Adı uzun süre Sergen Yalçın ile anılan Arnavut Güzeli Almeda Abazi; önceki akşam Nişantaşı’nda türkücü Mustafa Topaloğlu’nun şarkıcı oğlu Çağlayan ile görüntülendi. Yanlarında arkadaşları da olan ikili, görüntülenince tedirgin oldu.
Ünlü oyuncu Haluk Bilginer, ABD, İngiltere ve Katar ortak yapımı olan Zoraki Radikal'da rol aldı. Mira Nair'in yönettiği filmde; geleceği parlak, yetenekli, Pakistan doğumlu bir gencin 11 Eylül saldırılarından sonra hayatının altüst oluşu ve Amerika’daki ırkçı önyargılarla karşı karşıya kalınca memleketinde radikal bir üniversitede profesör olmayı tercih edişi anlatılıyor. Başrollerinde Riz Ahmed, Kate Hudson, Liev Schreiber, Kiefer Sutherland ve Om Puri'nin oynadığı ve bazı sahneleri İstanbul’da çekilen film bugün vizyona giriyor.
Survivor'da tuvalet ihtiyacını nasıl karşıladıkları sorusu sorulan Fatmagül Fakı, çok utandığını belirtti. Fatmagül, "Hakikaten tuvalet var mı?" sorusuna " "Var; orman, ağaç dibi, yapraklar! Ben kibar bir insan olduğum için “Nereye gidiyorsun?” diye sorduklarında “ormana” demeye utanıyordum, “lavaboya” diyordum" cevabını verdi. Adaya gittiğinde 52 kilo olduğunu ancak döndüğünde 47 kiloya düştüğünü belirten Fatmagül, açlığın gerçek olduğunu şu sözlerle anlattı: "Kesinlikle aç kaldık. Bunu kim sorgulayabilir ki? Bu soru bana gelince üzülüyorum, inciniyorum açıkçası."
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Kanada kaynaklı uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Dominion Bond Rating Services'in (DBRS), Türkiye'nin uzun vadeli yabancı para birimi cinsinden kredi notunu BBB-"yatırım" seviyesi (investmentgrade) olarak belirlediğini bildirdi. Babacan, yaptığı yazılı açıklamada, bu notun, piyasalar tarafından yakından takip edilen DBRS'nin Türkiye'ye verdiği ilk kredi notu olduğunu belirtti. Kuruluşun aldığı kararda, Türkiye'nin güçlü ekonomisi, olumlu büyüme beklentileri, istikrarlı kamu maliyesi, olumlu borç göstergeleri, güçlü ve derinleşen finansal sisteminin etkili olduğunu vurguladığını ifade eden Babacan, "Geçen hafta Moody's, bugün JCR tarafından 'yatırım' derecesi verilen ülkemizin kredi notunun DBRS tarafından da 'yatırım' derecesi olarak belirlenmesi, uyguladığımız ekonomi politikalarının başarısının teyididir" dedi. Kaynak: haber365.com
Ergün, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, bakanlık olarak, rekabet gücünü artırmak için sanayileşmeye büyük önem verdiklerini ifade etti. Bu nedenle, sanayileşmenin en önemli platformları olarak görülen ve Türkiye'nin bir başarı hikayesi olan OSB'leri ve KSS'leri hem nicelik hem de nitelik olarak geliştirmeye çalıştıklarını vurgulayan Ergün, çevre sorunlarını minimize etmek ve iş güvenliğini sağlamak açısından da büyük önem taşıyan bu bölgelerle ilgili oldukça sevindirici gelişmeler yaşandığını kaydetti. Özellikle son teşvik sisteminde OSB'lere yapılan yatırımlara ayrıcalık sağlanması sonrasında, bu bölgelere olan yatırım taleplerinde çok ciddi artışlar olduğuna dikkati çeken Ergün, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Bakanlık olarak, OSB'ler ve bu bölgelerdeki bölge müdürlüğü hizmet binasının ve sanayi sitelerinin altyapılarının tamamı ile sanayi sitelerinin üst yapılarının yüzde 70'ine kadar olan kısmı için kredi kullandırıyoruz. 2002'de çok yüksek olan faiz oranlarını 2004, 2007 ve 2009 yıllarında güncelledik. Bu bölgeler için hem faiz oranlarını düşürdük hem de geri ödeme sürelerini uzattık. Şimdi ise ülkemizin istikrarlı ekonomisinin bir sonucu olarak, bu bölgelere kullandırdığımız kredilerin faiz oranlarında yeni bir indirime daha gidiyoruz. Böylece normal illerde yüzde 3 olan kredi faiz oranlarını 1 puan aşağı çekerek yüzde 2'ye, gelişmiş illerde ise yüzde 6 olan faiz oranını 3 puan birden aşağı çekerek yüzde 3'e indiriyoruz. Kalkınmada öncelikli yörelerde ise yüzde 1 faiz oranıyla kredi uygulamasına devam ediyoruz." "FAİZ BORÇLARINDA DA İNDİRİME GİDİLECEK" Yeni faiz oranlarından yararlanabilecek 60 OSB'den 45'inin, 60 KSS'den ise 49'unun Bakanlığa kredi borcu bulunduğuna işaret eden Ergün, yapılan düzenlemeyle bu OSB ve KSS'lerin faiz borçlarında da indirime gidileceğini bildirdi. Yeni faiz oranlarıyla OSB ve KSS'lerin toplamda 4 milyon 600 bin lira faiz avantajına sahip olacağını aktaran Ergün, açıklamasını şöyle tamamladı: "Buradaki amacımız, düşük faizli ve uzun vadeli Bakanlığımız kredi desteği ile hizmete sunulan sanayi siteleri ve OSB'ler aracılığıyla sanayicilerimize uluslararası pazarlarda rekabet gücü kazandırabilecek ve her ölçekte sanayicinin yer alabileceği mal ve hizmet üretim alanlarının oluşmasını artırmak ve teşvik etmektir." ESKİ VE YENİ FAİZ ORANLARI Bakanlığın, OSB'ler ve bu bölgelerdeki bölge müdürlüğü hizmet binasının ve sanayi sitelerinin