Turan’ın ardından yılsonunda nikâh masasına oturması beklenen nişanlısı Kobal da reklam anlaşması yaptı. Kobal, Garnier Skin Naturals’ın ilk Türk marka yüzü oldu ve firmadan 250 bin dolar yani yaklaşık 460 bin lira aldı. Öte yandan Arda Turan’ın kardeşi Okan Turan, İspanya’ya giderken ağabeyinin isteği üzerine Türkiye’den kiraz ve erik götürdü. Kaynak: haber365.com
Akalın, bu akşam Bodrum Gümbet'teki Club Posh'ta vereceği konser öncesi Bodrum'da lüks bir otelde konaklıyor. Akşam vereceği dev konser için stres atan şarkıcı havuz başından poz vermeyi de ihmal etmedi.. Kaynak: haber365.com
Fransa'daki Bretange-Sud Üniversitesi'nden araştırmacılar, "genç ve sevimli" bir gönüllüden, sokağa çıkıp kızların ilgisini çekmesi istendi. Kızlarla konuşması, iltifat etmesi ve telefon numaralarını alması istenen genç, ilk 100 karşılaşmada yanında gitar, 100'ünde spor çantası ve diğer 100'ünde ise hiçbir şey bulundurmadı. Genç, yanında gitar olduğunda 31 kızın telefon numarasını almayı başarırken, spor çantalıyken 9 kızda bu "başarıyı" gösterebildi. Genç, yanında hiçbir şey taşımadığı karşılaşmalardaysa 14 kızın telefon numarasını elde edebildi. İsrail'de Ruppin Akademi Merkezi'nin yaptığı araştırma da benzer sonuçlar verdi. Bu araştırmada bilim adamları, bir genç gönüllüden iki Facebook hesabı oluşturmasını istedi. Genç, ilk hesabında gitar tuttuğu bir profil fotoğrafı yayımladı. Diğer hesabındaysa gitarsız fotoğrafını kullandı. Söz konusu hesaplar üzerinden 100 bekar genç kadına arkadaşlık talebi gönderildi. "Gitarlı gencin" arkadaşlık isteğini 50 kadın kabul ederken, diğer fotoğraf sadece 5 kadını "cezbetti". Aynı deneyi kadın gönüllüyle de yapan bilim adamları, erkeklerin karşı cinsin gitarlı ya da gitarsız olmasından "etkilenmediğini" gördü. Araştırmalar "Psychology of Music" ve "Letters on Evolutionnary Behavioral Science" dergilerinde yayımlandı. Fransa'daki Bretange-Sud Üniversitesi'nden araştırmacılar, "genç ve sevimli" bir gönüllüden, sokağa çıkıp kızların ilgisini çekmesi istendi. Kızlarla konuşması, iltifat etmesi ve telefon numaralarını alması istenen genç, ilk 100 karşılaşmada yanında gitar, 100'ünde spor çantası ve diğer 100'ünde ise hiçbir şey bulundurmadı. Genç, yanında gitar olduğunda 31 kızın telefon numarasını almayı başarırken, spor çantalıyken 9 kızda bu "başarıyı" gösterebildi. Genç, yanında hiçbir şey taşımadığı karşılaşmalardaysa 14 kızın telefon numarasını elde edebildi. İsrail'de Ruppin Akademi Merkezi'nin yaptığı araştırma da benzer sonuçlar verdi. Bu araştırmada bilim adamları, bir genç gönüllüden iki Facebook hesabı oluşturmasını istedi. Genç, ilk hesabında gitar tuttuğu bir profil fotoğrafı yayımladı. Diğer hesabındaysa gitarsız fotoğrafını kullandı. Söz konusu hesaplar üzerinden 100 bekar genç kadına arkadaşlık talebi gönderildi. "Gitarlı gencin" arkadaşlık isteğini 50 kadın kabul ederken, diğer fotoğraf sadece 5 kadını "cezbetti". Aynı deneyi kadın gönüllüyle de yapan bilim adamları, erkeklerin karşı cinsin gitarlı ya da gitarsız olmasından "etkilenmediğini" gördü. Araştırmalar "Psychology of Music" ve "Letters on Evolutionnary Behavioral Science" dergilerinde yayımlandı. Kaynak: haber365.com
O isim, Garanti Bankası'nın Ekonomik Araştırmalar Müdürü Ali İhsan Gelberi. Gelberi, 25 Aralık 2012 tarihinde attığı 'Bir 2013 yılı ekonomik kehaneti. Başbakanın Obama ile görüştüğü gün notumuz artacak' twiti ile bir anda finans dünyası arasında en popüler isimlerden birisi haline geldi. Peki Gelberi henüz Erdoğan'ın Obama ile görüşme takvimi bile belli değilken bu tahmini, hatta kehaneti nasıl yaptı? Gelberi, yaptığı açıklamada, öncelikle olayın bu kadar abartılacağını tahmin etmediğinin altını çizdi. BU TAHMİNİ NASIL YAPTI? Bu fikri kendisine diğer bir kredi değerlendirme kuruluşu olan Fitch Ratings'in not artımı öncesinde yaşanan sürecin verdiğini söyleyen Gelberi, bu tahmini nasıl yaptığını şu sözlerle anlattı: "Normalde Fitch'in yapacağı toplantıda not artırım kararı yerine görünüm düzeltme kararı çıkacakken, kurula ABD'den üç kişi getirildiğini ve kararın not artışı yönünde çıktığını okumuştum. Bu olay not artışı süreçlerinin siyasi olduğunu ve lobicilik faaliyetleriyle yapılabildiğinin bir göstergesi. Bakan Babacan da artık derecelendirme kuruluşları ile görüşmeyeceğini ve onları bürokratlara yönlendireceğini söylemişti. Hükümet notu onlarla görüşerek değil lobicilikle yükseltmeye çalışıyor ve bunda da başarılı oluyor. "Bunu Fitch'de de yaptılar Moody's'de de. Aslında Moody's, Obama-Erdoğan görüşmesi öncesi not artırmayı siyasi algılanabileceği gerekçesi ile istemezdi. Ama hükümet siyasi olarak bunu ister. Ben de bunları düşünerek 'Başbakan Erdoğan Obama ile görüştüğünde notumuz artar' dedim. Üstelik daha o zaman randevu tarihi bile belli değildi." TÜRKİYE'NİN LOBİCİLİĞİ MOODY'S'İ YENDİ Türkiye ile ABD arasındaki masada Suriye ve İran gibi çok daha önemli konuların olduğuna dikkat çeken Gelberi, "İki lider görüşeceği zaman öncesinde heyetler bir araya gelir ve ufak tefek sorunları halleder. Masaya oturulduğunda bu sorunlar bitmiş, temizlenmiş olur. Not artırımı da diğer konuların yanında ufak bir mesele. Dolayısıyla görüşmeden önce not artırım kararı alındı. Burada Türkiye'nin lobiciliği Moody's'e baskın geldi" diye konuştu. Gelberi, not artışının piyasalara etkileri konusunda ise, "Piyasalar bu sefer sert tepki veremiyor. Fitch de daha sert tepki vermişti. Çünkü piyasa şişmiş durumda. Ben bu rüzgar geçtikten sonra bir kar realizasyonu bekliyorum. Fakat sonrasında orta vadeli olarak tekrar yükseliş başlayacaktır" dedi. Gelberi bu sefer ki not artışının en önemli tarafının Türkiye'ye doğrudan yabancı sermaye girişinde tetikleyici rol oynaması olabileceğini de sözlerine ekledi. Kaynak: Hürriyet
Türkiye Denizcilik İşletmeleri AŞ'ye ait İstanbul Salıpazarı Liman Sahası'nın özelleştirme ihalesinin nihai pazarlık görüşmesi Ankara'da yapıldı. İhale 16.45'te başladı... 16.45: İhale Komisyon Başkanı Ahmet Aksu ihalede bir elemesiz turun ardından iki elemeli tur yapılacağını, bunun ardından kalan üç şirketle açık artırmaya gidileceğini söyledi. 16.48: Elemesiz turda kapalı zarf usulü verilen ilk teklifler toplanmaya başlandı. 16.50: Elemesiz turda en yüksek teklif 375 milyon dolar oldu. Elemeli turlara geçildi. 16.55: Birinci elemeli turda en düşük teklifi veren Polimeks-Folkart-Sembol Ortak Girişim Grubu elendi. En yüksek tutar 525 milyon dolar oldu. İkinci elemeli tura geçildi. 17.00 - İkinci elemeli turda en düşük teklifi veren Torunlar Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı AŞ elendi. Elemeli turların tamamlanmasıyla kalan üç şirketle açık artırmaya geçilecek. 17.02 - Açık artırma başlangıç fiyatı 701 milyon dolar, asgari artırım aralığı 1 milyon dolar olarak belirlendi. 17.03 - Doğuş Holding AŞ açık artırmaya başlamadan mola istedi. 17.06: Doğuş'un kararını beklemeden Alsim Alarko Sanayi Tesisleri ve Ticaret AŞ de mola istedi. 17.08: En yüksek teklif 702 milyon dolarla Doğuş Holding'in... 17.10 - Alsim Alarko Sanayi Tesisleri AŞ ihaleden çekildi. 17.10: Son teklifi sorulan Doğuş Holding 702 milyon dolarlık son teklifiyle ihalede en yüksek teklifi verdi. 