Ehli Beyt İle İlgili Güzel Sözler
İmanın tadını almak isteyen sevdiği kişiyi Allah için sevsin. Hz. Muhammed
Hz. Ali şehit olduğunda Muaviye şöyle dedi: İlim ve fıkıh Ali’nin ölümüyle ortadan kalktı.
Sıkıntı ve musibetlere karşı iki şey ile Rabbine sığın; Sabır ve Namaz.
Allah Resûlü’nün temiz ailesini ve şerefli neslini yani Ehl-i Beyt’ini sevmek de imanın gereği ve peygamber sevgisinin alametidir.
Ehl-i Beyt’i yani Peygamberimizin soyundan olanları, İmam Ali’yi, Hz. Fatıma anamızı, İmam Hasan ve İmam Hüseyin’i sevmek farzdır der.
Ayıbın en büyüğü, sende olan bir ayıpla başkasını kınamandır.
Dilini tutmadıkça hiç kimse günahlardan kurtulamaz.
Hüseyin’in başı gövdesinden kopartılırken, yüreğini dünyadan koparmayana yazıklar olsun! Ehl-i Beyt’e kılıçlar çekilirken ciğerinden ah çekmeyenlere vah olsun!
Ahlakını güzelleştir ki, Allah hesabını hafifletsin.
Çocuklarınızı üç haslet çerçevesinde terbiye ediniz: Peygamber sevgisi, Ehl-i Beyt muhabbeti ve Kur’an-ı Kerîm tilaveti.
Müslüman bir kimseden bir söz duyduğunuzda, onu en güzel şekilde yorun. Şayet güzel bir yorum yapamazsanız kendi nefsinizi kınayın.
Ahir zamanın en büyük fesadı zamanında, elbette en büyük bir müçtehit, hem en büyük bir müceddid, hem hâkim, hem mehdi, hem mürşit, hem kutb-u âzam olarak bir zat-ı nuraniyi gönderecek ve o zat da ehl-i beyt-i Nebevîden olacaktır.
Allah Teâlâ’ya muhabbeti olan kimseye her şey kolaylaşır.
Ahlakın ahlaksızların elinde oyunca olduğu bir toplumdan hayır bekleme.
Enes b. Malik buyuruyor ki; Rasulullah Hz. Ali ile Hz. Fatıma ‘yı evlendirdikten sonra 6 ay boyunca onları sabah namazına uyandırmak için o eve gider Ey Muhammed’ in Ehl-i Beyt’i! Allah size rahmet etsin. Namaz vakti geldi der ve onları namaza çağırdı.
Fedai der, böyle imiş kaderim, Dünya benim olsa şad olmaz gönlüm, Ehl-i Beyt aşkına eğridir boynum, yanıp tutuştuğum yar senin için.
Alçakça söylenen bir söze asla karşılık verme. Çünkü o sözün sahibinde daha nice alçak söz vardır. Hz. Ali
Size, sımsıkı sarıldığınız müddetçe benden sonra sapıtmayacağınız iki mühim emanet bırakıyorum. Biri diğerinden daha büyüktür. O da Allah’ın Kitabı’dır! Kuran, semadan yeryüzüne uzatılmış sağlam bir ip gibidir. Diğer emanet de ailem, Ehl-i Beyt’imdir. Kur’ân ve Ehl-i Beyt’im cennette havuzun başında benimle buluşuncaya kadar birbirlerinden ayrılmazlar. Benden sonra o ikisine karşı nasıl muamelede bulunduğunuza iyi bakın, dikkat edin! Tirmizi, “Menákıb”, 104.
O’nun Ehl-i Beyt’i, Nuh’un Gemisi hükmündedir. O gemiye binenler kurtulur. Ondan beri kalanlar karanlıklar deryasında boğulup giderler.
İnsanlara faydası olmayanları, ölülerden sayın gitsin.
Vay o vefasız ümmete ki Ehl-i Beyt’e zulümler reva gördüler ve Kerbela Çölü’nde Resûl’ün evlatlarına eziyet ettiler.
Allah’ı sevmek, imanın hakkıdır. Peygamber’i sevmek, Allah’ın hakkıdır. Ehl-i Beyt’i sevmek ise Peygamber’in hakkıdır.