altyapılarının tamamı ile sanayi sitelerinin üst yapılarının yüzde 70'ine kadar olan kısmı için kullandırdığı kredilere ilişkin 2002 yılında uygulanan ve yeni faiz oranları şöyle: "OSB'lerde; kalkınmada öncelikli yörelerde yüzde 10 olan faiz oranı yüzde 1'e, normal illerde yüzde 15'den yüzde 2'ye, gelişmiş illerde ise yüzde 20'den yüzde 3'e düşürülmüş, geri ödeme süreleri de 2 yıl daha uzatılarak normal illerde 13 yıla, gelişmiş illerde 11 yıla çıkarılmıştır. Sanayi sitelerinde ise; kalkınmada öncelikli yörelerde yüzde 10 olan faiz oranı yüzde 1'e, normal illerde yüzde 15'den yüzde 2'ye, gelişmiş illerde ise yüzde 20'den yüzde 3'e düşürülmüş, geri ödemesiz süreler de 1 yıldan 2 yıla çıkarılmıştır." Kaynak: haber365.com
Dünyanın silah alımına en çok kaynak ayıran ülkelerinden Suudi Arabistan, Türkiye ile savunma sanayiinde önemli bir anlaşmaya imza attı. Artık milli insansız hava aracımız 'ANKA' Suudi Arabistan ordusu için de üretilecek. Suudi Arabistan'ın, lazer güdümlü füze CİRİT ve milli tank ALTAY için de istekli olduğu ve görüşmelerin sürdüğü belirtildi. Suudi Arabistan Krallığı Veliahtı, Başbakan Birinci Yardımcısı ve Savunma Bakanı Prens Salman Bin Abdülaziz El-Saud, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün davetlisi olarak Türkiye'ye resmî bir ziyaret gerçekleştirdi. İlk resmi ikili ziyaretini Türkiye'ye yapan Veliaht Prens Abdülaziz El-Saud, beraberinde kalabalık bir bakan heyetiyle geldi. Çankaya Köşkü'nde yaklaşık 1,5 saat süren görüşmelerin ardından iki ülke arasında savunma sanayi işbirliği anlaşması imzalandı. Anlaşmayı Türkiye adına Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu imzalarken, törende Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ve Savunma Sanayii Müsteşarı Murad Bayar da hazır bulundu. Yeni Şafak'tan Aynur Ekiz'in haberine göre, ABD'den 33.4 milyar dolarlık silah satın alan ve bu nedenle dünyanın en fazla silahlanan ülkeleri arasına giren Suudi Arabistan ile Türkiye arasında son dönemde üst düzey askeri ziyaretler hız kazandı. Genelkurmay Başkanlarının karşılıklı ziyaretleri neticesinde Suudi Arabistan, milli insansız hava aracı 'ANKA'ya talip oldu. Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Bin Abdullah Al Gobail'in ziyareti sırasında netleşen görüşmeler dün neticesini verdi. İki ülke arasında yapılan savunma sanayi alanında işbirliği anlaşması kapsamında artık 'ANKA'lar Suudi Arabistan ordusu için de üretilecek. Arap Baharı'nın ortaya çıkardığı istikrarsız ortam ve İran ile Körfez bölgesinde devam eden çatışmaların üzerine bölgede Suriye krizinin de patlak vermesiyle Suudi Arabistan hızla silahlanmaya başladı. Dünkü Çankaya Köşkü'ndeki görüşmelerde Suriye krizinin de gündeme geldiği ve bu konuda atılacak adımlar üzerinde de görüş alışverişinde bulunulduğu öğrenildi. Tamamen Türk yapımı insansız hava aracı ANKA, TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen 11. Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı (IDEF'13) katılımcılarından Türk Havacılık ve Uzay Sanayi AŞ'nin (TUSAŞ) standında sergilenmişti. ANKA,görücüye çıktığı fuarda birçok ülkenin dikkatini çekti. Türkiye ile milyar dolarlık bir anlaşmaya imza atan Suudi Arabistan ile ROKETSAN'da Türk mühendisler tarafından tasarlanan aktif lazer güdümlü füze CİRİT ve milli tank 'ALTAY' için de görüşmelerin devam ettiği öğrenildi. Kaynak: haber365.com
Nisan ayında People dergisi tarafından dünyanın en güzel kadını seçilen Gwyneth Paltrow sağlık beslenme alışkanlığını benimsemesinde babasına 15 yıl önce konulan kanser teşhisi etkili oldu. İngiliz basınından The Daily Mail'in haberine göre; sağlıklı yaşam konusundaki açıklamaları ile sık sık haberlere konu olan güzel oyuncu Gwyneth Paltrow, Vücuda alınacak gıdalara dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. İşlenmiş gıdaların beslenme düzeninden çıkarılmasının insanı çok iyi hissettirdiğini söyleyen Paltrow, yeme düzeninden sütten yapılmış ve glüten içeren ürünleri çıkardığını açıkladı. Her gün 2 saat spor yaptığını da sözlerine ekleyen Paltrow, kimi zaman sporun kendisine bir işkence gibi geldiğini söylese de formda kalmak için bunu yapmak zorunda olduğunu söyledi. Beach isimli derginin kapak kızı olan Paltrow, dergiye yaptığı açıklamalarda babasının verdiği sağlık mücadelesinin nasıl kendisine bir uyarı niteliğinde olduğunu anlattı. Babasına gırtlak kanseri teşhisi konulduğunda yiyeceklerin etkilerini düşünmeye başladığını söyleyen Paltrow, bunun üzerine babasının da yarar görmesi umuduyla kanser karşıtı gıdalar araştırmaya başladığını belirtti. 10 yıldır Coldplay'in solisti Chris Martin ile evli olan Paltrow, iki çocuğu Apple (8) ve Moses (6) için de aynı beslenme düzenini uyguluyor. Gywneth Paltrow geçtiğimiz hafta farklı anketlerde hem "En Nefret Edilen Ünlü" hem de "Dünyanın En Güzel Kadını" seçilmişti. Kaynak: ihlasSondakika.com