17.20: İhaleyi 702 milyon dolarlık teklifiyle Doğuş Holding kazandı. -Galataport ihalesine toplam beş şirket katılmıştı- - Doğuş Holding AŞ - Alsim Alarko Sanayi Tesisleri ve Ticaret AŞ - Polimeks-Folkart-Sembol Ortak Girişim Grubu - Torunlar Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı AŞ - Global Yatırım Holding AŞ-Özak Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı AŞ-Delta Proje İnşaat Turizm ve Sanayi AŞ OGG TAKSİTLİ ÖDEME YAPACAĞIZ’ Doğuş Grubu CEO'su Hüsnü Akhan, ihale sonrası yaptığı açıklamada, taksitli ödeme seçeneğini tercih edeceklerini söyledi. Akhan’ın verdiği bilgiye göre anılan seçenekte yüzde 20 peşin, 2 yıl ödemesiz 4 yıllık sürede ödeme yapılabilinecek. Akhan 130 bin metrekarelik alandaki inşaatın 3 yıllık süreçte tamamlanacağını aktardı. Yatırım tutarının 350-400 milyon dolar seviyesinde olacağı açıklandı. LİMANIN ÖZELLİKLERİ Salıpazarı Liman Sahası 30 bin 175 metrekare açık alana ve 78 bin 810 metrekare kapalı alana sahip. Dört adet antreposu olan liman günde ortalama 11 gemi kabul edebiliyor. Limanın iskele uzunluğu ise 1.150 metre. İLK İHALEDE NE OLMUŞTU? Eylül 2005'te yapılan ilk ihale 49 yıllık işletme hakkını içeriyordu. İhalede en yüksek teklifi Royal Caribbean 4,3 milyar dolar ile vermişti. Ancak Danıştay ihaleyi Aralık 2005'te iptal etmişti. FİYAT NEDEN DÜŞTÜ? Galataport'un 8 yıl önce yapılan ihalesinde 49 yıllığına 3.5 milyar Euro'luk bir teklif verilmişti. Bugünki ihalede ise işletme hakkı 49 yıldan 30 yıla indirildi. Öte yandan bugünki ihalede ihalenin şartname ile bir önceki ihalenin şartname arasında da farklıklar bulunuyor. Anılan ihalede özelleştirilen alan daraltıldı. Kaynak: Mynet
Çağlayan, yazılı açıklamasında, Merkez Bankası Para Politikası Kurulunun (PPK) faiz indirimi kararını değerlendirdi. Merkez Bankasının önceki indirimin ardından bugün yaptığı son indirimle doğru bir adım daha attığını ifade eden Çağlayan, "Ama daha öncede ifade ettiğim gibi bu doğru olduğu kadar geç kalmış bir adım" ifadesini kullandı. Neden geç kalındığına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Çağlayan, şunları kaydetti: "Birincisi 2012'de iç talep bu kadar zayıflatılmadan bu ortam yaratılabilirdi, yaratılmalıydı. 2013'ün 1. çeyreğinde de büyüme zayıf gelecek. Çünkü iç talep hala zayıf. İkincisi, dış konjonktür faiz indirimlerine son derece uygun. Bütün aktörler faiz indirirken biz yerimizde kalırsak göreceli olarak faiz artırmış sayılırız. Sadece son bir ayda Avrupa Merkez Bankası, Güney Kore ve Avustralya Merkez Bankaları da faiz indirdi. 1. çeyrek büyümesinin düşük geleceğini biliyoruz. Yıl sonu OVP hedefini yakalamak için büyümenin hızlanması gerekiyor. Türkiye 2012'de net ihracat kanalından büyüdü. Ancak 2013'te uluslararası ticaret geçen yıla göre daha da zayıf seyrediyor. Net ihracatın 2013 genelinde büyümeye katkısı, 2012'deki kadar güçlü olmayabilir. Bu nedenle, iç talebin 2012'de büyümeye vermediği katkıyı 2013'te vermesi gerekiyor." "İHRACATTA HEDEFE ULAŞACAĞIZ" Çağlayan, ilk çeyrekte net ihracatın büyümeye pozitif katkı vermeye devam edecek gibi göründüğünü, pek çok ülkenin ihracatında gerileme olmasına rağmen, Türkiye'nin ilk 3 ayda mal ihracatının yüzde 5, hizmet ihracatının yüzde 25 arttığını belirtti. Bunu yıl geneline taşımayı hedeflediklerine işaret eden Çağlayan, 2013 Orta Vadeli Program (OVP) hedefi olan 158 milyar dolar mal ihracatı hedefine ulaşılacağını, hizmet ihracatının ise 50 milyar dolara yaklaşacağını kaydetti. İlk çeyrekte zayıf görünen iç talebin canlanması gerektiğine dikkati çeken Çağlayan, açıklamasında şu görüşlere yer verdi: "Bu anlamda faiz indirimini doğru buluyorum. Daha önce de söyledim, frene fazla basıldı. Bu nedenle 2012'de büyüme yüzde 2,2'de kaldı. İç talep daralırken, ekonomimiz net ihracat yoluyla büyüdü. Bu kadar fren yapmamış olsaydık, yavaşlamamış olsaydık daha çok büyür, daha fazla istihdam yaratabilirdik. Önceki dönemde faizleri bu kadar yüksek tutarken, yaptığımız ikazlara dikkat edilseydi, yavaşlama bu derece olmazdı. Biz piyasa ile iç içeyiz. Sadece sayısal göstergelerle değil, fiili durumla reel piyasayı izliyoruz. Bugünlerde deniyor ki; 'cari açık veren ve tasarrufları düşük bir ekonomi, daha ne kadar faiz indirebilir-' Normal bir süreçte değiliz. Bu söylenenler dünya ekonomisi normal bir süreçten geçiyor iken söylense amenna. Şu anda bütün dünya faizleri indiriyor. Dünya yüzde 1-2 faiz verirken, biz 7-8 faiz verirsek kendimize zarar veririz. Bizim de faizlerimiz tüketimi aşırı derecede kışkırtmayacak ve yabancı sermaye girişlerini cazip tutacak asgari seviyeye inmeli." "BAŞBAKAN ERDOĞAN DA FAİZLERİN YÜKSEK OLDUĞUNU İFADE ETMİŞTİ" Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da defaatle faizlerin yüksek olduğunu ifade ettiğini, kendisinin de aylardır Merkez Bankasına bunu işaret ettiğini hatırlatan Çağlayan, bugünkü indirimin gecikmiş de olsa çok doğru bir adım olduğunu, çünkü daha fazla üreterek, daha fazla ihracat yaparak büyümenin gerçekleşeceğini belirtti. Çağlayan, bu faiz indiriminin, banka kredilerinin maliyetlerini düşürmesi, yatırım yapacak şirketlerin finansman maliyetlerini aşağı çekmesi gerektiğine dikkati çekerek, "Teşvik sistemini şirketler bankalardan kredi kullanamasın diye hazırlamadık" görüşünü kaydetti. Ancak bankaların gerek kredi maliyetleri gerekse de daha önce alınan kredileri kapatıp yeni kredi çekerken uyguladıkları kapatma komisyonlarının yeni yatırımları zorlaştırdığına işaret eden Çağlayan, "Ben faizlerin düşmesini tüketime yönelik krediler patlasın diye değil, yatırımlar canlansın diye istiyorum. Tüketim kredilerindeki aşırı hızlanma hem cari açığı hem enflasyonu negatif etkiliyor" ifadelerini kullandı. Kaynak: haber365.com
Uzmanlar bu yöntemin bazı nörolojik hastalıkların tedavisinde de kullanılabileceğini söylüyor. Yapılan bir araştırmada matematik yeteneğinin beyne elektrik verilmesiyle geliştirilebileceği ileri sürüldü. Bilim insanları beyne zarar vermeyecek şekilde kısa süreli elektrik verilmeli yoluyla kişinin aritmetik kapasitesinin artırılabileceğini söylüyor. Araştırmada gönüllülere beş gün boyunca günde 20 dakika hızlı titreşimli elekrtik akımı verildi. Sonra göüldü ki hesapları çözmede yetenekleri yüzde 28 arttı. Oxford Üniversitesi uzmanları yüksek frekanslı elektrik akımının beynin matematiksel becerisini artırdığını belirtti. Current Biology dergisinde yer alan araştırmada uzmanlar bu yöntemin nörolojik hastalıkların tedavisinde de kullanılabileceğini kaydetti. Transkrandiyal Rastgele Gürültü Uyarısı (TRNS) adı verilen bu teknik beynin hedeflenen bölgesine uygulanıyor. Uzmanların bildirdiğine göre bu teknik kişiye acı vermiyor. Araştırmada 51 öğrenci iki gruba ayrılarak deney yapıldı. Dr. Roi Cohen Kadosh yaptığı açıklamada "Bizim nöro görüntü sonuçlarımız, TRNS'nin artırılmasının beyindeki etkiyi de artırdığını ve bu bölgenin kendine yetecek oksijen ve besini sağladığını gösteriyor.'' Uzmanlar bu yöntemin ileride klinik olarak ispatlanması için çalışmaları hızlandıracakalrını belirtti. Kaynak: ihlasSondakika.com
