' IMF'ye borcun kalmadığını söyleyen Başbakan Erdoğan, Dünya Bankası'na artan borcu nasıl ifade edecektir? Bu borcu nasıl gizleyecektir. Başbakan Erdoğan "Onlar borçlandı biz ödedik" derken hiç mi vicdanı sızlamamaktadır? Başbakan Erdoğan hileyi bırakmalı ve ödenen borçların AKP dönemine ait olduğunu açıklamalıdır. Bu kadar yalan ve dolan ne duyulmuş ne görülmüştür. IMF'ye ödediği iddia edilen borcun önemli bir tutarını AKP almış bunu da gündeme getirmemiştir. Şayet AKP IMF ile stand-by anlaşmasını imzalamasaydı borçlar çoktan bitmiş olacaktı. Başbakan'a birileri şu hususları iyi anlatmalı. Başbakan Erdoğan ekonomi dersi almak için müracaat etmelidir. Başbakan Erdoğan'ın Merkez Bankası rezervi konusunda gerçek dışı beyanları akıl tutulmasıdır. Merkez Bankası rezervinin Konyalı çiftçimize, Giresunlu esnafımıza, Adanalı üreticimize bir hayrı yoktur. Bu rezerv Türkiye'nin dış borçlarına yönelik tutulan rehin paradır. 'BAŞKASININ ATINA BİNEN...' Başbakanın kasası artarken vatandaşınki azalmaktadır. Başbakan Erdoğan bilmelidir ki başkasının atına binen tez elden düşer. Eline hemen bir ekonomi kitabı alıp çalışması lazım. Bu ziyaretin Türkiye'nin bunalımlar yaşadığı bir döneme denk gelmesi manidar karşılanmalıdır. Kalabalık bir kafile geziye katılmış bol bol yenilip içilmiştir. Sanki ABD'ye ikinci fetih gerçekleşmiştir. Yandaş basın Başbakan'ın gezisini abartarak anlatmıştır. Başbakan'ın parlatılması ve üstelik ABD Başkanı Obama'nın iltifatına mazhar olunduğu için her propagandadan medet umulmuştur. Başbakan 6 Nisan 209 tarihinde ABD Başkanı Obama'nın TBMM genel kurulunda AKP'nin alkışları arasında verdiği ev ödevlerini yapmanın huzuru içindedir. Erdoğan Ermeni açılımını başlatmıştır. Heybeliada Ruhban Okulu için sözler vermiş yıkım projesini ortaya koymuştur.- Afganistan'a ilave asker desteğini yerine getirmiştir, İmralı canisi ile pazarlığa tutuşmuştur. Bunlara karşılık ABD'den Türkiye'nin hiçbir temel sorunu için destek alınamamıştır. Başbakan'ın ABD ziyareti ile ilgili kamuoyunda beklentiler yaratılmıştır. 'SONUNDA MASKESİ DÜŞMÜŞTÜR' Başbakan Erdoğan bugüne gelesiye Davos sahnesinde kurgulanan 'One minute' oyunundan beslenmiş ve sonunda maskesi düşmüştür.Dikkat çeken bir ayrıntı da CIA başkanının o salonda olmaması ve aynı saatlerde İsrail'de bulunmasıydı. Bize göre ABD ziyaretinin sırrı kırmızı salonda konuşulanlarla çözülecektir. Başbakan'ın ABD ziyaretinde 4 konu kendisini göstermiştir. Bunlardan birincisi Suriye konusudur. Başbakan Suriye'ye müdahale konusunda canını dişine taksa da Obama'dan gerekli desteği görmemiştir. Cenevre konferansı konusundaki eleştirileri sonuç doğurmamıştır. Başbakan 180 derece çark etmiş ve "Görüşüm değişti ve gelişti" diyerek pişkinlik sergilemiştir. ABD Başkanı 2. Cenevre Konferansı için Başbakan'a görevler vermiştir. Başbakan da kuzu kuzu kabul etmiş ve Rusya'yı ziyaret edeceğini belirtmiştir. Başbakan Erdoğan Beyaz Saray'ın ikna odalarında yeniden gömlek değişmiştir. Bir insanın fikirlerindeki oynaklık, ideallerindeki yapaklık ya ağır bir baskıdan veya aitsizlikten kaynaklanacaktır. Bunun her ikisi de zaaftır.- Bu gelişmeler hükümetin Suriye poltiikasının baştan ayağa dağıldığını tescillemiştir. Kardeş Esad'dan hasım Esed'e U dönüşü yapan iktidar mızmızlansa da bir netice elde edememiştir. ABD Başkanı Obama "İkimiz de Esad'ın gitmesi konusunda hemfikiriz" sözleriyle yeni bir oyalama taktiğine başvurmuştur. Muhaliflerin desteklenmesi ve Esad'a yönelik baskıların arttırılması konusunda bunlar basit yaklaşımlar olarak kalmıştır. Biliyoruz ki Esad kendi halkına saldıran bir zalimdir. Biz kınadığımızı tekraren söylemek istiyorum. Suriye'de iki taraf da ölüm diline saplanıp kalmıştır. Esad'a karşılık vbermek adına insan kalbi yemek kadar gözü dönmüş yamyamlar insanlıktan çoktan dönmüştür. Hangi vicdan böylesi bir vahşiliğe göz yumulabilecektir? AKP kimlere destek verdiğinin farkında mıdır?- Gazze'ye gitme kararını çoktan veren Başbakan Erdoğan ABD dışişleri Bakanı'nın haddini aşan sözlerinden ötürü ertelemiştir. Başbakan Erdoğan ve Obama'nın üçüncü konusu Kuzey Irak'tır. Anlaşılan ABD peşmerge ile ilişkiler için talimat vermiştir. Petrol ve doğalgaz için anlaşmalar yapılmıştır. Geçtiğimiz aylarda Enerji Bakanı'nı taşıyan uçağın Erbil'e inememesi bundan kaynaklanmıştır. Barzani'nin Erdoğan'ın biricik dostu olması BOP projesidir. 'İHANET SÜRECİ KONUŞULMUŞTUR' 4. ve son olarak da ihanet süreci konuşulmuş, Irak'taki seçimler ele alınmıştır. Erdoğan sözde çözüm sürecinin ABD tarafından takdirle izlendiğini AKP'den başkasının yapamayacağını söylendiğini aktarmıştır. Böylesi bir ihaneti AKP'den başkasının yapması asla mümkün değildir. Erdoğan hediye olarak Öcalan'ın resmi çıkacak kara kaplı kutu ve Kandil'den bir buket çiçek verilmeliydi.- Başbakan'ın eşine sunulan 'Diktatörlüğün Psikolojisi' kitabını gecelerce okumalıdır. görüşmeler hangi yaramıza merhem olmuştur? Başbakan'ın eli boş ve yeni tavizler vererek geri dönüşü mağlubiyet değil midir? Başbakan saptırmadan ABD'nin kendisini ve hükümetini hizaya getirdiğini itiraf edebilecek yürek ve cesarete sahip midir? ABD Dışişleri Bakanı bir konuda haklı çıkmıştır: Dağ dağa kavuşmaz insan insana kavuşur demişti. Dağ dağa kavuşmasa da Erdoğan Obama'ya yapışmış ve çekilm alanına girmiştir. ÇAYDANLIK BAKMAKLA KAYNAMAYACAK! Erdoğana ABD deyimi ile sesleneyim "Çaydanlık bakmakla kaynamayacak, odunu kendi kesen iki kere ısınacak, ağacı kesen balta unutmayacak" Bu ABD deyimidir. Başbakan'ın şahsıma yönelik bozkurtlarında sınırları koruma altına al mesajı iletmiştir. Sayın Başbakan milletimizden aldığımız güvenle güçlüyüz sana tek başımıza da yeteriz. Sen sınırda teröristlerinle bekle ben de bozkurtlarımla bu sınırları korumayı seve seve yaparız. Başbakan'ın gelecek yıl 3 seçim olabilr sözü ile ilgili de şunları söylemek istiyorum: Başbakan'ın referandum kartını hatırlatması talihsiz bir yaklaşımdır. AKP'nin hedefinde kendi hazırladığı anayasayı BDP işbirliği ile geçirerek referanduma götürmektir. MHP yapılacak her seçime hazırdır.   Kaynak: haber365.com