Beyne kan taşıyan atar damarların tıkanması kendini gösteren şah damarı hastalığı, zamanında tedavi edilmezse felçlere neden olabiliyor. İstatistikler Türkiye'de her yıl 150 bin kişinin felç geçirdiğini bildiriyor. Bu rakamın yüzde 60'ını ise şah damarı tıkanıklığına bağlı inmelerin oluşturduğu bildiriyor. "İnme Cerrahisi"ni şah damarına bağlı felçlerde uygulanan bir erken cerrahi yöntemi olarak tanımlayan Doç. Dr. Yusuf Kalko, bu yöntemle klasik tıp bilgilerinin dışında uygulamalara yer verdiklerini bildirdi. Kalko, "Klasik tıp literatürü felç durumda hastaların bir ay bekletilmesini söyler. Çünkü felç bedende şiddetli bir deprem etkisi oluşturur ve dokular zarar görür. Bu bekleme süresi neticesinde hastanın durumuna göre gerekirse cerrahi müdahale yapılabileceğini söyler. Öte yandan şah damarı yüzde yüz tıkanmış bir hastaya ameliyat tavsiye edilmez. Çünkü açılmayacağı düşünülür, risk faktörleri de yüksek olduğu için bu hastalar bekleme sürecine girer. Biz "İnme Cerrahisi"nde eğer tetkikler uygunsa, hastada kana aç canlı beyin dokusu gördüğümüz anda bu hastayı hemen ameliyata alıyoruz. Diğer taraftan şah damarı yüzde yüz tıkalı hastalarda da eğer tetkikler uygunsa beklemeden bu damara da müdahale ediyoruz. Birkaç saat önce felç geçirmiş ya da felcin üstünden birkaç gün geçmiş uygun hastalarda teknik başarılı oldu" dedi. İnme merkezlerinde yapılan uygulamalara da değinen Kalko, "Pıhtı özellikle kalpte ise ve titreşim bozukluğu olup pıhtı atmışsa ya da şah damarı tıkalı ama pıhtı ile tıkanmışsa, erken dönemde (ilk 3-4 saat) damar yolundan serumla, biraz geç saatlerde ise (ortalama 6 saat gibi) anjiyo ile şah damarının içine pıhtı eritici ilaç verip, gerekirse oraya stent takılıyor. Ancak bu işlemler belli saate kadar yapılabiliyor. İnme Cerrahisinde ise 7 -8 saat sonra, birkaç gün sonra ya da bir hafta sonra müdahale edilen uygun hastalar söz konusu. Bu da demek oluyor ki, cerrahide eğer tetkikler uygunsa bu hastalar geriye dönebilir. Ama hiçbir vaka için kesin olarak döner denilemez bu İnme Cerrahisi'nde de geçerli" şeklinde konuştu. HASTA AMELİYATTA SOHBETLE DİNÇ TUTULUYOR İnme cerrahisini, Minimal İnvaziv Damar Cerrahisi tekniği ile lokal anestezi altında yaptıklarını ifade eden Yusuf Kalko,"Bu da özellikle ileri yaştaki hastalar için büyük önem teşkil ediyor. Çünkü bu hastalar sadece damar sorunları ile değil aynı zamanda şekerden, tansiyona, kalpten, akciğer sorunlarına kadar pek çok rahatsızlıkla da mücadele ediyor. Hastanın sadece boynunu uyuşturarak yaptığımız bu ameliyatta onlarla sohbet ediyoruz. Bu sohbet onları dinç tutuyor ve şuur kaybını önlüyor. Şuurda ufak da olsa bir bozulma olması durumunda hemen bir kanül yardımıyla beyne kan gönderip hastanın dinç kalmasını sağlıyoruz. Bu esnada damarın içini temizleyip hızlı bir şekilde kapatıyoruz. Operasyon 30 - 50 dakika arasında tamamlanmış oluyor" dedi. Kalko şöyle devam etti: "Bu uygulamada damarlar ister yüzde 50, ister yüzde 90, ister yüzde 100 tıkalı olsun. Hasta hangi yetişkin yaş grubunda olursa olsun. Zamanla gelen kronik hastalıkları olanlar da dahil olmak üzere tetkiklerde ameliyata uygun gördüğümüz tüm hastalara müdahale ediyoruz. Lokal anestezi ile yaptığımız bu ameliyatta canlı yayın gibi hastayı takip ediyoruz. Ameliyatın faydalı olup olmayacağı daha en başında anlaşılıyor. Hasta kolunu, bacağını hareket ettirmeye ya da konuşmaya başlarsa sorunu çözdüğümüzü hemen fark ediyoruz. Ameliyat sonrası hastayı normal odaya alıyoruz birkaç gün içinde de taburcu ediyoruz. Bazı hastalarımızda çok nadir de olsa ameliyat sonrası felç riski de oluyor ancak bu yüzde iki gibi düşük bir oran." Erken tanı ve semptomlar dahilinde felçleri önlemek adına yapılan bu ameliyatları felçli hastalara da uygulayan Yusuf Kalko yüz güldürücü sonuçlar elde ettiklerini ifade etti. Kalko, "Bir yılda yaklaşık 25 felçli hastanın yürüme ve konuşma yetilerini tekrar kazandırmayı başardık. Bunların içinde yurt dışında da örnek gösterilen vakalar var. Ancak tekrar ediyorum. Cerrahi ne kadar ilerlerse ilerlesin, öncelikle sağlıklı ve düzenli yaşamı kişiler kendilerine prensip edinsin. Damar hastalıkları sizi ömür boyu takip edecektir. Herkesi kurtarmak isteriz ama ileri tetkiklerde ameliyata uygun gördüğümüz hastalar dışında bu mümkün değil" dedi. Kaynak: ihlasSondakika.com