Kalça ağrısının, kireçlenmenin en belirgin özellikleri arasında yer aldığı belirtildi. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Sedat Şahin, yorgunluk, bacakların üzerinde duramama ve çeşitli hareketleri yapamama şeklinde tarif edilen ağrının, sıklıkla kasık ve uyluk ön yüzünde hissedildiği, aktivite ile artarken istirahatte azaldığını söyledi. Op.Dr.Şahin, “Ağrı, hastalık ilerledikçe istirahatte ve geceleri rahatsızlık vermeye başlar. Kalçada periyodik olarak ortaya çıkan ağrı, gittikçe şiddetlenir, ağrısız dönemler kısalır ve zamanla devamlı hale gelir” dedi. Kalça kireçlenmelerinin ilerleyen dönemlerinde fonksiyonel kısıtlılık gözlemlendiğini kaydeden Op.Dr.Şahin, "Fonksiyon kaybı kalça eklemindeki hastalığın ilerlemesine bağlı olarak gelişen eklem yüzeyindeki düzensizliğin artması, kas spazmı, kapsül ve çevre yumuşak dokudaki kontraktür ve osteofitler nedeni ile olabilir. Hastalık ilerledikçe kalçada deformasyon başlar ve topallama daha da belirginleşir. Yürümek ve özellikle merdiven inip çıkmak zorlaşır. Kalça kireçlenmesi çoğunlukla tek taraflıdır. Ancak, tek bir taraftaki kalça kireçlenmesi, ilerleyen zamanlarda diğer kalçayı etkiler. Fonksiyonel kısıtlılığı ölçebilmek için yürüme mesafesi, baston kullanıp kullanmama, merdiven inip çıkma, ayakkabı çorap giyme gibi günlük aktiviteler sorgulanır” diye konuştu. PROTEZ OPERASYONU SEÇENEĞİ Kalça kireçlenmesi tedavisinde radyolojik değerlendirilmeden de yararlanıldığını anlatan Op. Dr. Sedat Şahin, şunları söyledi: “Ancak, orta veya ileri derecede gelişmiş radyolojik değişiklikler tek başına cerrahi endikasyonu belirlemede yeterli olmayabilir. Bu nedenle hastanın şikâyetleri göz önünde bulundurularak ek araştırmalar da yapılmaktadır.” Kalça eklemi kireçlenmesinin medikal tedaviye rağmen geçmemesi ve günlük yaşamı engelleyecek kadar rahatsız etmesi durumunda protez ameliyatı ile tedavi edildiğini ifade eden Op.Dr.Şahin, ”Protez, kalçada eklem yapan iki kemiğin eklem yüzeylerinin kesilerek çıkarılması ve bu yüzeylerin metal ve plastik parçalar ile kaplanmasıdır. Total kalça protezinde en sık karşılaşılan soru; yapılan kalça protezinin ne kadar ömrü olduğudur. Burada hastanın kişisel özellikleri; yaş, cinsiyet, ağırlık ve hareket seviyesi belirleyicidir. Başarı ile gerçekleşen operasyonların ardından hastalar protezlerini 20-30 yıl kadar kullanabilmektedir. Deneyimli ekip, kaliteli protez seçimi, hasta doktor uyumu ve önerilerin tam yerine getirilmesiyle daha başarılı sonuçlar elde edilmektedir” dedi. Kaynak: ihlasSondakika.com
Projeleriyle koruyucu sağlık hizmeti ve kronik hastalıkların yönetimine katkı sağlayan Etkin Eczacılık Derneği üyeleri, yaz boyunca sürecek kampanya ile güneş ışınlarının hangi ilaçlarla etkileşime girdiğinde zarar vereceği konusunda halkı bilinçlendirmeyi hedefliyor. Etkin Eczacılık Derneği, iki yıldır diyabet riskine ve sigaranın zararlarına dair üye eczanelerde broşür, afiş ve danışmanlık hizmetiyle sağlıklı toplum bilinci için çalışmalar yapıyor. Derneğin Başkanı Ecz. Ayşegül Yıldız, eczacılık mesleğinin sadece ilaç sağlayıcı rolü olmadığını belirterek, “Eczacılar en kolay ulaşılabilen sağlık profesyonelleridir. Bu durum bizlere koruyucu sağlık hizmetlerinde ve kronik hastalıkların yönetilmesinde akıllı ilaç kullanımı ve danışmanlığı sorumluluğunu da yüklüyor. Sağlıklı toplumun, daha hastalıklarla tanışmadan yaşatılacağına inanıyoruz” dedi. GÜNEŞTEN DOĞRU YARARLANMAK ÖNEMLİ ‘Güneşi sevin, etkin korunun' temalı yaz kampanyasını Türkiye'nin birçok şehrindeki üye eczanelerde başlattıklarını söyleyen Yıldız, “Bazı antidepresanlar, antibiyotikler, doğum kontrol ve hormon ilaçları, D vitamini ve kalsiyum mekanizması üzerine etkisi olan güneş ışınlarına karşı hassasiyetlere ve cilt lekelenmelerine yol açıyor. Güneş koruyucusu yaşa ve cilt rengine göre seçilmeli ki yaşlanmanın izleri azaltılsın. Çünkü güneşten gelen UVB ve UVA ışınları cildin erken yaşlanmasına ve DNA hasarına yol açmaktadır. Güneş ışınlarının olumsuz etkilerinden; güneş koruyucular, şapka ve akıllı ilaç kullanımıyla korunabilirsiniz. Sadece yaz aylarında değil, dört mevsim korunmak gerekiyor. Bu bilgiler üye eczacılarımız tarafından halkla birebir paylaşılıyor. Bu konuda bir farkındalık yaşatmaya çalışıyoruz” ifadesini kullandı. Kaynak: ihlasSondakika.com
Tüketici Yararına Araştırma Derneği (TÜYADER), otomobil satış sitelerine verilen ilanların birçoğunun gerçek dışı olduğunu belirterek bazı tüketicilerin de kandırıldığını açıkladı. TÜYADER'den yapılan yazılı açıklamada, otomobil satışı için kurulan ve otomotiv pazarına hitap eden internet sitelerinin çok fazla olduğuna dikkat çekildi. Bu sitelerden herkesin ücretli veya ücretsiz olarak aracını ilan vererek satışını yapabildiği belirtilen açıklamada, kullanışlı ve ekonomik olan bu sitelere alıcı ve satıcı olarak talebin yoğunluğuna dikkat çekildi ancak bu otomobil satış sitelerine verilen ilanların birçoğunun gerçek dışı olduğunun altı çizildi. Açıklamada, bu nedenle kandırılan tüketicilerin de çok fazla olduğu ifade edilerek, bunun yanında sahte ilanların, otomobil satışını gerçek anlamda doğru yapan işletmeleri zor durumda bıraktığı vurgulandı. Açıklamada, şunlar belirtildi: "Yoğun talep gören bu internet sitelerinin yakın zamanda böyle devam etmesi halinde inandırıcılığı ve tüketicinin talebi kalmayacak. Oysa kullanışlı ve ekonomik olan bu sistemin bitmemesi gerekiyor. Alınması gereken başlıca önlem, tüketici güvenini sağlayacak bir sisteme kavuşturulmasıdır." Kaynak: ihlasSondakika.com
BMW Group, elektrikli araç markası 'i' serisi ile atağa kalkmaya hazırlanıyor. Markanın premium elektrikli modeli i3, bu yılın sonunda Avrupa'da satışa sunulacak. BMW i3, ülkemize 2014 yılı sonunda gelecek. 4 koltuklu i3'te 170 beygir güç üreten batarya yer alıyor. Elektrikli otomobil maksimum 150 km/s hıza ulaşabiliyor. Şirket Başkanı Dr. Norbert Reithofer, seri üretim öncesi ilk BMW İ3'ün geçtiğimiz günlerde Leipzig'deki üretim hattından indirildiğini hatırlatarak, "BMW İ3 2013 yılı sonlarında gerçeğe dönüşecektir. Sürdürülebilir olmaya inanıyoruz. Birçok müşterimiz şimdiden, alışkın olmadıkları bir teknolojiye sahip BMW İ3'e ilgilerini açıkça ifade ediyor" dedi. Cenevre Fuarı'nda da tanıtılan BMW İ3 konsepti, dört koltuğu, geniş açılan kapılan, yaklaşık 200 litrelik bagajı ve 170 HP güç üreten elektrik ünitesiyle sıfır emisyonlu bir şehir otomobili olarak ön plana çıkıyor. Kaynak: ihlasSondakika.com
1 Ocak'ta yürürlüğe gören yasal düzenleme doğrultusunda hız sınırını yüzde 10-30 aşan sürücülere 166 lira, yüzde 30'dan fazla aşanlara ise 343 lira para cezaları uygulanıyor. Azami olarak otomobiller için otoyollarda 120, duble (bölünmüş) yollarda 110, şehirler arası çift yönlü karayollarında 90 kilometre hıza izin veriliyor. Bu hızlara "yüzde 10 tolerans" eklendiğinde otomobil için duble yoldaki en yüksek hız, 121 kilometre oluyor. Bir otomobil sürücüsü bu yolda 122 kilometre hızla radara girdiğinde 66 lira cezayla karşılaşabiliyor. Sürücüler, adeta korkulu rüyaları olan radarlara girmemek için uzun yolculuklarda dikkatli hareket etse de zaman zaman kendi kontrolleri dışında hız sınırlarını aştıkları için cezaya maruz kalabiliyor. Bazı durumlarda sürücüler, belirtilen hıza ulaşmadığını söylese bile "hata payı" ya da "sapma" yüzünden ceza ödemek zorunda kalıyor. Trafik polisleri, itiraz eden sürücülere, kendilerine sunulan toleransı hesaba katmadan yasal limitlere dikkat ederek yollarda seyretmeleri konusunda uyarılarda bulunuyor. "120 kilometreyle giden araç, 125 kilometreyle radara girebilir" Bayrakçeken, yaptığı açıklamada, kara taşıtlarının hız göstergelerindeki hata paylarının, sürüş sırasında göz önünde bulundurulması gerektiğini söyledi. "Yol, hız, eğim gibi parametrelerin göz önüne alındığı ve rüzgar gibi dış faktörlerden arındırılmış olarak ölçüm yapılabilen kalibreli cihaz" diye nitelenen şasi dinamometresiyle yaptıkları ölçümlerde, taşıtların hız göstergelerinde saatte 70 kilometre görünen hızın, 68 ya da 72 kilometre olabildiğini belirten Bayrakçeken, şöyle konuştu: "Bu, sistemdeki hata payı ya da sapmanın karşılığıdır. Normalde hata payları yüzde 5'e kadar çıkabilmektedir. Lastiğin tırnak derinliği, çapı, zemin durumu, yuvarlanma direnci, sürtünme katsayısı, kayma, rüzgar gibi birçok faktör aracın hız göstergesi ile gerçek hızı arasındaki farkı ortaya çıkarabilir. Taşıt dinamiğini etkileyen taşıt boyutu, viraj, güç aktarma organları gibi parametre sayısı fazladır. Hız da bu parametreler içinde önemli bir yer tutar. Bu faktörler anlık değişebilir. Bu yüzden hız göstergesine göre 120 kilometreyle