Devlet Bahçeli, bir adayı daha açıkladı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Etimesgut'ta yapımı tamamlanan Korkut Ata Kongre ve Kültür Merkezi'nin açılışını yaptı. Binanın açılışından önce kurban kesimi yapıldı. Binanın açılışını yapan Bahçeli, görevlilerden bina hakkında bilgi aldı. Daha sonra programın devam edeceği alana geçen Bahçeli burada Ankara seymenleri ve Karadeniz halk oyunları gösterisini izledi. Bahçeli elini öpmek isteyen çocukları ise geri çevirmedi. "ÖNÜMÜZDE 3 ÖNEMLİ SİYASI OLAY VAR" Halk oyunları gösterilerinden sonra konuşma yapan Bahçeli, "Türkiye nazik bir süreçten geçtiğini belirtti. Bu süreçlerin aşılması için önlerinde 3 önemli siyası olay olduğunu hatırlatan Bahçeli, Bunlardan bir tanesi mahalli idareler seçimleri, diğeri Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi 3. ise eğer bir aksama olmadığı takdirde 25. dönem milletvekilliği genel seçimleridir. Bu 3 önemli olay Türkiye'nin geleceğini belirleyecek olan olarak karşımızda duruyor." dedi. Üç siyasi olayın başlangıcı olan mahalli idareler seçiminin çok önemli bir dönüm noktası teşkil ettiğini aktaran Bahçeli, "Etimesgut Belediyesi Türkiye'nin en iyi hizmet sunan belediyelerindendir. Hizmette süreklilik, başarıda devamlılık gerekir. Öyleyse mahalli idare seçimlerinde adayımız Enver Demirel'dir." ifadelerini kullandı. Kaynak: ihlasSondakika.com

3 Boyutlu yemekler geliyor!

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) tarafından hayata geçirilmeye hazırlanan proje sonucunda yakın gelecekte, yediğimiz yemeklerin 3 boyutlu yazıcılar tarafından çoğaltılarak hazırlanacağı öngörülüyor. Hazırlanan yemeklerin karbonhidrat, protein tozu ve yağ içeren kartuşlara sahip 3 boyutlu yazıcılar tarafından kopyalanması esasına dayanan projenin, gelecek yüzyıllarda Dünya çapında artacağına muhtemel gözüyle bakılan açlık ve doğal kaynakların yetersizliği problemlerine çözüm olacağına inanılıyor. Günlük protein ihtiyacımızı karşılayan et ve sebzeler, 3 boyutlu yazıcı sayesinde tarihe karışırken, modern insanların protein ihtiyaçlarını çimen, böcek ve yosun ihtiva eden kapsüllerin karşılaması planlanıyor. Aynı zamanda meşhur ‘Uzay Yolu' (Star Trek) dizisinde uzay gemisi personelinin yemek ihtiyacı karşılayan ve istedikleri yemekleri oluşturmalarına izin veren replikatöre de benzetilen 3 boyutlu yazıcı projesinin maddi fonunun karşılanması için NASA' nın Sistemler & Materyaller Araştırmaları Kuruluşu (SMRC) adlı 3 boyutlu yazıcı firmasına 6 ay için 125 bin dolar ödenek çıkardığı biliniyor. NASA' nın salt astronotları uzaydaki protein ihtiyaçlarının daha rahat karşılanması adına geliştirmek istediği proje için SMRC Kurucusu Anjan Contractor ise daha farklı düşünüyor. Contractor, hayata geçirilecek bu projenin aynı zamanda Dünya üzerindeki açlık problemine de kökten bir çözüm olacağı görüşünde. Dünya nüfusunun gelecekte bir gün 12 milyara çıkacağını ve doğal kaynakların bu nüfusun ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalacağını belirten Anjan Contractor, 'Birçok ekonomist ile birlikte ben de mevcut yemek sisteminin gelecekteki 12 milyarlık bir Dünya nüfusuna yetmeyeceğini düşünüyorum. Bu yüzden er ya da geç yemek algımızı değiştirmek zorundayız.' şeklinde konuştu. İlk olarak protein ihtiyacının karşılanması için 'böcek içerikli pizza' çoğaltan bir makinenin geliştirilmesi üzerinde çalışıldığı belirtilirken, bunun geçtiğimiz günlerde Dünya'da açlık probleminin çözümü adına BM tarafından yapılan 'böcek yeyin' çağrısıyla aynı paralellikte olması dikkat çekti. Evrensel bir yemek sistemi oluşturacak bu projenin hayata geçirildiği taktirde 'geleneksel mutfak' tanımının da tarihe karışacağı düşünülüyor.   Kaynak: ihlasSondakika.com

Süper ince iPad Eylül’de gelebilir

Teknoloji dünyasındaki yeni söylentiler, beşinci nesil iPad’in 2013 sonuna doğru tüketicilerle buluşacağı yönünde. Mashable’ın verdiği bilgiye göre, elektronik dünyasının tedarik zincirinde yer alan kaynaklar, iPad 5 için Temmuz ayında seri üretime geçileceğini ve Eylül ayında da piyasaya sürüleceğini iddia etti. Digitimes sitesi ise iPad’in sahip olacağı tasarım özelliklerine değindi. Öne sürülen bilgiler, iPad 5’in 24,6 cm (9,7 inç) genişliğinde ekranı ve 2048x1536 piksel çözünürlüğe sahip olacağı yönünde. Cihazın, iPad 4’ten 0.2-0.25 mm daha ince ve yüzde 25-33 daha hafif olacağı belirtildi. Ayrıca, iPad 5’in çerçevesinin daha ince olacağı, böylece LED ışıklandırmasını daha etkin kullanacağı öne sürüldü. Mashable, Apple’ın 2013’ün ikinci yarısından sonra iki tane de iPad mini piyasaya sürmeyi planladığını, sunulacak modellerden bir tanesinin Retina Display teknolojisine sahip olacağı öne sürüldü. Apple’ın Retina Display teknolojisi, sıvı kristal ekranlarda piksel yoğunluğunu artırarak özellikle artan mesafelerde görüntü netliğinin kaybolmamasını sağlıyor. Kaynak: ihlasSondakika.com

İşte Türkiye'nin silikon vadisi

Başbakan'ın, 'İstanbul'a da kurulacak” dediği Silikon Vadisi için özel teşvikler gündemde. Gebze Muallimköy veya Kurtköy civarında kurulacak Türkiye'nin Silikon Vadisi, hem serbest bölge, hem teknokent hem de Ar-Ge bölgesi sayılacak. Burada 3 bölgenin de teşviki geçerli olacak. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, "İstanbul'a silikon vadisi kurulacak" açıklaması ile gözler, Türkiye'nin Silikon Vadisi olacak Bilişim Vadisi'ne çevrildi. Habertürk'ün haberine göre, Bilişim Vadisi'ne yatırımcı çekmek için buraya özel teşvikler gündeme gelirken, uygulanacak teşviklere yönelik olarak da yeni bir çalışma başlatıldı. Buna göre Bilişim Vadisi'ne üçlü teşvik sistemi uygulanacak. Sanayi bölgesi statüsünde olan Bilişim Vadisi, hem teknokent, hem Ar-ge merkezi, hem de serbest bölgelere verilen teşviklerden yararlanacak. Böylece, vadide yatırım yapacak bilişim firmaları, her üç bölge için verilen teşviklerden faydalanacak. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından üzerinde çalışılan sisteme göre, Bilişim Vadisi'nde üçlü bir teşvik sistemi uygulanacak. Buna göre bir sanayi bölgesi statüsünde olan Bilişim Vadisi, aynı zamanda ar-ge merkezi, serbest bölge ve teknokent sayılacak. Böylece vadi, bu üç merkez için verilen desteklerden yararlanabilecek. Bütün firmalara yer tahsisi yapılacak. Firmalar, ar-ge ve teknoloji geliştirme çalışmaları nedeniyle gelir ve kurumlar vergisinden muaf tutulacak. Ar-ge personeli ve bu ar-ge personelinin yüzde 10'u kadar destek personeli için yüzde 100 gelir vergisi indirimi uygulanacak. Ayrıca primlerin 50'si devlet tarafından karşılanacak. Firmalar, damga vergisinden muaf olacak. 12 yıl KDV muafiyeti uygulanacak. Firmalar ayrıca atık su indirimine tabi tutulacak. Firmalar yaptıkları satışlardan da vergi ödemeyecek. MUALLİMKÖY VEYA KURTKÖY Bilişim Vadisi'nin Gebze Muallimköy'de veya Kurtköy'de yapılması öngörülüyor. Kurulacak vadinin en az 4 bin dekar büyüklüğe sahip olması öngörülüyor. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen Bilişim Vadisi'ne yönelik çalışmalara Ulaştırma, Kalkınma ve Çevre bakanlıkları ile TÜBİTAK, YÖK, KOSGEB, TOBB ve Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı da destek verecek. Özellikle Yatırım Ajansı, vadinin yurt dışında tanıtımı ve yatırımcı çekilmesi için çalışacak. Kaynak: ihlasSondakika.com

Emre'den Çok Sert İmalar!