Her Pazartesi başlanılan diyetlerin bir türlü sonu gelmiyorsa diyetin zor gelmesinin gerçek nedenini saptamadan kilo vermeye çalışıyor olmak muhtemel. Diyet ve Beslenme Uzmanı Mine Öcalan, yeni beslenme düzeninizi hayatınıza adapte etmenizi kolaylaştıracak önemli püf noktalarıyla ilgili bilgi verdi. Kilonuzu sık sık kontrol etmenin sadece cesaretinizi kıracağını belirten Öcalan, "Gün içerisindeki ödem miktarının artması, bağırsaklarınızın çalışıp, çalışmaması gibi birçok sebep hatalı ölçümlere neden olacaktır. Bu durum bireyden bireye fark etmekle beraber ölçümlerde 1-4 kilo arasında değişimler gözlemlenmektedir. Ertesi gün kalktığınızda tartınızda gördüğünüz fazla kilolar az yemek yemeyi, bir sonraki gün göreceğiniz eksik kilolar fazla yiyip içmeyi tetikleyecektir. Oysa bu şekilde bir beslenme şekli, metabolizmanızın bozulmasına ve vücudunuzda geri dönüşü zorlaşan kilo kazanımlarına neden olabilmektedir. Çözüm: En doğrusu haftada bir tartılmanızdır. Vücudunuzdaki gerçek kilo değişimlerini ancak böyle görebilirsiniz" dedi. BESLENME GÜNLÜĞÜ TUTUN Yenilen ve içilen her şeyin saat saat mutlaka yazılması ve hafta sonları bu günlükleri kontrol edip, bir hafta boyunca neler yenildiğinin gözden geçirilmesini gerektiğini tavsiye eden Mine Öcalan, "Bu sayede, besin çeşitliliğini sağlamak ve neyin eksik neyin fazla olduğunu görebilmiş olursunuz. Çözüm: Unutmayın bütün ayrıntıları ile ne yediklerini yazanlar daha kolay zayıflıyor" şeklinde konuştu. HAFTADA 1 ÖĞÜNÜNÜZÜ SERBEST BIRAKIN "Hepimizin sevdiği, gördüğü zaman dayanamadığı yiyecekler var" diyen Öcalan, şunları kaydetti: "Yasaklı diyetler, tamamen hayatınızdan çıkarmaya çalıştığınız yiyecekleri bir süre sonra cazip hale getirecek ve sabah- akşam kendinizi o yiyecekleri tüketir halde bulacaksınız. Çözüm: Birkaç gününüzü değil, hayatınızı değiştirmeye çalıştığınız bu düzende istikrarı sağlamak için haftada 1 kez 1 öğününüzü serbest bırakın." Diyet yapan birçok kişinin hızlı kilo kaybetmeyi beklediğini ve vücudunun bu hıza uymasını istediğini ifaden eden Öcalan, "1 hafta boyunca kilo kaybı olmazsa, morali bozulur ve diyeti bırakır. Çözüm: Kilo verme hızınız düştüğü zamanlarda moralinizi bozup, diyetinizi diğer pazartesiye ertelemeyin" dedi. ÖNDEN BİR SALATA Yemeğe başladıktan sonra beyne tokluk sinyalinin gitmesinin en az 15-20 dakika sürdüğünün herkes tarafından bilindiğini söyleyen Öcalan, "Az çiğneyip, hızlı yerseniz tokluk oluşana kadarki sürede daha çok yemek yersiniz ve aldığınız kalori miktarı artar. Bu nedenle yemek yeme hızınızı yavaşlatmanız önemli. Aynı zamanda yemeğin başlangıcını salata ile yaparsanız, yemekte aşırıya kaçmanızın önüne geçmiş olursunuz. Ama salata soslarına dikkat. Tercihiniz balzamik sirke, limon veya nar ekşisi gibi düşük kalorili soslar olabilir" diye konuştu. "Her gün aynı besinleri tüketmek diyeti sıkıcı kılar" diyen Öcalan, "Tüketimlerinizde küçük değişiklikler yapmaya çalışın. Her gıda farklı besin öğeleri içerir ve metabolizmanızı farklı derecelerde aktive eder. Çeşitlilik, motivasyonunuzu da arttırarak sıkıcılığı ortadan kaldırır ve istikrarlı bir şekilde diyetinize devam etmenize destek olur" dedi. METABOLİZMANIZI DA UYANDIRIN Gün içerisinde enerjinizi ve motivasyonunuzu koruyabilmek için güne her gün farklı bir kahvaltıyla başlanılması tavsiyesinde bulunan Öcalan, "Rahatlatıcı etkiye sahip serotonin hormonumuzun salgılanmasına yardımcı olan, kepeği ayrılmamış tahıllardan yapılmış ekmekleri veya tam tahıllı kahvaltılık gevrekleri kahvaltınızı çeşitlendirmek için kullanabilirsiniz. Besin tüketme, sindirim sistemimizi aktive ettiği için sabah yapacağımız dengeli bir kahvaltı, metabolizmamızın çalışmasını sağlayarak, sabah yorgunluğumuzu atmamıza da destek olur" şeklinde konuştu. Kaynak: haber365.com
Tüketici Yararına Araştırma Derneği (TÜYADER), otomobil satış sitelerine verilen ilanların birçoğunun gerçek dışı olduğunu belirterek bazı tüketicilerin de kandırıldığını açıkladı. TÜYADER'den yapılan yazılı açıklamada, otomobil satışı için kurulan ve otomotiv pazarına hitap eden internet sitelerinin çok fazla olduğuna dikkat çekildi. Bu sitelerden herkesin ücretli veya ücretsiz olarak aracını ilan vererek satışını yapabildiği belirtilen açıklamada, kullanışlı ve ekonomik olan bu sitelere alıcı ve satıcı olarak talebin yoğunluğuna dikkat çekildi ancak bu otomobil satış sitelerine verilen ilanların birçoğunun gerçek dışı olduğunun altı çizildi. Açıklamada, bu nedenle kandırılan tüketicilerin de çok fazla olduğu ifade edilerek, bunun yanında sahte ilanların, otomobil satışını gerçek anlamda doğru yapan işletmeleri zor durumda bıraktığı vurgulandı. Açıklamada, şunlar belirtildi: "Yoğun talep gören bu internet sitelerinin yakın zamanda böyle devam etmesi halinde inandırıcılığı ve tüketicinin talebi kalmayacak. Oysa kullanışlı ve ekonomik olan bu sistemin bitmemesi gerekiyor. Alınması gereken başlıca önlem, tüketici güvenini sağlayacak bir sisteme kavuşturulmasıdır." Kaynak: ihlasSondakika.com