giden araç, 125 kilometreyle radara girebilir. Tam tersi durum da yaşanabilir. Sürücülerin özelikle duble yollarda dikkatli olması ve 115'i geçmemesi, en azından kendilerine sunulan yüzde 10 toleransı hesaba katmadan hızlarını ayarlamasını öneriyoruz." "Göstergelerin aralıklarla kalibre edilmesini öneriyoruz" Balıkesir Küçük Sanayi Sitesi'nde faaliyet gösteren bir oto elektronik firmasının sahibi Mehmet Saygıner de araçların hız göstergelerinde hata payının yüzde 10'a ulaşabileceğini ifade etti. Bu durumun, sürücüleri yanıltabildiğini dile getiren Saygıner, araçlar kullanıldıkça göstergeler kalibre edilmediği için gerçek hızın ölçümünde sorunlar yaşanabildiğini anlattı. Sürücülere, özellikle şehirler arası karayollarında en yüksek hız limitinin altında araç kullanmasını öneren Saygıner, şunları kaydetti: "Göstergedeki hız ile radarda ölçülen hız arasındaki fark, aracın birçok özelliğine göre değişebilir. Genellikle ana etken, göstergelerin ayarlarının bozulmasıdır. Göstergelerin aralıklarla kalibre edilmesini öneriyoruz. Radara yakalanmamak için örneğin duble yollarda 115 kilometre hızın üzerine çıkılmamalı. Birçok sürücü, toleransı da ekleyerek 121'e kadar çıkıyor. Hata payıyla hız 125 ölçüldüğünde ise itiraz ediyorlar. En iyisi yavaş gitmek." Kaynak: ihlasSondakika.com
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD gezisinde sürprizi Başbakan yardımcısı Bülent Arınç yaptı. Her ne kadar daha önceden bazı söylenti ve beklentiler olsa da; Arınç Washington temaslarının ardından Pennslyvania’ya giderek, Fethullah Gülen'i ziyaret ettti. Arınç en son Washington’a, geçtiğimiz genel seçimlerin hemen öncesinde 2011 yılının Nisan ayında gelmişti. O gezisinde Arınç, New York ve Washington'da görüşme ve toplantılara katılmış, o sırada da Gülen’i ziyaret etmişti. O ziyaretin iki kesim arasında bulunabilecek bazı olası problemleri çözmede etkili olamadığı genel kanısı yaygındı. Arınç’ın bu ziyarette, Gülen'e medya üzerinden mesajlaşılmanın yanlış sonuçlar ortaya çıkardığından bahsettiği öğrenildi. Ama Arınç'ın aynı zamanda Gülen'e saygı ve sevgi taşıdığı biliniyor ve bu ziyaretin insani münasebetler açısından da yapıldığı öğrenildi. Ziyaret, Başbakan Erdoğan’ın malumatı dahilinde gerçekleşti. ABD’de Vatan’ın ulaştığı Gülen hareketine yakınlığıyla bilinen kaynaklar gezi ve bilgi ile ilgili yorum yapmadı. Kaynak: haber365.com
Çayırova İlçe Teşkilatının düzenlediği 14. Danışma Toplantısı'na,Kocaeli milletvekilleri İlyas Şeker, Azize Sibel Gönül, Mehmet Ali Okur, Fikri Işık, İl Başkanı Mahmut Civelek, eski İstanbul milletvekili, AK Parti MKYK üyesi Lokman Ayva ve çok sayıda partili katıldı. TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı, Kocaeli Milletvekili Fikri Işık, yaptığı konuşmada, çözüm süreciyle birlikte Türkiye'nin ayağındaki son prangayı kırdığını söyledi. "30 küsür yıldır canlarımıza mal olan, hayatımızın en değerli varlığımızı ortadan kaldırmayı hedef alan, ülkenin birliğine ve berberliğine kasteden terör artık son buluyor" diyen Işık, şunları kaydetti: "Bunu başaran liderin ismi, Türkiye Cumhuriyeti tarihine altın harflerle yazılacak. İnanıyoruz ki bu lider, Recep Tayyip Erdoğan olacak. Bu sürecin kazananları olacak. En başta milletimiz... Yavrusunu askere gönderecek her annemiz, bu süreçten kazançlı çıkacak. Bu ülkede huzur olsun, barış olsun, kardeşlik olsun diyen herkes bu süreçten kazançlı çıkacak. Ama bu sürecin sonunda bir de kaybedecekler var. Türkiye'de, uyuşturucu kaçakçıları kaybedecek. Silah kaçakçıları, insan kaçakçıları kaybedecek. Bir de bu sürecin karşısında duran ve bu sürecin başarılı olmaması için siyaset yapanlar kaybedecek." Konuşmaların ardından, çözüm sürecine destek vermek amacıyla AK Parti'ye üye olan 567 kişiye parti rozetleri, protokol üyeleri tarafından takıldı. Kaynak: ihlasSondakika.com
Kılıçdaroğlu, iş adamlarıyla bir araya geldi. Türkiye'nin Suriye konusunda yanlış politika izlediğini savunan Kılıçdaroğlu, Suriye'deki radikal unsurların Türkiye'ye getirildiğini iddia etti. Kılıçdaroğlu, "Onlara kamp yeri açtık. Ellerine silah verdik. Ceplerine para koyduk. Burada eğitip Suriye'ye kardeşini öldürmeye gönderdik. Komşuda çıkan yangını söndürmezsek o yangın bize de sıçrar. Nitekim sıçradı. Bütün komşularımızla barış içinde olmak zorundayız. Herkes Suriye politikasından rahatsız. Herkes barış içinde yaşamak istiyor" diye konuştu. Brüksel'deki temaslarına da değinen Kılıçdaroğlu, "Sayın Başbakan, Batılılar bizi yalnız bıraktı. 'Başbakanı niçin yalnız bıraktınız ve hangi sözü verdiniz?' dedim. Bana, 'Biz hiçbir söz vermedik. Sayın Erdoğan bunu hangi gerekçeyle söyledi bilmiyoruz' dediler. Oradaki görüşmelerimizden sonra bir gazeteci bana 'Erdoğan, CHP Esad'ı destekliyor. CHP Esadçı'dır diye bir suçlama getirdi. Bu konuya ne diyorsunuz' diye bir soru sordu. Ben de şu yanıtı verdim. Ben hiç bir zaman Esad'la tokalaşmadım. Ona kardeşim demedim. Beraber bayram tatili yapmadık. Ama onun da özel mahkemeleri var. Recep Bey'in de özel mahkemeleri var. O halkına baskı kuruyor. Bu da halkına baskı kuruyor. Orada basın özgürlüğü yok. Burada da basın özgürlüğü yok. Orada davaların savcısı Esad, burada da davaların savcısı Recep Tayip Erdoğan. Aralarında bir fark yok dedim" şeklinde konuştu. CHP lideri, "Esad - Erdoğan kıyaslaması AP Sosyalist Grup Başkanı Swoboda'nın zoruna gitti. Bunun üzerine Swoboda ile görüşmeyi reddettim" ifadelerini kullandı. İş adamlarının 'CHP barış süreci hakkında ne düşünüyor' sorusuna, Kılıçdaroğlu, "Ülkemizde huzur istiyoruz. Barışı istiyoruz. Zaman zaman CHP tabanının yüzde 50'si sürece destek veriliyor deniliyor. Bizim tabanımızın sürece yüzde 100'ü destek veriyor. Korkumuz eğer süreç sağlıklı sonuçlanmazsa, ortaya çıkacak tablo çok daha vahim olur. Devlet Öcalan'la görüşmez. İstihbarat örgütleri görüşür ama devletin resmi görevlileri görüşmez. Ayrıca İnsanlar çözüm sürecini Abdullah Öcalan'dan, Kandil'den öğrenmemelidir. Bunlar devletin saygınlığını gölgeler" cevabını verdi. Kaynak: haber365.com
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Davut Dursun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sayısal yayıncılık konusunun medya sektörünün en önemli konularından biri olduğunu söyledi. Türkiye'nin sayısal yayıncılık konusunda önemli bir noktada bulunduğunu anlatan Dursun, sayısal yayıncılığa geçiş sürecinin hızla devam ettiğini kaydetti. Dursun, artık televizyon üreticilerinin de sayısal yayınları alabilecek televizyonları piyasaya sürmesi gerektiğini dile getirerek, "2015 yılının ilk yarısında Türkiye tamamen sayısal yayına geçecek, analog yayınlar kapatılacak. Sayısal yayınla birlikte ülkemiz kaliteli bir yayınla tanışacak. İzleyiciler açısından mobil yayın alma imkanı ortaya çıkacak. Uluslararası sorumluluklarımızı da yerine getirmiş olacağız. Bir bakıma teknik dönüşüm de gerçekleştirmiş olacağız" diye konuştu. "Mevcut televizyonlar sayısal yayınları almaya uygun değil" RTÜK Başkanı Dursun, Türkiye'deki mevcut televizyonların sayısal yayınları almak için gerekli özelliklere sahip olmadığını ifade etti. Sayısal yayınları izlemek için iki alternatif olduğunu aktaran Dursun, şöyle devam etti: "Şu anda evlerimizde yayın yapan televizyonların sayısal yayın yapabilme özelliklerine sahip olmadıklarını söylemem gerekir. Sayısal yayınları izleyebilmek için iki alternatif var. Ya sayısal yayınları alabilecek nitelikte televizyon alacaksınız ya da eski televizyonlarınıza küçük bir aparat takarak bu yayınları alabilecek özelliğe dönüştüreceksiniz. 'Set Top Box' diye bilinen 30-40 liralık bir aparat bu. Biz bu konuda bütün hazırlıkları tamamladık." Kaynak: haber365.com