Emre: “O tekmeyi ben atsam, Emre’yi idam sehpalarında asmıştınız. Haşa, bu ülkenin biricik evladı Zokora hakkında konuşmak benim ne haddime.” Tecrübeli futbolcu, Zokora ile yaşadığı pozisyon için “O tekmeyi ben atsam, Emre’yi idam sehpalarında asmıştınız. Haşa, bu ülkenin biricik evladı Zokora hakkında konuşmak benim ne haddime” derken maç için ise şunları söyledi: “Seviyemizin altında bir maç oldu. Çok dağınık bir rakiple oynadık. Ama bu bile yetti kupayı kazanmaya. Trabzon’dan çok çok daha iyiyiz. Önümüzdeki sene Devler Ligi’nde gidebildiğimiz yere kadar gitmek istiyoruz. Sahadaki sertliklerle ilgili bu ülkede konuşmaya gerek yok. Biz konuştukça, televizyon programlarında bazı kişiler ceplerini dolduruyorlar.” Kaynak: haber365.com

Aysal: Alper'in Gitmesi Umurumda Değil

“Kaçan şampiyonluktan sonra böyle gol atmaya çalışıyorlar. Onları anlıyorum. Biz ne yapacağımızı biliyoruz. Belirlediğimiz stratejiler ışığında transfer için çalışmalara devam edeceğiz.” G.Saray'ın kadrosuna katmasına kesin gözle bakılırken F.Bahçe’nin devreye girerek renklerine büyük oranda kattığı Alper Potuk konusunda sarı-kırmızılı ekibin başkanı Ünal Aysal çok rahat. Daha sezon bitmeden Eskişehir Başkanı Halil Ünal, G.Saray’ın milli oyuncu ile ilgilendiğini ve Alper’in şampiyona gitme ihtimalinin yüksek olduğunu bizzat açıkladı. Ardından taraflar arasında yapılan görüşmelerde Es-Es’in 8 milyon Euro artı Elmander’de ısrar etmesi, G.Saray’ın 5.5 milyon Euro’nun yanı sıra Culio ve Yiğit Gökoğlan’ı teklif etmesiyle açmaza giren transfer nal’ın pazartesi günü Ünal Aysal’ın sahibi olduğu Les Ottomans’ta sarı-kırmızılarla yaptığı görüşmelerin ardından tamamen boyut değiştirdi. AZİZ YILDIRIM BİZZAT BİTİRDİ Bu gelişmelerin ardından Alper’in yeni sezonda sarı-kırmızılı formayı giymesine kesin gözle bakarken, ezeli rakip F.Bahçe’nin devreye girmesi bütün dengeleri değiştirdi. Bizzat başkan Aziz Yıldırım’ın yürüttüğü operasyonun ardından Kanarya 6 milyon 250 bin Euro ve Orhan Şam ile Bienvenu’yu bonservisleriyle vererek ibreyi kendisine döndürdü. F.Bahçe önceki gün görüşmelerin başladığını Kamuyu Aydınlatma Platformuna da bildirirken, transfer sonlanması Alper ile yapılacak görüşmelere kaldı. F.Bahçe'nin bu hamlesi “G.Saray’a çalım” yorumlarının yapılmasına neden olurken Ünal Aysal aynı görüşte değil. Sarı-kırmızılıların başkanı Alper’in F.Bahçe’ye transfer olmasıyla ilgili olarak yaptığı değerlendirmede “Eğer Alper 1-2 milyon Euro’luk oyuncu olsa çok üzülürdüm. Sonuçta 6 milyon Euro sözkonusu. Takdir’i ilahi. F.Bahçe’nin aynı bölgede 5 oyuncusu vardı sırf bize gol atmak için 6. adamı aldılar. Kaçan şampiyonluktan sonra böyle gol atmaya çalışıyorlar. Onları anlıyorum. Biz ne yapacağımızı biliyoruz. Belirlediğimiz stratejiler ışığında çalışmalara devam edeceğiz” dedi. Kaynak: haber365.com