BMW Group, elektrikli araç markası 'i' serisi ile atağa kalkmaya hazırlanıyor. Markanın premium elektrikli modeli i3, bu yılın sonunda Avrupa'da satışa sunulacak. BMW i3, ülkemize 2014 yılı sonunda gelecek. 4 koltuklu i3'te 170 beygir güç üreten batarya yer alıyor. Elektrikli otomobil maksimum 150 km/s hıza ulaşabiliyor. Şirket Başkanı Dr. Norbert Reithofer, seri üretim öncesi ilk BMW İ3'ün geçtiğimiz günlerde Leipzig'deki üretim hattından indirildiğini hatırlatarak, "BMW İ3 2013 yılı sonlarında gerçeğe dönüşecektir. Sürdürülebilir olmaya inanıyoruz. Birçok müşterimiz şimdiden, alışkın olmadıkları bir teknolojiye sahip BMW İ3'e ilgilerini açıkça ifade ediyor" dedi. Cenevre Fuarı'nda da tanıtılan BMW İ3 konsepti, dört koltuğu, geniş açılan kapılan, yaklaşık 200 litrelik bagajı ve 170 HP güç üreten elektrik ünitesiyle sıfır emisyonlu bir şehir otomobili olarak ön plana çıkıyor. Kaynak: ihlasSondakika.com
1 Ocak'ta yürürlüğe gören yasal düzenleme doğrultusunda hız sınırını yüzde 10-30 aşan sürücülere 166 lira, yüzde 30'dan fazla aşanlara ise 343 lira para cezaları uygulanıyor. Azami olarak otomobiller için otoyollarda 120, duble (bölünmüş) yollarda 110, şehirler arası çift yönlü karayollarında 90 kilometre hıza izin veriliyor. Bu hızlara "yüzde 10 tolerans" eklendiğinde otomobil için duble yoldaki en yüksek hız, 121 kilometre oluyor. Bir otomobil sürücüsü bu yolda 122 kilometre hızla radara girdiğinde 66 lira cezayla karşılaşabiliyor. Sürücüler, adeta korkulu rüyaları olan radarlara girmemek için uzun yolculuklarda dikkatli hareket etse de zaman zaman kendi kontrolleri dışında hız sınırlarını aştıkları için cezaya maruz kalabiliyor. Bazı durumlarda sürücüler, belirtilen hıza ulaşmadığını söylese bile "hata payı" ya da "sapma" yüzünden ceza ödemek zorunda kalıyor. Trafik polisleri, itiraz eden sürücülere, kendilerine sunulan toleransı hesaba katmadan yasal limitlere dikkat ederek yollarda seyretmeleri konusunda uyarılarda bulunuyor. "120 kilometreyle giden araç, 125 kilometreyle radara girebilir" Bayrakçeken, yaptığı açıklamada, kara taşıtlarının hız göstergelerindeki hata paylarının, sürüş sırasında göz önünde bulundurulması gerektiğini söyledi. "Yol, hız, eğim gibi parametrelerin göz önüne alındığı ve rüzgar gibi dış faktörlerden arındırılmış olarak ölçüm yapılabilen kalibreli cihaz" diye nitelenen şasi dinamometresiyle yaptıkları ölçümlerde, taşıtların hız göstergelerinde saatte 70 kilometre görünen hızın, 68 ya da 72 kilometre olabildiğini belirten Bayrakçeken, şöyle konuştu: "Bu, sistemdeki hata payı ya da sapmanın karşılığıdır. Normalde hata payları yüzde 5'e kadar çıkabilmektedir. Lastiğin tırnak derinliği, çapı, zemin durumu, yuvarlanma direnci, sürtünme katsayısı, kayma, rüzgar gibi birçok faktör aracın hız göstergesi ile gerçek hızı arasındaki farkı ortaya çıkarabilir. Taşıt dinamiğini etkileyen taşıt boyutu, viraj, güç aktarma organları gibi parametre sayısı fazladır. Hız da bu parametreler içinde önemli bir yer tutar. Bu faktörler anlık değişebilir. Bu yüzden hız göstergesine göre 120 kilometreyle giden araç, 125 kilometreyle radara girebilir. Tam tersi durum da yaşanabilir. Sürücülerin özelikle duble yollarda dikkatli olması ve 115'i geçmemesi, en azından kendilerine sunulan yüzde 10 toleransı hesaba katmadan hızlarını ayarlamasını öneriyoruz." "Göstergelerin aralıklarla kalibre edilmesini öneriyoruz" Balıkesir Küçük Sanayi Sitesi'nde faaliyet gösteren bir oto elektronik firmasının sahibi Mehmet Saygıner de araçların hız göstergelerinde hata payının yüzde 10'a ulaşabileceğini ifade etti. Bu durumun, sürücüleri yanıltabildiğini dile getiren Saygıner, araçlar kullanıldıkça göstergeler kalibre edilmediği için gerçek hızın ölçümünde sorunlar yaşanabildiğini anlattı. Sürücülere, özellikle şehirler arası karayollarında en yüksek hız limitinin altında araç kullanmasını öneren Saygıner, şunları kaydetti: "Göstergedeki hız ile radarda ölçülen hız arasındaki fark, aracın birçok özelliğine göre değişebilir. Genellikle ana etken, göstergelerin ayarlarının bozulmasıdır. Göstergelerin aralıklarla kalibre edilmesini öneriyoruz. Radara yakalanmamak için örneğin duble yollarda 115 kilometre hızın üzerine çıkılmamalı. Birçok sürücü, toleransı da ekleyerek 121'e kadar çıkıyor. Hata payıyla hız 125 ölçüldüğünde ise itiraz ediyorlar. En iyisi yavaş gitmek." Kaynak: ihlasSondakika.com