Bir dönem dünya çapında popüler olan fakat özellikle WhatsApp karşısında büyük kan kaybeden BBM, iPhone ve Android'e geçerek güç toplamaya çalışacak. BlackBerry Messenger kullanıcılara, 30 kişiye kadar grup sohbeti, anlık mesajlaşma, görüntülü ve sesli görüşme olanağı tanıyacak. DailyMail'in haberine göre, BBM'in 60 milyondan fazla aylık aktif kullanıcıya sahip olduğunu söyleyen Yönetim Kurulu Başkanı Thorsten Heins, uygulamanın iPhone ve Android'lerde bu yazdan itibaren kullanılabileceğini belirtti. Kullanıcılar BBM'de PIN, e-posta, SMS veya kod tarama yoluyla kişi ekleyebilecek. Kaynak: haber365.com
Yayınevleriyle işbirliği yaparak e-kitap fiyatlarını yapay olarak arttırmakla suçlanan Apple, suçlamalara dayanarak oluşturan en önemli delil olan Steve Jobs'un biyografisinde geçen ifadelerin aslında yalan olduğunu iddia etti. Steve Jobs biyografisinde, yayınevleriyle yaptığı e-kitap fiyatları konulu toplantıda şunları söylediğini iddia ediyordu: "Artık ajans modeline geçiyoruz. Siz fiyatları belirleyeceksiniz, biz yüzde 30 alacağız. Evet, müşteri biraz daha fazla ödeyecek ama sonuçta bu arzuladığınız bir şey." Adalet Bakanlığı yetkilileri, bu ifadelerin, Apple'ın yayınevleriyle işbirliği yaparak e-kitap fiyatlarını haksız biçimde yükselttiğinin kanıtı olduğunu iddia ediyor. 2010 yılında gerçekleşen söz konusu görüşmenin ardından e-kitap fiyatları 2-3 dolar artmıştı. Apple kendisini, e-kitap pazarına dâhil olmasının ardından satışların arttığını ve bunun da fiyatlara olumlu etkide bulunduğunu iddia ederek savunuyor. Ancak gelen ilk duyumlar firmanın bu savunmasının pek işe yaramayacağına işaret ediyor: Adalet Bakanlığı yetkilileri, söz konusu ifadeleri Steve Jobs'un biyografisini yazan yazarla görüşemeye bile gerek duymadan delil kabul edecek gibi görünüyor. Kaynak: ihlasSondakika.com
Eski hakem Ahmet Çakar, Burak Yılmaz'ın Trabzonspor maçının ardından yaptığı açıklamaya çok sert tepki gösterdi. Burak, şampiyonluk kutlamalarının yapıldığı esnada '2 sene önce Trabzonspor ile hak edip alamadığımız kupayı bu sezon G.Saray ile kazandık. Kupayı Trabzonsporlular için de kaldırdım.' açıklamasını yapmıştı. Burak'ın provokasyon yaptığı ifade eden Çakar, 'Burak, bu açıklamasıyla bataklığa ilk adımını atmıştır. Sen çık topunu oyna.Niye provokasyon yapiyorsun?' ifadelerini kullandı. Kaynak: haber365.com
Spor Toto Süper Lig'in 34. haftasında Kasımpaşa, deplasmanda geriye düştüğü maçta İBB'yi 2-1 yendi. Kasımpaşa'nın gollerini Djalma ve Halil attı. Tek golünü Tevfik ile bulan İBB, 36 puanda kaldı ve lige veda eden son takım oldu. Kaynak: haber365.com
Galatarasay, Spor Toto Süper Lig'de bu sezonki son maçında Trabzonspor'u 2-0 yendi. Galatasaray maçın ardından şampiyonluk kupasını aldı. Şampiyonluğunu iki hafta önce ilan eden ve son maçında Trabzonspor'u ağırlayan Galatasaray, karşılaşmaya rahat başladı. Açık oyunu sergileyen rakibi karşısında orta sahasını kalabalık tutan sarı-kırmızılı takım, kanatlardan Riera ve Hamit'in getirdiği toplarda etkili oldu. Drogba ve Burak Yılmaz ile yakaladığı fırsatları değerlendiremeyen Galatasaray, 34. dakikada Riera'nın kaydettiği gol ile 1-0 öne geçti ve soyunma odasına bu skorla gitti. Karşılaşmanın ikinci yarısında da daha etkili taraf olan Galatasaray, golcü futbolcusu Burak Yılmaz'ın kaydettiği golle 52. dakikada skoru 2-0 yaptı. Elde ettiği bu skordan sonra topa daha çok sahip olarak kontrollü bir oyun sergileyen sarı-kırmızılı takım, 89. dakikada Elmander ile önemli fırsattan yararlanamadı. Galatasaray, rahat bir mücadele sonucunda karşılaşmayı 2-0 kazandı. LİDERLİK REKORUNU KIRDI Spor Toto Süper Lig'de 2012-2013 sezonu şampiyon tamamlayan Galatasaray, ligde bir sezondaki liderlik rekorunu kırmayı da başardı. Daha önce 1999-2000 ve 2001-2002 sezonlarında 34 haftalık periyodun 30'ar haftasını liderlik koltuğunda geçiren sarı-kırmızılı takım, bu sezonu ise 32 hafta liderlik koltuğunda oturarak tamamladı. Kaynak: haber365.com
Mustafa Kemal Atatürk’ün, 1925′te kurduğu 1937′de ise vasiyet mektubu ile Hazine’ye emanet ettiği Atatürk Orman Çiftliği arazisinin bir bölümü, canlı bomba saldırısının ardından daha güvenli bir alana taşınmak isteyen ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’ne tahsis edildi. SALDIRIDAN SONRA YENİ YER ARANDI Milliyet’in haberine göre; ABD’nin Ankara Büyükelçiliği, DHKP-C’nin 1 Şubat’ta gerçekleştirdiği canlı bomba saldırısının ardından şehir merkezinde kalan elçilik binasının çevresindeki güvenlik önlemlerini üst seviyeye çıkarsa da daha güvenli bir alana taşınmak için harekete geçti. Büyükelçilik, bu kapsamda Türkiye’den arazi talebinde bulundu. Türkiye’nin de Atatürk’ün 1925′te kurduğu ve 1937 de “hiylesiz ve nefis gıda maddeleri temin eylemek” amacıyla kullanılması şartı ile Hazine’ye devrettiği Atatürk Orman Çiftliği arazisininin içindeki bir bölümü elçiliğe önerdi. ESKİŞEHİR YOLU ÜZERİNDE Ankara Mimarlar Odası Başkanı Ali Hakkan’ın veridği bilgiye göre; Ankara’nın Çukurambar semtindeki 6 bin 400 metrekarelik alan AOÇ tarafından 1983 yılında GAzi Üniversitesi’ne devredilmişti. 2010 yılına kadar boş kalan arazi ticari tesis kurulması için TOKİ’ye devredildi. TOKİ de söz konusu araziyi ABD büyükelçiliği’ne tahsis etmek için anlaştı. Tahsis edilen arazi; Ankara Eskişehir yolu üzerinde; Marriott Otel, Armada Alışveriş Merkezi, Ak Parti, ATO Kongre merkezinin bulunduğu bölge içinde yer alıyor. Bölge, arsa değeri açısından Ankara’nın en gözde yerleşim yerleri arasında bulunuyor. Ali Hakkan, “AOÇ, tüm mücadelemize rağmen ABD’ye peşkeş çekiliyor. Bunun bilgisini aldık. Ciddi bir mücadele kampanyası yürüteceğiz. AOÇ’ye karşı yürütülen ideolojik öfkenin boyutunu bu satış gösteriyor” dedi. Atatürk Orman Çiftliği’nin bazı bölümleri bir süre önce yapılaşmaya açılmış, arazi içinde yeni Başbakanlık yapılacağı iddiaları gündeme gelmiş ve bu durum birçok kesimden tepki görmüştü. Kaynak: haber365.com
Ev almak isteyenleri korkutan rakamlar açıklandı. REIDIN-GYODER Yeni Konut Fiyat Endeksi mart 2013 raporuna göre, yeni konut fiyatları geçen ay, 2012 yılının aynı dönemine göre yüzde 8,56 arttı. Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) ve REIDIN işbirliği ile yeni konutlara yönelik hazırlanan emlak endeksinin 2013 mart ayı raporu yayınlandı. Rapora göre, yeni konut fiyatları bir önceki aya göre yüzde 1,02, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,56 ve endeksin başlangıç dönemi olan 2010 yılı ocak ayına göre ise yüzde 29,30 oranında artış kaydetti. Mart ayında endeks bir önceki aya göre, İstanbul Avrupa yakasında yer alan markalı konut projelerinde yüzde 0,22, İstanbul Asya yakasında yer alan markalı konut projelerinde yüzde 1,00 oranında arttı. Endeksin başlangıç dönemine göre ise İstanbul Asya yakasındaki projeler Avrupa yakasına kıyasla 6,1 puan fazla artış gösterdi. Mart ayında bir önceki aya göre, 1 1 daire tipinde yüzde 0,08, 2 1 daire tipinde yüzde 0,99, 3 1 daire tipinde yüzde 1,11 ve 4 1 daire tipinde ise yüzde 1,52 oranında artış yaşandı. Metrekare bazında yapılan değerlendirmede yeni konut fiyat endeksinde bir önceki aya göre, 51-75 metrekare büyüklüğe sahip konutlarda yüzde 0,47, 76-100 metrekare büyüklüğe sahip konutlarda yüzde 0,57, 101-125 metrekare büyüklüğe sahip konutlarda yüzde 0,62, 126-150 metrekare büyüklüğe sahip konutlarda yüzde 0,71, 151 metrekare ve daha büyük alana sahip konutlarda ise yüzde 1,20 oranında artış gerçekleşti. "Yeni konut fiyatlarındaki artış, enflasyonun oldukça üzerinde" GYODER Başkanı Aziz Torun, rapora ilişkin değerlendirmesinde, "Mart ayına baktığımızda, yeni konut fiyatlarının şubat ayına göre yüzde 1,02’lik bir artış gösterdiğini görüyoruz. Bu artış yüzde 0,66 olan aylık enflasyonun oldukça üzerinde gerçekleşmiş. Bu durum önümüzdeki dönemde yeni konutlardaki fiyat artışının, yine enflasyonun üzerinde bir artışla devam edeceğini göstermektedir" ifadelerini kullandı. Kaynak: haber365.com
Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi'nde yeni aşamaya geçildi. Yaklaşık 6 bin 500 gecekondunun yıkılarak yerine depreme dayanıklı 8 bin 152 konutun inşa edildiği bölgede 925 konutun inşası devam ediyor. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) bin 764 konutun daha inşası için ihaleye çıkıyor. Böylelikle Kuzey Ankara’da 10 bin 841 konut rakamına ulaşılacak. Başkent’in kuzey giriş kapısını oluşturan bölgede 2004 yılından itibaren TOKİ ile Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin ortaklaşa kurduğu TOBAŞ şirketinin müşavirliğinde yürütülen proje ile Ankara’nın imajına zarar veren gecekondular temizlendi. Proje, konumu, kapsamı, projelendirme süreci, hedef kitlenin büyüklüğü, teknik ve sosyal özellikleri, proje sürecinde yaşanan fiziki ve kültürel değişimler açısından en kapsamlı kentsel dönüşüm projesi olma özeliğini taşıyor. 7,5 milyon metrekare olarak belirlenen Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi uygulama alanının, 4 milyon metrekarelik birinci etabına Mart 2005’te başlandı. Temmuz 2005 – Aralık 2006 arasındaki bir buçuk yıllık sürede yaklaşık 6 bin 500 gecekondunun yıkımı gerçekleşti. Proje kapsamında 8 bin 152 konut hak sahiplerine teslim edildi. OSMANLI MAHALLESİ İNŞA EDİLİYOR Projenin bir diğer ayağında ise Osmanlı ve Selçuklu mahalleleri oluşturulması amacıyla planlama ve projelendirme çalışmaları yapıldı. Villa, dubleks konut, apartman ve teras evlerden oluşan toplam 925 konutun yapımı devam ediyor. BİN 764 KONUT İHALEYE ÇIKIYOR Proje kapsamında inşa edilecek bin 764 konut için TOKİ üç ayrı ihale yapacak. Konutlar 3+1 ve 4+1 büyüklüğünde planlandı. İdare birinci etapta 477 konut inşa edecek. Konutların 268’i 3+1, 209’u da 4+1 büyüklüğünde. Birinci etap 5 bloktan oluşacak. İkinci etapta ise 488 konut ile birlikte ünite merkezi ve kreş yapılacak. 6 bloktan oluşan konutların tamamı 3+1 niteliğinde olacak. Birinci ve ikinci etapta inşa edilecek konutların ihaleleri 26 Şubat 2013 saat 14.00’te gerçekleştirilecek. CHA Kaynak: Yazete.com
Gösterisinin sinemalarda vizyona giren DVD'siyle gişede önemli bir başarı yakalayan Cem Yılmaz, çok özel bir projeye soyunuyor. ESKİLERE EL ATTI Uzun süredir sinemada ne yapacağı merak konusu olan Cem Yılmaz, eskilere el attı. Yeşilçam'ın unutulmaz eserlerinden dört film, Yılmaz'la yeniden beyazperdeye taşınacak. 4 FİLMİ YENİDEN ÇEKECEK Ertem Eğilmez'in kurduğu Arzu Film'in 50'nci yılı çerçevesinde çekilecek filmler şunlar: 'Süt Kardeşler', 'Banker Bilo', 'Şekerpare' ve 'Tosun Paşa'. Kaynak: Yazete.com
Şahan Gökbakar'ın Celal ile Ceren kabusu sona erdi! Film, internetteki en popüler sinema sitesi IMDB'de dünyanın en kötü filmleri listesinde birinci sıraya yerleşmişti. İnternetteki bir sosyal paylaşım sitesinin üyeleri organize olarak Celal ile Ceren'e 1 puan vermiş ve film 10 üzerinden 1.7 puan almıştı. Üyeler bununla da yetinmemiş, kötüler listesindeki diğer filmlere yüksek puan vererek Celal ile Ceren'in sıralamada yükselmesini sağlamıştı. Daha önce bu hareket için "Çok da tın, çok da fifi" diyen Şahan, film en kötü film olunca küplere binmişti. Ancak IMDB sitesi yönetimi filmin tamamen listeden çıkarılmasına karar verdi. Celal ile Ceren'in yapımcısı Çamaşırhane Film Yapım'dan da bir açıklama yapıldı: "IMDB sitesinde kullanılan yapılan oylamaların ilk günlerinde gelen oylar 10 üzerinden 7 beğeni puanı alan Celal ile Ceren, ilerleyen günlerde, kendilerini sözluk yazarı olarak nitelendiren, çesitli mesaj-panosu sitelerine üye olan, kimlikleri dahi belli olmayan kişiler tarafindan organize edilen planlı ve örgütlü bir saldırıya maruz kalmıştır. Planlı ve örgütlü sekilde kamuoyu fikrini yanıltmaya teşebbüs eden ve ticari itibarımızı zedelemeye çalışan, henüz kimlikleri belirsiz kişiler ve bu tip saldırı planlarına ev sahipliği yapan Internet siteleri imtiyaz sahipleri ve yöneticileri hakkında gerekli yasal islemler başlatılmıştır. Bu tip örgütlü hareketler, Internet üzerinde yapılmış olsa dahi, organize suç niteleği taşıdıkları bir gerçektir. Henüz kimlikleri belirsiz bu internet korsanlarını ve ev sahipliği yapan Internet sitelerini kamuoyu önunde kınıyoruz. Konuyu yeteri kadar araştırmadan eksik haber yapan Haber sitelerini de sorumlu olmaya davet ediyoruz. Planlı ve kötü niyetli şekilde organize edilen bu durumu , Celal ile Ceren sinema filminin ve diğer tüm Türk filmlerinin yapımında, dağıtımında ve gösteriminde emeği geçen tüm sinema sektörü çalışanlarına yapılmış bir saldırı ve çalışanların emeklerine saygısızlık olarak değerlendiryoruz. Kendi yaşadıkları ülkeye ihanet ederek, bir Türk filminin IMDb gibi uluslararası bir veritabanında beğeni notunu kötü niyetli ve planlı şekilde aşağıya çekmeye çalışanların, aslında Türk sinema sektörünün düşmanları olduğunu düşünüyoruz" Kaynak: Yazete.com
Başrollerini Demet Akbağ ve Sermiyan Midyat'ın paylaştığı 'Hükümet Kadın' adlı filmin galası Mardin Mova Park Alışveriş Merkezi'nde yapıldı. Türkiye’de yaşanan barış görüşmelerini değerlendiren sanatçı Demet Akbağ ve Sermiyan Midyat, barış sürecine çok umutlandıklarını, bunun, herkesin istediği tek şey olduğunu ifade ettiler. Başrollerini Demet Akbağ ve Sermiyan Midyat'ın paylaştığı 'Hükümet Kadın' adlı filmin galası Mova Park Alışveriş Merkezi'nde yapıldı. Galaya Mardinlilerin ilgilisi yoğun olurken, filmin başrol oyuncusu Demet Akbağ, sinema salonunun girişinde çiçeklerle karşılandı. Programa; İçişleri Bakanı Muammer Güler, Mardin Milletvekili Abdurrahman Akdağ, Mardin Valisi Turhan Ayvaz katıldı. Gala öncesi basın mensuplarını sorularını cevaplayan Demet Akbağ ve Sermiyan Midyat barış için umutlu olduklarını ifade ettiler. Film hakkında konuşan Sanatçı Akbağ, şöyle dedi: ”Bugün bu filmde oynayan birçok sanatçımız burada galaya katıldı. Bu şehrin filmini bu şehirde seyretmek kadar güzel ve doğal bir şey yok. Sayın bakanımız da galaya katıldı. Bizleri sevindirdi. Güzel bir film oldu. İstanbul’da ve Ankara’da filmimizle ilgili çok güzel şeyler duyduk. Çok güzel film, salonlar dolu, bence Mardin halkını bizim kadar sevindirecek bir haber. Barış sürecine çok umutlandık, bence artık bu herkesin tek istediği tek şey barış ve şehre daha büyük bir huzurun hakim olması, çünkü geldiğimizde de birazcık turizmin yavaş yavaş gerilediğini görmüştük ve çok üzmüştü bizi, halk bundan çok şikayetçiydi, herkes bir kabuğuna çekilmişti. Ama ben bu kez çok umutluyum. Bence yöreyi en güzel ortaya koyan 1957 yılında Güneydoğu'da bir kadının belediye başkanı oluşu, zaten yörenin öneminin bir kere daha artırıyor.“ Sanatçı Sermiyan Midyat ise barışa bir nebze de katkı sunmanın gurur verici olduğunu belirterek, filmle ilgili zaten politika yapmamak için sanat yaptıklarını söyledi. Filmin aslında barış sürecini anlatan bir hikâye olduğunu ifade eden Midyat, ”Bütün emeğimiz, hayata bakış açımız, o politikayı anlatan bir film değiliz. Tamamen eğlenceyi, şamatayı ve o kardeşliği anlatan bir filmdir. Barış süreci olağanüstü ve umutlandırıcıdır. Bizlerin de bir nebze tuzu olsa bu çorbada, onur, gurur duyarız. Ben de bir Mardin Midyatlı olarak bundan daha da çok gurur duyarım. Umarım başladığı gibi yükselerek devam eder. Babaannemin hikayesi ile yola çıkarak böyle bir filmi çevirdik. Bölgede ilk ve en anlamlı gala oldu. Filmde 2 bine yakın Mardinli oynadı. Mardinli, Midyatlılar oynadı. Mardin’de eş dost herkes kapılarını bize açtı.“ şeklinde konuştu Galaya katılan vatandaşlar ise filmin Mardin’de çekilmesi ve galanın burada yapılmasının kendilerini sevindirdiğini ifade ettiler. CHA Kaynak: Yazete.com