KUPA FENERBAHÇE'NİN

Ziraat Türkiye Kupası final mücadelesinde Fenerbahçe ile Trabzonspor karşılaştı. Mücadeleyi Fenerbahçe 9. dakikada Senegalli yıldızı Sow'un ayağından bulduğu golle 1-0 kazanarak Ziraat Türkiye Kupası'nın 51. sahibi olurken, üst üste 2. kez kupayı müzesine götürdü..! Skor : FENERBAHÇE 1-0 TRABZONSPOR Hakem: Fırat Aydınus Stat: Ankara 19 Mayıs Fenerbahçe: Mert, Gökhan, Yobo, Egemen (Dk.52 Bekir), Hasan, Mehmet Topal, Emre (Dk.76 Mehmet Topuz), Cristian (Dk.85 Caner), Kuyt, Sow, Webo Teknik Direktör: Aykut Kocaman Trabzonspor: Tolga, Serkan, Mustafa, Giray, Cech, Volkan (Dk.68 Henrique), Zokora (Dk.46 Aykut), Soner (Dk.84 Sapara), Adrian, Olcan, Halil Teknik Direktör: Tolunay Kafkas Sarı Kartlar: Zokora, Aykut, Tolga (Trabzonspor), Emre, Kuyt, Mert, Webo (Fenerbahçe) Gol: Dk.9 Sow (Fenerbahçe) NOTLAR.. NOTLAR.. Geniş güvenlik önlemi Fenerbahçe ile Trabzonspor kupa finali maçı öncesi, sonrası ve maç esnasında çok yoğun güvenlik önlemleri alındı. 5 binden fazla polis, 500'den fazla jandarma ve bine yakın özel güvenlik görevlisi görevlendirilirken 300 kadar sivil polis de statta taraftarların arasında yer aldı. Kolluk kuvvetleri ayrıca helikopterle de emniyetin sağlanması için sürekli 19 Mayıs Stadı üzerinde uçtu. İki takım taraftarı da tribünleri doldurdu Kupa finalinde iki takım taraftarları da yoğun ilgi gösterdi. Maç biletlerini günler öncesinden tüketen taraftarlar Ankara 19 Mayıs Stadı'nda tek bir koltuğu bile boş bırakmadı. Bakan Kılıç da maçı izledi Ziraat Türkiye Kupası finalini Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç ve Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç da izledi. Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ise karşılamayı izlemeye gelmedi. Yıldırım, İstanbul'da Alper Potuk ile transfer görüşmesi yaptığı kaydedilirken, Trabzonspor Başkanı Sadri Şener, karşılaşmayı tribünden takip etti. Zokora, Emre'nin elini sıkmadı Bu arada takımların tokalaşması sırasında Zokora, Emre Belözoğlu'nun elini sıkmadı. Geçen sene oynanan Fenerbahçe - Trabzonspor maçında Emre ile Zokora arasında gerginlik yaşanmış, Emre'nin Zokora'ya ırkçı söylemlerde bulunduğu iddia edilmişti. 19 Mayıs Stadı'nda 7. kupa maçı Ankara 19 Mayıs Stadı, tarihinde yedinci kez final maçına ev sahipliği yaptı. Ankara'daki tarihi stat, ikinci kez kupada tek maç üzerinden oynanan finale sahne oldu. Türkiye Kupası finallerinin çift maç üzerinden oynandığı tarihlerde Ankaragücü 4, Gençlerbirliği de 1 kez kupayı kazanmak için bu statta ter döktü. Stattaki tek maçlı ilk final ise geçen sezon oynandı. Fenerbahçe ile Bursaspor arasında oynanan final maçını sarı-lacivertliler 4-0 kazanarak, 29 yıl sonra kupayı müzesine götürmüştü. MAÇTAN DAKİKALAR 3. dakikada sol kanattan Olcay'ın ceza alanına ortasında kaleci Mert'i de geçen top, Volkan Şen'in önünde kaldı. Bu futbolcu da vuruşunu yaptı; ancak Egemen Korkmaz, meşin yuvarlağın önüne kendini atarak tehlikeyi uzaklaştırdı. 9. dakikada Moussa Sow, Fenerbahçe'yi 1 - 0 öne geçirdi. Bu dakikada kaleci Mert'ten aldığı topla orta sahaya kadar gelen Mehmet Topal'ın şık pasıyla kaleci Tolga ile karşı karşıya kalan Moussa Sow, sol ayağıyla yaptığı plaseyle topu ağlara gönderdi: 1 - 0. 18. dakikada sahasından çıkmakta zorlanan Trabzonspor'da Mustafa Yumlu'nun kısa düşen pasında kaptığı topla ceza alanına giren Mehmet Topal'ın vuruşunda meşin yuvarlak, yandan auta çıktı. 45+1. dakikada Fenerbahçe'nin kazandığı serbest vuruşta Cristian Baroni'nin yaklaşık 30 metreden şutunda kaleci Tolga, topu üstten kornere çeldi. İlk yarı da, Fenerbahçe'nin 1 - 0 üstünlüğü ile sona erdi. 47. dakikada Trabzonspor ikinci yarının ilk tehlikeli atağını geliştirdi. Volkan'ın pasında topu kontrol eden Adrian'ın yaklaşık 30 metreden kaleye gönderdiği sert şutta meşin yuvarlak direğin üstünden auta çıktı. 55. dakikada savunmanın hatasında topu önünde bulan Sow'un ceza sahası ön çizgisi üzerinden kaleye gönderdiği plase vuruşta meşin yuvarlağı son anda kaleci Tolga kornere çeldi. Kullanılan köşe vuruşundan sonuç çıkmadı. 58. dakikada Volkan'ın paslaşarak kullandığı serbest vuruşta topu önüne alan Adrian'ın ceza sahası dışından çektiği sert şutta top yandan az farkla auta gitti. 60. dakikada kaleci Mert'in degajında Halil'e çarpan top oyun alanı dışına çıktı. 63. dakikada çizgiye inen Sow'un çıkardığı topa Baroni'nin sağ çaprazdan gelişine sert şutunda meşin yuvarlağı kaleci Tolga son anda kornere çeldi. 67. dakikada Baroni'nin savunmanın arasına derinlemesine pasında topla buluşan Webo'nun yakın mesafeden kaleye gönderdiği topu kaleci Tolga kontrol etti. 70. dakikada Henrique'nin pasında topa gelişine sert vuran Olcan'ın şutunda meşin yuvarlak direğin dibinden auta gitti. 73. dakikada sağ taraftan çizgiye inen Hasan Ali'nin ceza sahasına gönderdiği topa yakın mesafeden gelişen yerden sert vuran Baroni'nin şutunda top direkten döndü. Dönen topu savunma uzaklaştırdı. 84. dakikada topla buluşan Halil'in yaklaşık 30 metreden kaleye gönderdiği top kaleci Mert'ten döndü. Dönen topa yine Halil'in sert şutunda topa direğin üstünden oyun alanı dışına çıktı. 86. dakikada Hasan Ali'nin kafasıyla indirdiği meşin yuvarlağı önüne alan Webo'nun, bomboş pozisyonda vuruşu zayıf kalınca meşin yuvarlağı kaleci Tolga kontrol etti. 88. dakikada Olcan'ın müsait pozisyondaki Sapara'ya pasını verdi. Sapara'nın ceza sahası ön çizgisi üzerinden kaleye gönderdiği meşin yuvarlak direğin üstünden az farkla auta çıktı. Karşılaşma 1-0 Fenerbahçe'nin üstünlüğüyle tamamlandı ve kupa sarı lacivertlilerin oldu..

Atatürk'ün Mirası Satılığa Çıktı

Mustafa Kemal Atatürk’ün, 1925′te kurduğu 1937′de ise vasiyet mektubu ile Hazine’ye emanet ettiği Atatürk Orman Çiftliği arazisinin bir bölümü, canlı bomba saldırısının ardından daha güvenli bir alana taşınmak isteyen ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’ne tahsis edildi. SALDIRIDAN SONRA YENİ YER ARANDI Milliyet’in haberine göre; ABD’nin Ankara Büyükelçiliği, DHKP-C’nin 1 Şubat’ta gerçekleştirdiği canlı bomba saldırısının ardından şehir merkezinde kalan elçilik binasının çevresindeki güvenlik önlemlerini üst seviyeye çıkarsa da daha güvenli bir alana taşınmak için harekete geçti. Büyükelçilik, bu kapsamda Türkiye’den arazi talebinde bulundu. Türkiye’nin de Atatürk’ün 1925′te kurduğu ve 1937 de “hiylesiz ve nefis gıda maddeleri temin eylemek” amacıyla kullanılması şartı ile Hazine’ye devrettiği Atatürk Orman Çiftliği arazisininin içindeki bir bölümü elçiliğe önerdi. ESKİŞEHİR YOLU ÜZERİNDE Ankara Mimarlar Odası Başkanı Ali Hakkan’ın veridği bilgiye göre; Ankara’nın Çukurambar semtindeki 6 bin 400 metrekarelik alan AOÇ tarafından 1983 yılında GAzi Üniversitesi’ne devredilmişti. 2010 yılına kadar boş kalan arazi ticari tesis kurulması için TOKİ’ye devredildi. TOKİ de söz konusu araziyi ABD büyükelçiliği’ne tahsis etmek için anlaştı. Tahsis edilen arazi; Ankara Eskişehir yolu üzerinde; Marriott Otel, Armada Alışveriş Merkezi, Ak Parti, ATO Kongre merkezinin bulunduğu bölge içinde yer alıyor. Bölge, arsa değeri açısından Ankara’nın en gözde yerleşim yerleri arasında bulunuyor. Ali Hakkan, “AOÇ, tüm mücadelemize rağmen ABD’ye peşkeş çekiliyor. Bunun bilgisini aldık. Ciddi bir mücadele kampanyası yürüteceğiz. AOÇ’ye karşı yürütülen ideolojik öfkenin boyutunu bu satış gösteriyor” dedi. Atatürk Orman Çiftliği’nin bazı bölümleri bir süre önce yapılaşmaya açılmış, arazi içinde yeni Başbakanlık yapılacağı iddiaları gündeme gelmiş ve bu durum birçok kesimden tepki görmüştü.   Kaynak: haber365.com