Başbakan Erdoğan ile Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy arasındaki görüşmenin ardından basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda gelen bir soru üzerine 'Esad' benzetmesi nedeniyle CHP lideri Kılıçdaroğlu'na açacağını söylediği davaya değinen Erdoğan, şunları söyledi: Kendime ana muhalefet genel başkanını muhatap kabul etmiyorum. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'na o denli bir hakareti yapabilecek bir babayiğit karşımda göremiyorum. Onun için de onlara gerekli olan cevabı hukuk devletinde avukatlarım gerektiği şekilde veriyorlar. Tazminatsa tazminat. Bugüne kadar kazandığımız kesinleşmiş çok sayıda dava var. Kayseri Belediye Başkanım biliyorsunuz, bu tazminatları sucuk festivallerinde halka sucuk dağıtarak gerçekleştirdi. Ben de heralde Sultanahmet Meydanı'nda ya da daha uygun bir meydanda bu konuda bunun değerlendirmesini yapacağız. Havuz biraz dolsun biraz boşuk var, onun dolmasını bekliyorum." Kılıçdaroğlu Brüksel temasları sırasında yaptığı açıklamada Esad ile Erdoğan'ın "baskıcı" olduklarını ve aralarında "ton farkı" bulunduğunu belirtmiş ve "Ne fark var aralarında demokrasi açısından?" ifadelerini kullanmıştı. Bu açıklama sonrası Erdoğan da kendisini 'katil'e benzettiği gerekçesiyle Kılıçdaroğlu'na dava açacağını söylemişti. 'TERÖRE DESTEK OLUR' Erdoğan toplantıda hacker grubu RedHack'in, Reyhanlı saldırısıyla ilgili jandarma istihbarata ait olduğunu iddia ettiği bazı belgeleri yayımlamasına da değindi. Bu tür haberlerin terör propagandası olduğunu söyleyen Erdoğan, "Bu hackerler istihbaratın yakından takip ettiği konulardır. Bu konularda da şu örgüt bu örgüt gibi vs. yakıştırmaların nihai neticesi açıklanmadan yayınlanması propaganda olur. Belgeler ortaya çıkana kadar propaganda yapılmamalıdır. Bu, farkına varmadan teröre, terör örgütlerine destektir" diye konuştu. KILIÇDAROĞLU'NA 1 MİLYON LİRALIK TAZMİNAT DAVASI Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 15 Mayıs’ta Brüksel’de, Avrupa Parlamentosu (AP) Sosyalistler ve Demokratlar İlerici İttifakı Grubu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, "Esad ile Erdoğan arasında ton farkı var. İkisi de baskıcı" diyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında, 1 milyon liralık manevi tazminat davası açtı. Erdoğan’ın avukatları Ali Özkaya, Ahmet Özel, Muammer Cemaloğlu ve Burhanettin Sevencan tarafından sunulan dava dilekçesinde, Kılıçdaroğlu’nun, "Reyhanlı’da ölen 51 kişinin katili Recep Tayyip Erdoğan’dır. Esad’la Erdoğan arasında ton farkı var. İkisi de baskıcı. İkisi de medya üzerinde baskı kuruyor. İkisinin de özel mahkemeleri var. İkisinin de özel savcıları var. İkisinin de özel hapishaneleri var. İkisi de medya patronlarına ’şunu at, şunu atma’ diye talimat verebiliyor. Demokrasi açısından ne farkı var aralarında?" beyanlarına yer verildi. Kılıçdaroğlu’nun, bu beyanlarıyla "Türkiye Cumhuriyeti’nin seçilmiş Başbakanı katildir, Reyhanlı’da kanlı terör saldırısı sonucu hayatını kaybeden vatandaşlarımızı Başbakan öldürtmüştür, Başbakan demokrasi ve özgürlükler düşmanıdır, eli kanlı zalim diktatör Esed ile Başbakan aynı yönetim anlayışındadır" algısını oluşturmaya çalıştığı savunulan dilekçede, özellikle "katil" ve "Esad’la Başbakan arasında ton farkı var" sözlerinin, eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırlarını aştığı belirtildi. Kılıçdaroğlu’nu toplantıya davet eden Avrupa Parlamentosu’nun Sosyalist Grubu Başkanı Hannes Swoboda’nın, söz konusu konuşmayı eleştirdiği ve düzeltilmesini istediği, bu gerçekleşmeyince de ikili arasındaki görüşmenin iptal edildiği hatırlatılan dilekçede, Swoboda’nın yaptığı basın açıklamasına da yer verildi: Başbakan Erdoğan’ın, yaptığı çalışmalarla bütün dünyaca takdir edilirken, "Kılıçdaroğlu’nun, bu çalışmaları, siyasi nedenlerle yermesi, aşağılaması ve iftira atarak suç isnadında bulunmasının doğru bir davranış olmadığı" ifade edilen dilekçede, şöyle denildi: "Eli kanlı bir diktatör ile üst üste üç genel seçim, iki yerel seçim ve iki referandumu, oylarını artırarak kazanmış ve ülkemizdeki demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla yerleşmesine çalışan bir demokrasi liderinin, ’aralarında ton farkı var’ denilerek kıyaslamanın ne kadar yanlış olduğunu, davalı maalesef Avrupalılardan adeta ders alır gibi öğrenmek zorunda kalmıştır. Tabii ki burada davalının şahsının refüze edilmesi kadar, üzülerek belirtmeliyiz ki temsil ettiği CHP’ye oy vermiş sosyal demokrat kitlenin de refüze edilmiş olduğunu unutmamak gerekir. İfade özgürlüğünün merkezi kabul edilen Avrupa’da bile davalının bu beyanlarının ifade özgürlüğü kapsamında kalmadığı, bu sözleri hiçbir şekilde kullanmayacağı Avrupalı sosyalistler tarafından vurgulanmış ve kendisine tavır konulmuştur." -"Ağır bir karşılığı olmalıdır"- Tüm dünyanın kınadığı hain saldırının (Reyhanlı) asıl faili Esed’e karşı tek bir cümle bile sarf etmeyen Kılıçdaroğlu’nun, olayın faili olarak Başbakan Erdoğan’ı göstermesinin ve ona "katil" sıfatını yakıştırmasının "akıl tutulmasıyla" izah edilebileceğine değinilen dilekçede, CHP Genel Başkanı’nın, eleştirilerinde kamu yararını göz önüne almadığı, Erdoğan’ın kişilik haklarına saldırıda bulunduğu savunuldu. Dilekçede, Kılıçdaroğlu’nun, benzer beyanları nedeniyle tazminata mahkum olduğu davalardan örnekler verilerek, "Tazminat miktarının azlığı davalının aynı üslupla konuşmasının yeni bir gerekçesini oluşturmaktadır. Davalı, en sert şekilde siyasi eleştiri yapabilir, ancak iftira atıp suç isnadında bulunamaz ve hakaret edemez. Artık davalının bu üslupla konuşmasının ağır bir karşılığı olmalıdır" ifadesi kullanıldı. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasını Avrupa Parlamentosu’nda, uluslararası bir platformda yapmasının geniş kitleler üzerinde etkili olduğuna işaret edilen dilekçede, CHP Genel Başkanı’ndan 1 milyon lira manevi tazminat istendi. Kaynak: haber365.com