İddiaya göre Sakık, Çankaya’da bir restoranda yemek yerken yan masadaki Cüneyt A.’nın yanında bulunan kadın arkadaşına uzun süre bakmasından rahatsız oldu. Sakık, masaya giderek, “Neden bu kadar bakarak taciz ediyorsun” diyerek çıkıştı. Sakık’ın 3 arkadaşının da restorana gelmesiyle tartışma büyüdü. DARP VE TEHDİT İDDİASI Darp edildiğini öne süren Cüneyt A., Bayındır Hastanesi’ne giderek rapor aldı. Cüneyt A. daha sonra Yıldızevler Karakolu’na giderek Sakık ve arkadaşlarından şikâyetçi oldu. Cüneyt A. dilekçesinde, şu iddialarda bulundu: “Yan masada Sakık bir bayanla yemek yiyordu. Sakık, ‘Neden yanımdaki bayana bakıyorsun’ diye çıkıştı. Ben de bakmadığımı söyledim. Biraz tartıştık, ardından telefon açtı. Kısa süre sonra mekâna gelenler beni darp etti. Belindeki silahı göstererek tehdit etti. Kavga sırasında silahını da çekti. Mekândakilerin araya girmesiyle beline soktu.” Sakık ise Hürriyet’e olayla ilgili olarak şunları söyledi: “İstanbul’dan misafirim, aile dostumla gittim. Hiç tanımadığım bilmediğim o şahsın bir saat boyunca tacizine, saldırısına maruz kaldık. Kendisini uyardım, ancak tacizlerine devam etti. Mekândaki herkes şahit. Mekânda kardeşim ve çocuklarım da vardı. Arbede çıktığı, doğru ama çıkartan biz değiliz, alkollü olan o şahıslardı. Gece Meclis Sekreteryasını arayıp durumu ilettim. Avukatlarıma da gerekli talimatları verdim. Asıl mağdur olan ben ve misafirim. Şikâyetçiyim. Burada siyasi kimliğimden dolayı bir saldırıya maruz kaldım. Ne silah gösterdim, ne de olaya karıştım. Kimseyi de mekâna çağırmadım. Zaten mekânda kardeşim, çocuklarım vardı.” Kaynak: haber365.com
Emniyet birimleri benzer saldırılarda kullanılabilir diye uyarılmıştı. Araçta yapılan incelemede bomba izine rastlanmadı ama şüphelilerin parmak izleri tespit edildi. Aracın en son Adana'da MOBESE kameralarına yakalandığı belirtilmişti. Ayrıntılar birazdan... Kaynak: haber365.com
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, "Yargı, birilerinin çıkarları için birilerinin hayat tarzlarını güvence altına alabilmek için elitlerin ve vesayetlerin aracı haline gelmişti" dedi. Kılıç, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesinin (KSÜ) Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezinde düzenlediği, Temel Haklar ve Anayasa Konferansında, iktidarla muhalefet arasında, "elinde düdüğü" ile her zaman hakemlik yapan bir kurumun mensupları olduklarını söyledi. Anaya Mahkemesi'nin bu zamana kadar ekonomik, sosyal ve siyasal alanda yasama ve yürütme organının yapmak istediği şeyleri engellemekten başka bir şey yapmadığını dile getiren Kılıç, şöyle devam etti: "Yargı, birilerinin çıkarları için birilerinin hayat tarzlarını güvence altına alabilmek için elitlerin ve vesayetlerin aracı haline gelmişti. Yargı, 'madem ki siz bizim arzu ettiğimiz, bizim söylediğimiz ya da bizim ortaya koyduğumuz bu ideolojinin mensuplarına oy vermiyorsunuz, ben de sizin oy verdiğiniz insanları çalıştırmamak ve engellemek suretiyle sizden intikam alacağım' dedi ve intikam aldı. Bu günler geride kaldı inşallah. Bunları yaşamayacağız. Size artık aydınlık bir Türkiye'nin müjdesini veriyorum. Artık üzüldüklerinize üzülen, sizin sevindiklerinize sevinen insanlar var. Bu insanlar sizin hakkınızı ve hukukunuzu koruyacaktır. Bundan emin olun." "Türkiye'yi partiler mezarlığına çevirdik" Kılıç, düşünce özgürlüğü konusunda sicili düzgün olmayan kurumların başında Anayasa Mahkemesi'nin geldiğini belirterek, kurumun 2000'li yıllara kadar 25 parti kapattığını anımsattı. Türkiye'de "O şunu söyledi, bu bunu söyledi" diye parti kapatıldığını savunan Kılıç, "Türkiye'yi partiler mezarlığına çevirdik" diye konuştu. 2000'li yıllarından sonra bu düşüncenin değiştiğine işaret eden Kılıç, şunları kaydetti: "2000'li yıllardan sonra Anayasa Mahkemesi'ne parti kapatmaya ilişkin yaklaşık 14 dava açıldı. 2010'da yapılan anayasa değişikliğinden sonra artık bir siyasi partinin kapatılma imkanı hemen hemen yok gibi. Bir kere bir partinin kapatılması için üçte iki çoğunluk gerekiyor. Bugün Anayasa Mahkemesi'nin geldiği noktayı büyük bir sevinçle söylüyorum. Artık düşüncelerinden dolayı, düşüncelerini ifade ettiğinden dolayı bir siyasi partinin kapatılması mümkün değil. Bu ülkede seçmenin yüzde 47 oy verdiği bir siyasi parti, gazete kupürleriyle kapatılmaya kalkıldı. Ne yazık ki konuşamıyoruz, söylemiyoruz. Çok şeyler söylenir bununla ilgili. Kapalı kapılar arkasında olan bitenleri elbet bir gün tarih yazacak. Ama şuna inanın, bu bir zalimlikti, başka bir şey değildi." "Pozitif anlamda bir laiklik anlayışı" Kılıç, Türkiye'de "laiklik adı altında olmadık maskaralıkların çıkartıldığını" ileri sürerek, artık yasakçı, yasakta eşitliği sağlayan bir laiklik anlayışının değil, imkanlarda eşitlik, pozitif anlamda bir laiklik anlayışın var olduğunu, artık bu anlayışın bundan sonra ülkede hüküm süreceğini kaydetti. CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter'i eleştiren Kılıç, "İkna odalarının kurucusu ve üreticisi olan o hanımefendi, Anayasa Mahkemesi'ne karşı çok ağır cümlelerle mahkemenin koyduğu yeni laiklik anlayışını eleştiriyor. Eleştirdi ve sonuçta biz düşündük ki doğru yoldayız" dedi. 2010'da yaşanan cumhurbaşkanlığı seçimindeki krize de değinen Kılıç, şöyle konuştu: "Cumhurbaşkanlığı seçiminde 2 kere 2 eşittir 4 şeklindeki bir kuralı, 'hayır biz iki kere iki eşittir 367' dedik. Böyle bir ülkele yaşadık. Demek ki dürüst yorum yapan, haysiyetli namuslu ve adil hareket edebilen bir yargıcınız varsa anayasanın, yasanın çok da önemi yok. Mahkemelerimizde ifade özgürlüğü kapsamında hakaret davası olarak 180 bin civarında dava sürüyor. Bu herhalde ülkemizde öfkenin kinin ve nefret kültürünün nerelere geldiğini en güzel göstergesidir." "Biz kavgadan ve gürültüden gözümüzü açamadık" Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile bir törende yaşadığı anısını aktaran Kılıç, "Bugünlerde el ele verdiğiniz her tokalaşma inanın bu ülkede tansiyonu en az iki üç derece düşürüyor' dedim. Bu nedenle tokalaşmayı becermek durumundayız" diye konuştu. Farklılıklarla aydınlık bir Türkiye'yi oluşturmak için barış ortamının sağlaması gerektiğini dile getiren Kılıç, bunların zenginlik olduğunu ve korkulmaması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti: "Geçmişte korktuk. Korktuk ve partileri kapattık. Sonuç ne oldu? Birisi iktidar oldu diğeri de görüyorsunuz büyüyerek daha da gidiyor. Çözüm oldu mu? Düşüncelerden korkmaya gerek yok. İnançlardan korkmaya gerek yok. Yeter ki şiddete bulaşılmasın, zora başvurulmasın ve ırkçılık yapılmasın. Bunlar yapılmadığı sürece çözemeyeceğimiz hiç bir sorun yoktur. O meşhur 66 kuşağı dediğiniz kuşağın mensuplarının birisi de benim. Biz kavgadan ve gürültüden gözümüzü açamadık. El ele veremedik, konuşamadık. Ama sizler bu özgürlüklerini kullanın. Konuşun ve halleşin. Birbirinizin gözünün içine bakın. Birbirinizi anlamaya çalışın. Diyalog kurun. Bundan hiç zarar gelmez, korkmayın. Siz bunu yaparsanız, bu ülkenin yolları aydınlanacaktır, bunu da unutmayın." Anayasa çalışmalarını değerlendiren Kılıç, ülkede çok canlı ve heyecanlı bir şekilde anayasa tartışması yaşandığını vurguladı. "Anayasa yapma arzusu zora girmeye başladı" Kılıç, anayasa çalışmaları kapsamında Uzlaşma Komisyonu oluşturulduğunu anımsatarak, şöyle devam etti: "Maalesef Uzlaşma Komisyonu üzülerek ifade ediyorum, uzlaşamama komisyonuna dönüşmek üzere. Böyle bir noktaya gelmelerini arzu etmeyiz. Bu çalışmaların olumlu şekilleneceği konusunda çok ümitli olmadığımızı belirtmek isterim. Bu komisyon kurulduğunda büyük bir heyecan ve özveriyle milletvekilleri bu komisyonu oluşturdu. Partilerimiz eşit şekilde temsil edilmek suretiyle bu komisyona üye verdiler. Ancak 18 ay sonra bu komisyonda görev yapan arkadaşlarımız ceplerindeki kırmızı çizgileri olan önerilerini ortaya çıkartmaya başladılar. Kırmızı çizgiler ortaya çıktıkça da yeni bir anayasa yapma arzusu zora girmeye başladı." Kılıç, komisyonun uzlaşma ve görüşme aşamasını geçemediğini ifade etti. Kaynak: ihlasSondakika.com