Konut Fiyatlarında Korkutan Artış

Ev almak isteyenleri korkutan rakamlar açıklandı.  REIDIN-GYODER Yeni Konut Fiyat Endeksi mart 2013 raporuna göre, yeni konut fiyatları geçen ay, 2012 yılının aynı dönemine göre yüzde 8,56 arttı. Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) ve REIDIN işbirliği ile yeni konutlara yönelik hazırlanan emlak endeksinin 2013 mart ayı raporu yayınlandı. Rapora göre, yeni konut fiyatları bir önceki aya göre yüzde 1,02, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,56 ve endeksin başlangıç dönemi olan 2010 yılı ocak ayına göre ise yüzde 29,30 oranında artış kaydetti. Mart ayında endeks bir önceki aya göre, İstanbul Avrupa yakasında yer alan markalı konut projelerinde yüzde 0,22, İstanbul Asya yakasında yer alan markalı konut projelerinde yüzde 1,00 oranında arttı. Endeksin başlangıç dönemine göre ise İstanbul Asya yakasındaki projeler Avrupa yakasına kıyasla 6,1 puan fazla artış gösterdi. Mart ayında bir önceki aya göre, 1 1 daire tipinde yüzde 0,08, 2 1 daire tipinde yüzde 0,99, 3 1 daire tipinde yüzde 1,11 ve 4 1 daire tipinde ise yüzde 1,52 oranında artış yaşandı. Metrekare bazında yapılan değerlendirmede yeni konut fiyat endeksinde bir önceki aya göre, 51-75 metrekare büyüklüğe sahip konutlarda yüzde 0,47, 76-100 metrekare büyüklüğe sahip konutlarda yüzde 0,57, 101-125 metrekare büyüklüğe sahip konutlarda yüzde 0,62, 126-150 metrekare büyüklüğe sahip konutlarda yüzde 0,71, 151 metrekare ve daha büyük alana sahip konutlarda ise yüzde 1,20 oranında artış gerçekleşti. "Yeni konut fiyatlarındaki artış, enflasyonun oldukça üzerinde" GYODER Başkanı Aziz Torun, rapora ilişkin değerlendirmesinde, "Mart ayına baktığımızda, yeni konut fiyatlarının şubat ayına göre yüzde 1,02’lik bir artış gösterdiğini görüyoruz. Bu artış yüzde 0,66 olan aylık enflasyonun oldukça üzerinde gerçekleşmiş. Bu durum önümüzdeki dönemde yeni konutlardaki fiyat artışının, yine enflasyonun üzerinde bir artışla devam edeceğini göstermektedir" ifadelerini kullandı.   Kaynak: haber365.com

TOKİ, Ankara’da bin 764 konut daha yapacak

Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi'nde yeni aşamaya geçildi. Yaklaşık 6 bin 500 gecekondunun yıkılarak yerine depreme dayanıklı 8 bin 152 konutun inşa edildiği bölgede 925 konutun inşası devam ediyor. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) bin 764 konutun daha inşası için ihaleye çıkıyor. Böylelikle Kuzey Ankara’da 10 bin 841 konut rakamına ulaşılacak. Başkent’in kuzey giriş kapısını oluşturan bölgede 2004 yılından itibaren TOKİ ile Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin ortaklaşa kurduğu TOBAŞ şirketinin müşavirliğinde yürütülen proje ile Ankara’nın imajına zarar veren gecekondular temizlendi. Proje, konumu, kapsamı, projelendirme süreci, hedef kitlenin büyüklüğü, teknik ve sosyal özellikleri, proje sürecinde yaşanan fiziki ve kültürel değişimler açısından en kapsamlı kentsel dönüşüm projesi olma özeliğini taşıyor. 7,5 milyon metrekare olarak belirlenen Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi uygulama alanının, 4 milyon metrekarelik birinci etabına Mart 2005’te başlandı. Temmuz 2005 – Aralık 2006 arasındaki bir buçuk yıllık sürede yaklaşık 6 bin 500 gecekondunun yıkımı gerçekleşti. Proje kapsamında 8 bin 152 konut hak sahiplerine teslim edildi. OSMANLI MAHALLESİ İNŞA EDİLİYOR Projenin bir diğer ayağında ise Osmanlı ve Selçuklu mahalleleri oluşturulması amacıyla planlama ve projelendirme çalışmaları yapıldı. Villa, dubleks konut, apartman ve teras evlerden oluşan toplam 925 konutun yapımı devam ediyor. BİN 764 KONUT İHALEYE ÇIKIYOR Proje kapsamında inşa edilecek bin 764 konut için TOKİ üç ayrı ihale yapacak. Konutlar 3+1 ve 4+1 büyüklüğünde planlandı. İdare birinci etapta 477 konut inşa edecek. Konutların 268’i 3+1, 209’u da 4+1 büyüklüğünde. Birinci etap 5 bloktan oluşacak. İkinci etapta ise 488 konut ile birlikte ünite merkezi ve kreş yapılacak. 6 bloktan oluşan konutların tamamı 3+1 niteliğinde olacak. Birinci ve ikinci etapta inşa edilecek konutların ihaleleri 26 Şubat 2013 saat 14.00’te gerçekleştirilecek.   CHA Kaynak: Yazete.com

O filmleri yeniden çekecek

Gösterisinin sinemalarda vizyona giren DVD'siyle gişede önemli bir başarı yakalayan Cem Yılmaz, çok özel bir projeye soyunuyor. ESKİLERE EL ATTI Uzun süredir sinemada ne yapacağı merak konusu olan Cem Yılmaz, eskilere el attı. Yeşilçam'ın unutulmaz eserlerinden dört film, Yılmaz'la yeniden beyazperdeye taşınacak. 4 FİLMİ YENİDEN ÇEKECEK Ertem Eğilmez'in kurduğu Arzu Film'in 50'nci yılı çerçevesinde çekilecek filmler şunlar: 'Süt Kardeşler', 'Banker Bilo', 'Şekerpare' ve 'Tosun Paşa'.     Kaynak: Yazete.com

Şahan'a müjdeli haber!

Şahan Gökbakar'ın Celal ile Ceren kabusu sona erdi! Film, internetteki en popüler sinema sitesi IMDB'de dünyanın en kötü filmleri listesinde birinci sıraya yerleşmişti. İnternetteki bir sosyal paylaşım sitesinin üyeleri organize olarak Celal ile Ceren'e 1 puan vermiş ve film 10 üzerinden 1.7 puan almıştı. Üyeler bununla da yetinmemiş, kötüler listesindeki diğer filmlere yüksek puan vererek Celal ile Ceren'in sıralamada yükselmesini sağlamıştı. Daha önce bu hareket için "Çok da tın, çok da fifi" diyen Şahan, film en kötü film olunca küplere binmişti. Ancak IMDB sitesi yönetimi filmin tamamen listeden çıkarılmasına karar verdi. Celal ile Ceren'in yapımcısı Çamaşırhane Film Yapım'dan da bir açıklama yapıldı: "IMDB sitesinde kullanılan yapılan oylamaların ilk günlerinde gelen oylar 10 üzerinden 7 beğeni puanı alan Celal ile Ceren, ilerleyen günlerde, kendilerini sözluk yazarı olarak nitelendiren, çesitli mesaj-panosu sitelerine üye olan, kimlikleri dahi belli olmayan kişiler tarafindan organize edilen planlı ve örgütlü bir saldırıya maruz kalmıştır. Planlı ve örgütlü sekilde kamuoyu fikrini yanıltmaya teşebbüs eden ve ticari itibarımızı zedelemeye çalışan, henüz kimlikleri belirsiz kişiler ve bu tip saldırı planlarına ev sahipliği yapan Internet siteleri imtiyaz sahipleri ve yöneticileri hakkında gerekli yasal islemler başlatılmıştır. Bu tip örgütlü hareketler, Internet üzerinde yapılmış olsa dahi, organize suç niteleği taşıdıkları bir gerçektir. Henüz kimlikleri belirsiz bu internet korsanlarını ve ev sahipliği yapan Internet sitelerini kamuoyu önunde kınıyoruz. Konuyu yeteri kadar araştırmadan eksik haber yapan Haber sitelerini de sorumlu olmaya davet ediyoruz. Planlı ve kötü niyetli şekilde organize edilen bu durumu , Celal ile Ceren sinema filminin ve diğer tüm Türk filmlerinin yapımında, dağıtımında ve gösteriminde emeği geçen tüm sinema sektörü çalışanlarına yapılmış bir saldırı ve çalışanların emeklerine saygısızlık olarak değerlendiryoruz. Kendi yaşadıkları ülkeye ihanet ederek, bir Türk filminin IMDb gibi uluslararası bir veritabanında beğeni notunu kötü niyetli ve planlı şekilde aşağıya çekmeye çalışanların, aslında Türk sinema sektörünün düşmanları olduğunu düşünüyoruz" Kaynak: Yazete.com