Meclis Genel Kurulu’nda verilen arada CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ile AK Parti Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç arasında tartışma çıktı. İki vekil birbirlerinin yakasına yapışırken araya giren vekiller kavganın büyümesini önledi. Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki tartışma Genel Kurul’a yansıdı. Meclis Genel Kurulu ara verdiğinde Bilgiç, CHP sıralarında oturan Tanal’ın yanına gelerek, “Bir daha komisyona gelme” dedi. Tepki gösteren Tanal, “Burası babanın çiftliği değil, o komisyona geleceğim” dedi. İki vekilin konuşması sırasında tansiyon yükseldi. Tanal ve Bilgiç birbirlerinin üzerine yürüdü. Birbirlerinin yakasına yapışan vekillerin kavgasını araya giren vekiller önledi. Araya giren vekiller nedeniyle kavga yumruklaşmanın eşiğinden döndü. ANKA’ya konuşan Tanal, “Hiçbir komisyon başkanı yardımcısına Meclis araba vermiyor. Bu komisyon başkanı yardımcısına Meclis araba vermiş. Ben de geri alın diye Meclis Başkanlığı'na dilekçe verdim. Sıkıntı bu” dedi. Kaynak: haber365.com
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Meclis grup toplantısında konuştu. İşte Bahçeli'nin açıklamaları: Türkiye adı konulmamış bir ekonomik bozgun hali yaşamaktadır. Vatandaşımızın ekmeği küçülmektedir. Onlar borçlandı biz ödedik diyerek durmadan yalan konuşmaktadır. Borç ödedik kasayı doldurduk sözleri artık Başbakan'la bütünleşmiş hazır kalıp sözcükler olarak dikkat çekmektedir. IMF'den alınan kredi de dış kaynaklı bir borçtur.2002'de IMF'ye 22 milyarlık bir borç söz konusudur. Merkez Bankası'nın rezervlerine ilave ettiği borcu yıllar içinde ödenmiştir. AKP'ye devredilen borç iddia edildiği gibi değil 13 milyar 900 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. 'HİÇ Mİ VİCDANI SIZLAMIYOR?' IMF'ye borcun kalmadığını söyleyen Başbakan Erdoğan, Dünya Bankası'na artan borcu nasıl ifade edecektir? Bu borcu nasıl gizleyecektir. Başbakan Erdoğan "Onlar borçlandı biz ödedik" derken hiç mi vicdanı sızlamamaktadır? Başbakan Erdoğan hileyi bırakmalı ve ödenen borçların AKP dönemine ait olduğunu açıklamalıdır. Bu kadar yalan ve dolan ne duyulmuş ne görülmüştür. IMF'ye ödediği iddia edilen borcun önemli bir tutarını AKP almış bunu da gündeme getirmemiştir. Şayet AKP IMF ile stand-by anlaşmasını imzalamasaydı borçlar çoktan bitmiş olacaktı. Başbakan'a birileri şu hususları iyi anlatmalı. Başbakan Erdoğan ekonomi dersi almak için müracaat etmelidir. Başbakan Erdoğan'ın Merkez Bankası rezervi konusunda gerçek dışı beyanları akıl tutulmasıdır. Merkez Bankası rezervinin Konyalı çiftçimize, Giresunlu esnafımıza, Adanalı üreticimize bir hayrı yoktur. Bu rezerv Türkiye'nin dış borçlarına yönelik tutulan rehin paradır. 'BAŞKASININ ATINA BİNEN...' Başbakanın kasası artarken vatandaşınki azalmaktadır. Başbakan Erdoğan bilmelidir ki başkasının atına binen tez elden düşer. Eline hemen bir ekonomi kitabı alıp çalışması lazım. Bu ziyaretin Türkiye'nin bunalımlar yaşadığı bir döneme denk gelmesi manidar karşılanmalıdır. Kalabalık bir kafile geziye katılmış bol bol yenilip içilmiştir. Sanki ABD'ye ikinci fetih gerçekleşmiştir. Yandaş basın Başbakan'ın gezisini abartarak anlatmıştır. Başbakan'ın parlatılması ve üstelik ABD Başkanı Obama'nın iltifatına mazhar olunduğu için her propagandadan medet umulmuştur. Başbakan 6 Nisan 209 tarihinde ABD Başkanı Obama'nın TBMM genel kurulunda AKP'nin alkışları arasında verdiği ev ödevlerini yapmanın huzuru içindedir. Erdoğan Ermeni açılımını başlatmıştır. Heybeliada Ruhban Okulu için sözler vermiş yıkım projesini ortaya koymuştur.- Afganistan'a ilave asker desteğini yerine getirmiştir, İmralı canisi ile pazarlığa tutuşmuştur. Bunlara karşılık ABD'den Türkiye'nin hiçbir temel sorunu için destek alınamamıştır. Başbakan'ın ABD ziyareti ile ilgili kamuoyunda beklentiler yaratılmıştır. 