MAVİ GÖZLER Eğer gözleriniz mavi renk ise, göz farınızı seçerken mutlaka göz renginizden daha koyu tonlar seçin. Dumanlı bakışlar elde etmek istiyorsanız koyu göz farınızı siyah tonlarda bir renk ile birleştirin. Parlak bakışlar içinse turkuaz ve gümüş rengi tonlar tam size göre. YEŞİL VE ELA GÖZ RENGİ Eğer gözleriniz ela ya da yeşil renk ise size en uygun tonlar derin haki rengi, kayısı tonu, mor, kahverengi, erik ya da orman yeşili olacaktır. Bu tonlar gözlerinizi aydınlatacak ve güzelliğini ortaya çıkaracaktır. Menekşe moru ve mor tonlar ela gözleri yeşil gibi gösterir ve göz güzelliğini vurgular. KAHVERENGİ GÖZLER Kahverengi gözlere sahipseniz en güzeli bronz, bakır ve kahverengi tonlarınız tercih etmeniz olacaktır. Böylece gözlerinizi vurgulamış olursunuz. Ayrıca bej ve haki yeşili de gözlerinize ayrı bir güzellik katacaktır. Mavinin her tonu kahverengi gözlere çok yakışır. Bunu yanı sıra pembe ve kireç yeşili gibi tonlarla da farklı bir şıklık elde edebilirsiniz. DİĞER RENK GÖZLER Gözlerinizde klasik bir hava yaratmak istiyorsanız kömür rengi, lacivert veya gümüş rengi ile şık ışıltılar yaratabilirsiniz. Gözlerinize toz mavi bir far uygulamanız ise kaş kemiğinizi vurgular ve göz renginizi daha açık gösterir. Kaynak: haber365.com
Yeni Bir Akım “Alternatif Moda” Pazarı Moda artık sadece “elit” kesim için geçerli bir uğraş bir aktivite ya da takip edilesi bir konu olmaktan çıkıyor. İlk önce normal giyim tarzı olan kadınlar daha sonra ise tesettür giyim tarzı olan kadınlarda artık modanın içinde yer alıyor. Türkiye’de tesettür giyim tarzına sahip kadınların oldukça fazla olması da ünlü markaları bu tarza ait koleksiyonlar hazırlamaya itiyor. Çünkü ortada büyük bir pazar var ve bu pazarda kısıtlı markalar yer alıyor. Son yıllarda tesettür giyim tarzına olan büyük ilgi adeta yeni bir alternatif modanın da habercisi oldu. Artık tesettür giyim tarzı bir giyim tarzı olmaktan çıkıyor ve başlı başına modanın başka bir dalı oluyor. Sadece muhafazakar giyim tarzına uygun koleksiyonların satışa çıkarıldığı siteler ise artık daha fazla hit alıyor. Hatta Türkiye’nin en çok ziyaret edilen alışveriş platformları arasına yavaş yavaş girmeye başladı bile diyebiliriz. Örneğin E-Tesettür, Modanisa gibi sanal alışveriş platformları artık adını daha fazla duruyor. Kadınlar birbirileri ile sohbet ederken artık “Modanisa’daki yeni koleksiyonları gördün mü?” diye konuşmaya dahi başladı. İşte bu da yeni neslin modayı ne kadar iyi takip ettiğini, ünlü markalarında bu alternatif moda akımına boşuna para yatırmadığını ve uğraş vermediğini gösteriyor. Hatta talep o kadar fazla ki ünlü moda markaları arasında rekabet başladı bile. İndirim kuponları ve hediye çekleri ile sanal alışveriş siteleri müşteri kapma yarışına girdi. Örneğin Kupon Sihirbazı gibi siteleri ziyaret ederek bu sitelere ait indirim kuponlarını tek bir listede görebilirsiniz. Zira tek tek bütün siteleri ziyaret etmek ve hangisinin daha avantajlı olduğunu görmek biraz zaman alabilir. Türkiye’de “tesettür” denildiği akla gelen belli başlı markaların arasında artık dünyaca ünlü markalar da katılıyor. Hazırlanan koleksiyonlar gösteriyor ki ünlü markalar bu giyim tarzına ayak uydurmak için çok çalışmış. Artık muhafazakar giyim tarzının kendini daha fazla belli etmesi ve modaya daha yakın durmak istemesi de ünlü moda markalarını koleksiyon hazırlarken biraz daha titiz davranmaya itiyor. Çünkü tesettür giyim tarzı olan kadınlar artık ne istedikleri çok iyi biliyor. Sezonun trend rengi ile hazırlanmamış ya da rüküş olan kıyafetler ise aynen depoya kaldırılıyor. Artık kadınlar kısıtlı modeller arasında seçim yapmak zorunda değil. Belki de onların en çok hoşlarına giden de bu. Geçmişteki sıkıntılar artık tesettür giyen kadınların kendini daha cesur ifade etmesiyle yeni bir alternatif moda akımını başlattı. Ünlü markalar da buna ayak uydurmak zorunda kaldı. Alternatif modaya ayak uyduran markalara ait koleksiyonlar, indirimler, kampanyalar ve daha fazlası ilginizi çekiyorsa o zaman Modanisa adresine göz atın. Kadınların sohbet aralarına bile konu olan sitede karşınıza birkaç tane değil onlarca farklı marka çıkacak. Üstelik sanmayın ki sadece pardesü, kap, eşarp modelleri ile karşı karşıyasınız. İç giyim ürünlerinden çanta, ayakkabı ve aksesuarlara kadar her şey Modanisa adresinde. E-Tesettür’de çay sohbetlerinde kadınların konuştuğu bir başka firma. Şimdi size çay sohbetlerinde konuşacağınız bir başka konudan yani indirim kuponlarından bahsedelim. Alışveriş yapmak elbette keyifli ama daha ucuza almak hem sizin için hem de hesabı ödeyen için daha keyifli. Her ikisi sizseniz eğer enn keyiflisi bu. İndirim kuponları ve hediye çeki siz biraz ulaşılması zor gibi gelebilir ama öyle değil. Yani “kim uğraşacak şimdi” denilecek bir uğraş söz konusu değil. Aslında böyle bir uğraş söz konusu idi ama Kupon Sihirbazı, Kupon Al, Kupon Mag gibi sadece güncel fırsat kuponlarını hazırlayan siteler sayesinde artık sıkıcı bir uğraş olmaktan çıktı. Örneğin Kupon Sihirbazı sayesinde artık sürekli “geçersiz kupon, lütfen tekrar deneyiniz” uyarısı almaya bir son verebilir ve güncel kuponlara ulaşabilirsiniz. Siz de alternatif moda ile ilgileniyorsanız ve indirim kuponlarının alternatif moda, ya da diğer bir deyişle “tesettür” mağazalarında nasıl kullanıldığı hakkında daha ayrıntılı bilgi edinmek istiyorsanız belirttiğimiz Kupon Sihirbazı sitesinin Modanisa indirim kuponu sayfasını incelemenizi öneririz. Arama motorları da kullanabilirsiniz ama “uğraşmak” istemiyorsanız sizin için bu işle uğraşanları ziyaret edebilirsiniz.
Kariyerine İspanya Ligi takımlarından Atletico Madrid'de devam eden Arda Turan; bir simit şirketinin reklam yüzü oldu. Avrupa'nın dev kulüplerini peşinde koşturan Arda Turan, bir Türk şirketle sözleşme yaptı. Atletico Madrid'in yıldızı; simiti tanıtacak. Dünyaya açılmaya hazırlanan Türk markası, ünlü futbolcu ile 1 milyon dolara anlaştı. Arda; 1 yıl boyunca şirketin reklamlarında oynayacak. Geçen hafta sonu gizlice İstanbul'a gelen Turan, reklam filminin ilk bölümünü çekti. Çekimlerin ikinci bölümü; şirketin en çok şubesi bulunan Amsterdam'da gerçekleştirilecek. Reklam filmi önümüzdeki haftalarda Türk televizyonlarında yayınlanacak. Kaynak: Mynet.com
Aksiyon Oyunları Kategorisinde Editörün Tavsiye Ettiği Oyunlar
Aksiyon Oyunları
Aksiyon Oyunları
Aksiyon Oyunları
Aksiyon Oyunları
Aksiyon Oyunları
Aksiyon Oyunları
Aksiyon Oyunları Kategorisindeki Yeni Oyunlar
Aksiyon Oyunları
Aksiyon Oyunları
Aksiyon Oyunları
Aksiyon Oyunları
Aksiyon Oyunları
Aksiyon Oyunları
Aksiyon Oyunları
Aksiyon Oyunları
Aksiyon Oyunları
Aksiyon Oyunları
Aksiyon Oyunları
Aksiyon Oyunları
Aksiyon Oyunları Kategorisindeki En Çok Oynanan Oyunlar
Aksiyon Oyunları
Aksiyon Oyunları
Aksiyon Oyunları
Aksiyon Oyunları
Aksiyon Oyunları
Aksiyon Oyunları
Aksiyon Oyunları
Aksiyon Oyunları
Aksiyon Oyunları
Aksiyon Oyunları
Aksiyon Oyunları
Aksiyon Oyunları