'Hükümet Kadın'a görkemli gala

Başrollerini Demet Akbağ ve Sermiyan Midyat'ın paylaştığı 'Hükümet Kadın' adlı filmin galası Mardin Mova Park Alışveriş Merkezi'nde yapıldı. Türkiye’de yaşanan barış görüşmelerini değerlendiren sanatçı Demet Akbağ ve Sermiyan Midyat, barış sürecine çok umutlandıklarını, bunun, herkesin istediği tek şey olduğunu ifade ettiler. Başrollerini Demet Akbağ ve Sermiyan Midyat'ın paylaştığı 'Hükümet Kadın' adlı filmin galası Mova Park Alışveriş Merkezi'nde yapıldı. Galaya Mardinlilerin ilgilisi yoğun olurken, filmin başrol oyuncusu Demet Akbağ, sinema salonunun girişinde çiçeklerle karşılandı. Programa; İçişleri Bakanı Muammer Güler, Mardin Milletvekili Abdurrahman Akdağ, Mardin Valisi Turhan Ayvaz katıldı. Gala öncesi basın mensuplarını sorularını cevaplayan Demet Akbağ ve Sermiyan Midyat barış için umutlu olduklarını ifade ettiler. Film hakkında konuşan Sanatçı Akbağ, şöyle dedi: ”Bugün bu filmde oynayan birçok sanatçımız burada galaya katıldı. Bu şehrin filmini bu şehirde seyretmek kadar güzel ve doğal bir şey yok. Sayın bakanımız da galaya katıldı. Bizleri sevindirdi. Güzel bir film oldu. İstanbul’da ve Ankara’da filmimizle ilgili çok güzel şeyler duyduk. Çok güzel film, salonlar dolu, bence Mardin halkını bizim kadar sevindirecek bir haber. Barış sürecine çok umutlandık, bence artık bu herkesin tek istediği tek şey barış ve şehre daha büyük bir huzurun hakim olması, çünkü geldiğimizde de birazcık turizmin yavaş yavaş gerilediğini görmüştük ve çok üzmüştü bizi, halk bundan çok şikayetçiydi, herkes bir kabuğuna çekilmişti. Ama ben bu kez çok umutluyum. Bence yöreyi en güzel ortaya koyan 1957 yılında Güneydoğu'da bir kadının belediye başkanı oluşu, zaten yörenin öneminin bir kere daha artırıyor.“ Sanatçı Sermiyan Midyat ise barışa bir nebze de katkı sunmanın gurur verici olduğunu belirterek, filmle ilgili zaten politika yapmamak için sanat yaptıklarını söyledi. Filmin aslında barış sürecini anlatan bir hikâye olduğunu ifade eden Midyat, ”Bütün emeğimiz, hayata bakış açımız, o politikayı anlatan bir film değiliz. Tamamen eğlenceyi, şamatayı ve o kardeşliği anlatan bir filmdir. Barış süreci olağanüstü ve umutlandırıcıdır. Bizlerin de bir nebze tuzu olsa bu çorbada, onur, gurur duyarız. Ben de bir Mardin Midyatlı olarak bundan daha da çok gurur duyarım. Umarım başladığı gibi yükselerek devam eder. Babaannemin hikayesi ile yola çıkarak böyle bir filmi çevirdik. Bölgede ilk ve en anlamlı gala oldu. Filmde 2 bine yakın Mardinli oynadı. Mardinli, Midyatlılar oynadı. Mardin’de eş dost herkes kapılarını bize açtı.“ şeklinde konuştu Galaya katılan vatandaşlar ise filmin Mardin’de çekilmesi ve galanın burada yapılmasının kendilerini sevindirdiğini ifade ettiler.   CHA Kaynak: Yazete.com

Devlet 'O Kafa'nın Peşinde

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, terörle mücadele şubesinden bir polisin kendisine kafa atarak burnunu kırdığını iddia ettiği Şafak Gümüşsoy’a 37 bin lira tazminat ödenmesine hükmetti. Kanuna göre tazminatın kusurlu polisten rücusu gerekiyordu, ancak polis memuru bulunamadığı için rücu işlemi gerçekleşmedi. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Sorumlu kolluk görevlisi bulunamadı. Rücu işlemi yapılamadı” dedi. EMNİYET 'ÖYLE BİRİ YOK' DEDİ Şimşek, CHP’li Sezgin Tanrıkulu’nun sorusuna verdiği yanıtta, Şafak Gümüşsoy’a ödemenin yapıldığını belirterek, tazminatın ihlali gerçekleştirenlere rücu işleminin gerçekleşmediğini ifade etti. Sorumlu kişilerin bildirilmesi halinde bu kişiler aleyhine yasa gereği rücuen tazminat davaları açıldığını kaydeden Şimşek, rücu işleminin gerçekleştirilememesini de “İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü’ne yazılan yazımıza cevaben kolluk görevlisinin bulunmadığı bildirildiğinden rücu işlemi gerçekleştirilememiştir” diye açıkladı. Kaynak: haber365.com

Öcalan Operasyonu'nun Perde Arkası

Abdullah Öcalan, 1998 yılında Suriye'den ayrılıp Atina'ya gittikten sonra Yunanistanlı ajan Savas Kalendiris'le tanıştı. Türkçe bilen Kalendiridis, Yunanistan'dan başlayıp, Rusya, İtalya, Tacikistan, Belarus ve Kenya'ya uzanan ve Türkiye'de noktalanan yurtdışı macerasında Öcalan'a en yakın isimlerden biri oldu. Kalederidis o günleri Iraklı gazeteci Noreldin Waisy'ye anlattı. Sizce Öcalan'ın Avrupa'dan Afrika'ya gönderilmesi bir Amerikan önerisi miydi? Evet önerinin arkasında Amerikalılar vardı. Çünkü Türkiye'nin Afrika'da güçlü bir etkinliği yok. Öcalan Afrika'ya gitmeyi reddetti. Bazı Kürtler Moskova'ya gitmesini önerdi. İtalya'da 66 gün kaldı. İtalyan hükümeti daha sonra ülkeyi terk etmesi için baskı yapmaya başlayınca Rusya'ya döndü. Bunun üzerine ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright Rusya'da Dışişleri Bakanı Yevgeny Primakov ile görüşerek Öcalan'ı sınırdışı etmelerini istedi. Ruslar Öcalan'ı Tacikistan'a götürerek onun Rusya'da olmadığını söylediler. Daha sonra da St. Petersburg'a götürdüler. Burada uçaktan bile indirilmedi. Her an Rus mafyasının muhtemel bir suikastına hedef olabilirdi. Neticede Rusya'dan da ayrılmak zorunda kaldı. Hükümetimiz Öcalan'a Yunanistan'a dönmemesini söylemişti. Fakat Öcalan buna uymadı, 29 Ocak 1999'da gizlice, Yunan arkadaşları ve destekçilerinin yardımı ve özel bir uçakla Atina'ya döndü. Siz Öcalan'la tekrar nasıl buluştunuz? Öcalan Atina Havaalanı'nda polise görünmeden VIP Salonu'na gitmek istedi. Ancak polis onu tanıdı ve istihbarata bilgi verdi. Öcalan'la nasıl başa çıkabileceğimizi tartışmak için acilen toplantı yaptık. Öcalan'ın gayrı resmi yollardan geldiğini ve durumu görmezlikten gelebileceğimizi söyledim. Ancak istihabarat şefinin yardımcısı bunu reddetti. Öcalan'ı arayıp, Atina'da bir evde bulduk. Sonra müzakerelerimiz başladı. Ne gibi istekleri oldu Öcalan'ın? 'Gidecek bir yerim yok ve burada kalmak istiyorum' dedi. Biz onu gizlice Libya'ya götürmeyi önerdik. Avrupa'dan arkadaşları Hollanda'ya gidip oradan siyasi sığınma isteyebileceğini söylediler. Hükümet Öcalan'ı Belarus'a götürecek bir uçak hazırladı. Oradan da bir kargo uçağıyla Hollanda'ya, Rotterdam'a gidilecekti. Bana da Öcalan'a eşlik etme emri verildi. Ancak başkent Minsk'te bizi alacağı söylenen uçak gelmedi. -17 derecede 8 saat bekledik. Öcalan'a eşlik edenler aynı kişiler miydi? Hayır bu kez bizimle birlikte Hollanda'dan iki avukat, Kıbrıslı bir işadamı ve Kürt bir kadın vardı. Uçak gelmeyince Atina'ya döndük. Korfu Adası'na gidip 2 gün kaldık. Hükümet bir Afrika ülkesine gitmesi için Öcalan'ı ikna etmeye çalıştı. Yunanlılar yakalanabileceğini bilmelerine rağmen neden Öcalan'a Afrika'ya gitmesini tavsiye ettiler? Çünkü başka şansımız yoktu. Muhtemelen bunu Yunanistan'a bunu dikte edenler de Amerikalılar'dı. Güney Afrika'ya yakın bir ülkeye gitmesini önerdik. Oradayken siyasi sığınma için gerekli hazırlıkları yapacaktık. Öcalan benim fikrimi sordu. Ona 'Başka seçeneğin kalmadığı için kabul etmelisin' dedim. Kabul etti. Bu ülke Kenya mıydı? Başta bunun Kenya olduğunu bilmiyordum, uçakta öğrendim. Kenya'ya giderken kaç kişiydiniz? Öcalan, Kıbrıslı işadamı, İsveç vatandaşı bir Kürt adam, Almanya vatandaşı bir Kürt kadın ve ben. Kenya'nın başkenti Nairobi'de bizi Yunan Büyükelçi karşıladı. Kontrolden geçmeden ülkeye girdik, doğruca Yunan elçiliğine gittik. Kenyalı yetkililerin haberi olmadı. Kaç gün kaldınız Kenya'da? 12 gün. Vardıktan bir gün sonra Güney Afrika Lideri Nelson Mandela'nın Yunan avukatını aradım. Süreci ayarlamak için G. Afrika'ya gitmem emredildi. Ancak Kenya hükümeti buna izin vermedi. Öcalan Kenya'daki elçilikteyken Yunan hükümetine baskı yapıldı mı? Kenya'ya varmamızdan birkaç gün sonra Yunan hükümeti büyük baskı altına alındı. Üst düzey bir Yunanlı yetkili krizi çözmemizi istedi. Öcalan'ı korumak durumunda olduğumuzu söyledim, Öcalan'ın başına kötü bir şey gelmesi hem Kürt-Yunan dostluğuna hem de Yunanistan'ın saygınlığına zarar verirdi. Sonuçta Öcalan nasıl kaçırıldı? Kaçırıldığı gün pazartesiydi. Aynı gün Kenya Dışişleri Bakanlığı Yunan elçiyi çağırdı. Tüm iletişim araçlarımız devre dışı bırakıldı. Elçiliği ablukaya aldılar. Elçimiz bakanlığa gitmeyi reddetti. Kenyalı yetkililer gerekirse elçiyi güç kullanarak götürmek üzere binaya geldiler. Gitmek zorunda kaldık. Bakanlıkta uydudan çekilen görüntüleri gösterip 'Öcalan'ın elçilikte olduğunu biliyoruz' demişler. Kenyalılar Öcalan'ı bir uçakla Hollanda veya Finlandiya'ya göndermeyi önerdiler. Elçi Atina'yı aradı, onlar da anlaşmamızı önerdiler. Kenyalı yetkililer, akşam saat 19.00'a kadar süre verdiler ve "Bu saatten sonra elçiliğe suikastçiler girebilir, sizi öldürüp Öcalan'ı kaçırabilirler, bundan sorumlu değiliz haberiniz olsun" dediler. Elçi Öcalan'a öneriyi açıkladı. Sadece iki saatimiz vardı. Öcalan 'Hadi gidelim, ne zamanımız ne de seçeniğimiz var. Arkadaşlarıma daha fazla yük olmak istemiyorum' dedi. Plana göre diplomatik plakası bulunan elçilik aracına binecektik. Araçla uçağın yanına kadar gidecek, ben araçtan inip uçağın içini kontrol edecektim. Uçak güvenliyse Öcalan'la birlikte uçağa binecek ve gitmek istediği ülkeye gidecektik. Ancak Kenyalılar bizi kendilerine ait 3 araca bindirdiler. Elçi ilkinde, Öcalan ortadakinde ve ben de 3'üncü otomobildeydim. Şoförler Kenyalı'ydı. Öcalan'ın bulunduğu otomobil yolda bizden ayrılınca şoförden Öcalan'ın bindiği otomobili takip etmesini istedik ancak bunu reddedip, havaalanında buluşacağımızı söylediler. Havaalanına varınca bir saatten fazla Öcalan'ı aradık ama bulamadık. Taksiyle elçiliğe döndük ve olayı Atina'ya bildirdik. Sonraki gün televizyondan Öcalan'ın kaçırıldığını öğrendik.   Kaynak: haber365.com

Harran Üniversitesi'nde Olaylar Devam Ediyor!

Kampüsten yükselen dumanlar dikkat çekti. İki gündür iki grup örgenci arasında çıka kavgalar bugün de devam etti. Çıkan olaylarda çok sayıda örgenci gözaltına alındığı olaylarda polis ekipleri yoğun güvenlik önlemleri aldı. Öte yandan üniversiteye giriş ve çıkışlar yasaklandı. Üniversite içinde gerginlik devam ediyor.   Kaynak: haber365.com

Cilde Maya ve Karbonat Maskesi

Soruların en önemlilerini sayarsak: Cildin kırışması, göz altı morluğu, gözaltı torbaları, kırışıklıklar, lekeler, sivilceler, çatlaklar... Bakımın ilk şartı temizliktir. Önce cildinizin derinlemesine temizlenmesini sağlamalısınız. Cilt her dakika milyonlarca ölü deri hücresi döker. Bu sorun için cildinize en eski yöntemlerden biri olan buhar banyosu uygulayabilirsiniz. Ardından bir toz bitkisel maske uygulayın. Maske kuruduktan sonra yıkadığınızda, cildinizin parladığını ve ölü hücrelerin arındığını göreceksiniz. CİLT TEMİZLİĞİ İÇİN ÖZEL BALLI KARIŞIM Cilt temizliği ve peeling için, eğer güzellikle ilgili shop'larda satılan toz halindeki maskeleri kullanmak istemiyorsanız, kendiniz de yapabilirsiniz. Onlarca doğal maske tarifi var. Her cilde uygun olanları bulunuyor. Nasıl yapılır? Normal ve kuru ciltlerin hem bakımı hem temizlenmesinde baldan faydalanabilirsiniz. İki çay kaşığı bal, yarım çay bardağı yoğurt, bir çay kaşığı greyfurt suyunu karıştırın. Karışımı cildinize sürün. Maskeyi 15 dakika sonra yıkayın ve nemlendirici uygulayın. MAYALI KARIŞIMLAR CİLTTE HARİKALAR YARATIR! Meyvelerden, çiçeklerden, hayvansal ürünlerden ve bitkilerden, hepsinden de anneannelerimiz ve annelerimiz yararlanırlardı. Ekmek mayası da bunlardan, hem de en değerli olanlardan biridir. Mayanın cilde yararları antik çağlardan beri biliniyor. Antik Mısır'da kadınlar onu güzellik kremi gibi yüze sürerlerdi. Ayrıca maya mikrop öldürücü bir madde olduğu için yara merhemi yerine de kullanırlardı, yaranın üzerine maya sürerlerdi. Mayanın içinde "CM Glukan" adlı bir madde vardır. Bu madde hücre yenilenmesini hızlandırır. Bağışıklık sistemini güçlendirir, yaraların iyileşmesini çabuklaştırır. Cilde esnek ve sıkılık sağlar. NASIL YAPILIR? Bir paket yaş mayayı birkaç damla süt ile karıştırın ve cildinize sürün. Kaskatı olunca yıkayın. Cilt için birçok doğal ürün kullanılır ama karbonat fazla bilinmez. Nasıl yapılır? Bir çay kaşığı maya, bir çay kaşığı karbonatı 10 damla su ile ıslatın. Bu malzemeyi sürün, 15 dakika sonra yıkayın. Maya gözeneklerinizi temizler, karbonat ise zaman içinde dert ettiğiniz lekelere veda etmenizi sağlar. MİKSERDEKİ LİMONLA MUCİZE MASKE Eğer cildiniz yağlıysa, derinize büyük bir özenle bakım yaparsanız tedavi ederseniz. Fazla yağların aşırı derecede alınması yağ bezelerini harekete geçirir ki, bu da enfeksiyonlara sebep olur. Yağlı bir cilde sahip bayanlar bunu genellikle cildin dayanıklı olması ile özdeşleştirirler ama değildir. NASIL YAPILIR? Yağlı cilt için 2 limonun kabuğunu soyun. Suyun içine koyun ve yarım saat bekletin. Sonra robotta püre haline getirin. Temizlenmiş cildinize sürüp, 10 dakika sonra suyla yıkayın. Kaynak: haber365.com

İşte Erkeklerin Evlenmek İstediği Kadınlar

Her kadın rüyalarının erkeğini bulup evlenmek ister ama bu her zaman söylendiği kadar kolay olmaz. O zaman biraz kopya çekin ve erkeklerin ciddi ilişki yaşamak istedikleri bir kadında aradıkları özelliklere göz atın... 1- Kendi hayatınız olmalı: Kendi ayakları üzerinde durabilen ve sosyal hayatını erkek arkadaşlarına göre düzenlemeyen kadınlar, kendilerine güvenen bir imaj çizerler. Bu da erkekleri en az dış güzellik kadar etkiler. Üstelik sadece erkek arkadaşınızla değil, ailenizle, arkadaşlarınızla ya da tek başınıza zaman geçirmeniz, ilişkinizin dengesi açısından da olumlu olacaktır. 2- İlk adımı atan siz olmayın: Bu, üzerinde çok tartışılan ama sonuca varılamamış bir konu. Bu nedenle ‘kaçan kovalanır’ kuralını izlemekte fayda var. Eğer ilk adımı siz atar ve buluşmaları siz ayarlarsanız, sizinle gerçekten mi ilgileniyor yoksa fırsatı mı kaçırmak istemiyor olduğunu asla öğrenemezsiniz. 3- Seksi olun, basit değil: İlişkinin ilk günleri, flörtün en yoğun olduğu zamanlardır ama bu dönemde ne fazla utangaç olmalısınız ne de fazla girişken… Aşırı seksi bir giyim tarzı ya da toplum içinde aşırı yakınlık göstermeler, elbette ki erkeklerin hoşuna gider ama ilişkiyi ciddiye almalarını da riske atar. 4- Değer verdiğinizi gösterin: Ona değer verdiğinizi göstermek için illa pahalı hediyeler almanıza ya da kendinizi ona adamanıza gerek yok. Günlük işlerinde ona küçük yardımlarda bulunarak da onu düşündüğünüzü gösterebilirsiniz. 5- Onu destekleyin: Arkadaşlarının ya da patronunun önünde egosunu tatmin edecek sözler söylemeniz, her zaman ona destek olduğunuzu hissetmesini sağlayacaktır. Yaptığı esprilere her zaman gülmeniz de aynı etkiyi yaratır. 6- Baskı yapmayın: Gün içinde sürekli onu aramak ya da gelecek planları yapmak isteyebilirsiniz ama kendinizi tutun. Bu tarz davranışlar, birlikte olduğunuz erkeğin kendini kapana kıstırılmış hissetmesine neden olabilir. Her şeyi ona söylemek zorunda değilsiniz, onu kendi haline bırakırsanız zaten planlar yapmaya başlayacaktır. Tabii sizi gerçekten istiyorsa… 7- Taviz vermeyin: Prensiplerinizden ödün vermeyin ve yapılan yanlış davranışlar karşısında sessiz kalmayın. Eğer aldatılmayı asla affetmeyeceğinizi bilirse, kendinize duyduğunuz saygı karşısında onun da size duyduğu saygı artacaktır. Aynı şekilde, evli ya da kız arkadaşı olan erkeklerle ilişkiye girmeyeceğinizi bilmesi de sizin için artı olacaktır. 8- İyi olanı seçeceğinizi bilsin: Her zaman dürüst ve güvenilir olduğunuzu ve hayatınızda da böyle insanlara yer vermek istediğinizi ona hissettirin. Eğer siz gideceğiniz yer hakkında yalan söylemiyorsanız, ondan da aynı davranışı beklemeyi hak ediyorsunuz ama önemli olan onun da böyle düşünmesi. 9- Aşk kadını olun: Evlilik için en önemli bağın aşk olduğunu düşünüyorsanız, bunu onun da bilmesini sağlayın. Onunla para, güven ya da prestij için beraber olmadığınızı bilmesi; size ve ilişkinize olan güvenini artıracaktır.   Kaynak: haber365.com

Göz Renginize Uygun Far Seçin

MAVİ GÖZLER Eğer gözleriniz mavi renk ise, göz farınızı seçerken mutlaka göz renginizden daha koyu tonlar seçin. Dumanlı bakışlar elde etmek istiyorsanız koyu göz farınızı siyah tonlarda bir renk ile birleştirin. Parlak bakışlar içinse turkuaz ve gümüş rengi tonlar tam size göre. YEŞİL VE ELA GÖZ RENGİ Eğer gözleriniz ela ya da yeşil renk ise size en uygun tonlar derin haki rengi, kayısı tonu, mor, kahverengi, erik ya da orman yeşili olacaktır. Bu tonlar gözlerinizi aydınlatacak ve güzelliğini ortaya çıkaracaktır. Menekşe moru ve mor tonlar ela gözleri yeşil gibi gösterir ve göz güzelliğini vurgular. KAHVERENGİ GÖZLER Kahverengi gözlere sahipseniz en güzeli bronz, bakır ve kahverengi tonlarınız tercih etmeniz olacaktır. Böylece gözlerinizi vurgulamış olursunuz. Ayrıca bej ve haki yeşili de gözlerinize ayrı bir güzellik katacaktır. Mavinin her tonu kahverengi gözlere çok yakışır. Bunu yanı sıra pembe ve kireç yeşili gibi tonlarla da farklı bir şıklık elde edebilirsiniz. DİĞER RENK GÖZLER Gözlerinizde klasik bir hava yaratmak istiyorsanız kömür rengi, lacivert veya gümüş rengi ile şık ışıltılar yaratabilirsiniz. Gözlerinize toz mavi bir far uygulamanız ise kaş kemiğinizi vurgular ve göz renginizi daha açık gösterir.   Kaynak: haber365.com

Rüya Tabirleri

Rüya Tabiri

Rüya Yorumları

Rüya

Şiir

Oyun

Yemek Tarifleri

Resim

Türkü Sözleri

Fıkralar

Haber

Haberler

Siyaset Haberleri

Spor Haberleri

Ekonomi Haberleri

Sağlık Haberleri

Eğitim Haberleri

Magazin Haberleri

Kadın Haberleri

Emlak Haberleri

Atatürk Şiirleri

Hikaye

Habertürk Gazetesi Oku

Hürriyet Gazetesi Oku

Akşam Gazetesi Oku

Sabah Gazetesi Oku

Fanatik Gazetesi Oku

Türkiye Gazetesi Oku

Zaman Gazetesi Oku

Fotomaç Gazetesi Oku

Bugün Gazetesi Oku

Milliyet Gazetesi Oku

Dünya Gazetesi Oku

Yeni Asya Gazetesi Oku

Radikal Gazetesi Oku

Sözcü Gazetesi Oku

Taraf Gazetesi Oku

Yeni Şafak Gazetesi Oku

Star Gazetesi Oku

Birgün Gazetesi Oku

Güneş Gazetesi Oku

Milli Gazete Gazetesi Oku

Erken rezervasyon 2015

kandil sözleri

Erken rezervasyon 2014

sevişmek nedir

omegle türkçe

Resimli kandil mesajları

regaip kandili mesajları 2013

regaip kandili mesajları

my little pony çizgi film izle

survivor duygu

pony çizgi film izle

Aşk Sözleri 2013

Güzel Sözler 2013

Anlamlı Sözler 2013

Ayrılık Sözleri 2013

Doğum Günü Mesajları 2013

Günaydın Mesajları 2013

İyi Geceler Mesajları 2013

Damar Sözler 2013

Kapak Sözler 2013

İyi Geceler Mesajı

Yalnızlık Sözleri 2013

Komik Sözler 2013

Kandil Mesajları 2013

survivor bozok

su döngüsü nedir

Asphalt 7 Heat indir

Küresel ısınma Nedir

Doğum Günü Sözleri

Bob Marley Sözleri

trotro türkçe

trotro izle

Sahibinden

Horlamaya Kesin Çözüm

Horlamaya 15 Dakika Da Kesin Çözüm

poni izle

Gta San Andreas Hileleri

Hz Muhammedin Hayatı



Copyright © 2012 Sendeyim.com | Tüm hakları saklıdır.
Tasarım & Kodlama Sendeyim.com