'SONUNDA MASKESİ DÜŞMÜŞTÜR' Başbakan Erdoğan bugüne gelesiye Davos sahnesinde kurgulanan 'One minute' oyunundan beslenmiş ve sonunda maskesi düşmüştür.Dikkat çeken bir ayrıntı da CIA başkanının o salonda olmaması ve aynı saatlerde İsrail'de bulunmasıydı. Bize göre ABD ziyaretinin sırrı kırmızı salonda konuşulanlarla çözülecektir. Başbakan'ın ABD ziyaretinde 4 konu kendisini göstermiştir. Bunlardan birincisi Suriye konusudur. Başbakan Suriye'ye müdahale konusunda canını dişine taksa da Obama'dan gerekli desteği görmemiştir. Cenevre konferansı konusundaki eleştirileri sonuç doğurmamıştır. Başbakan 180 derece çark etmiş ve "Görüşüm değişti ve gelişti" diyerek pişkinlik sergilemiştir. ABD Başkanı 2. Cenevre Konferansı için Başbakan'a görevler vermiştir. Başbakan da kuzu kuzu kabul etmiş ve Rusya'yı ziyaret edeceğini belirtmiştir. Başbakan Erdoğan Beyaz Saray'ın ikna odalarında yeniden gömlek değişmiştir. Bir insanın fikirlerindeki oynaklık, ideallerindeki yapaklık ya ağır bir baskıdan veya aitsizlikten kaynaklanacaktır. Bunun her ikisi de zaaftır.- Bu gelişmeler hükümetin Suriye poltiikasının baştan ayağa dağıldığını tescillemiştir. Kardeş Esad'dan hasım Esed'e U dönüşü yapan iktidar mızmızlansa da bir netice elde edememiştir. ABD Başkanı Obama "İkimiz de Esad'ın gitmesi konusunda hemfikiriz" sözleriyle yeni bir oyalama taktiğine başvurmuştur. Muhaliflerin desteklenmesi ve Esad'a yönelik baskıların arttırılması konusunda bunlar basit yaklaşımlar olarak kalmıştır. Biliyoruz ki Esad kendi halkına saldıran bir zalimdir. Biz kınadığımızı tekraren söylemek istiyorum. Suriye'de iki taraf da ölüm diline saplanıp kalmıştır. Esad'a karşılık vbermek adına insan kalbi yemek kadar gözü dönmüş yamyamlar insanlıktan çoktan dönmüştür. Hangi vicdan böylesi bir vahşiliğe göz yumulabilecektir? AKP kimlere destek verdiğinin farkında mıdır?- Gazze'ye gitme kararını çoktan veren Başbakan Erdoğan ABD dışişleri Bakanı'nın haddini aşan sözlerinden ötürü ertelemiştir. Başbakan Erdoğan ve Obama'nın üçüncü konusu Kuzey Irak'tır. Anlaşılan ABD peşmerge ile ilişkiler için talimat vermiştir. Petrol ve doğalgaz için anlaşmalar yapılmıştır. Geçtiğimiz aylarda Enerji Bakanı'nı taşıyan uçağın Erbil'e inememesi bundan kaynaklanmıştır. Barzani'nin Erdoğan'ın biricik dostu olması BOP projesidir. 'İHANET SÜRECİ KONUŞULMUŞTUR' 4. ve son olarak da ihanet süreci konuşulmuş, Irak'taki seçimler ele alınmıştır. Erdoğan sözde çözüm sürecinin ABD tarafından takdirle izlendiğini AKP'den başkasının yapamayacağını söylendiğini aktarmıştır. Böylesi bir ihaneti AKP'den başkasının yapması asla mümkün değildir. Erdoğan hediye olarak Öcalan'ın resmi çıkacak kara kaplı kutu ve Kandil'den bir buket çiçek verilmeliydi.- Başbakan'ın eşine sunulan 'Diktatörlüğün Psikolojisi' kitabını gecelerce okumalıdır. görüşmeler hangi yaramıza merhem olmuştur? Başbakan'ın eli boş ve yeni tavizler vererek geri dönüşü mağlubiyet değil midir? Başbakan saptırmadan ABD'nin kendisini ve hükümetini hizaya getirdiğini itiraf edebilecek yürek ve cesarete sahip midir? ABD Dışişleri Bakanı bir konuda haklı çıkmıştır: Dağ dağa kavuşmaz insan insana kavuşur demişti. Dağ dağa kavuşmasa da Erdoğan Obama'ya yapışmış ve çekilm alanına girmiştir. ÇAYDANLIK BAKMAKLA KAYNAMAYACAK! Erdoğana ABD deyimi ile sesleneyim "Çaydanlık bakmakla kaynamayacak, odunu kendi kesen iki kere ısınacak, ağacı kesen balta unutmayacak" Bu ABD deyimidir. Başbakan'ın şahsıma yönelik bozkurtlarında sınırları koruma altına al mesajı iletmiştir. Sayın Başbakan milletimizden aldığımız güvenle güçlüyüz sana tek başımıza da yeteriz. Sen sınırda teröristlerinle bekle ben de bozkurtlarımla bu sınırları korumayı seve seve yaparız. Başbakan'ın gelecek yıl 3 seçim olabilr sözü ile ilgili de şunları söylemek istiyorum: Başbakan'ın referandum kartını hatırlatması talihsiz bir yaklaşımdır. AKP'nin hedefinde kendi hazırladığı anayasayı BDP işbirliği ile geçirerek referanduma götürmektir. MHP yapılacak her seçime hazırdır. Kaynak: haber365.com
Twitter kurucularından Jack Dorsey 23 Mayıs 2013 günü attığı iddia edilen tweet'te şu cümleleri kullandı: "Probably we are gonna make some critical limitations of Turkisk Twitter users.Because of so much illegal action from that country." Türkçe tercümesi şu şekilde: "Büyük ihtimalle Türk Twitter kullanıcılarına ciddi kısıtlamalar getireceğiz. Çünkü Türkiye'den çok fazla yasadışı faaliyet meydana geliyor". Jack Dorsey'in bahsettiği yasadışı faaliyetin, redhack adlı hacker grubunun açıkladığı Reyhalı patlaması ile ilgili istihbarat belgeleri olabileceği iddiası ortaya atıldı.
Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) tarafından hayata geçirilmeye hazırlanan proje sonucunda yakın gelecekte, yediğimiz yemeklerin 3 boyutlu yazıcılar tarafından çoğaltılarak hazırlanacağı öngörülüyor. Hazırlanan yemeklerin karbonhidrat, protein tozu ve yağ içeren kartuşlara sahip 3 boyutlu yazıcılar tarafından kopyalanması esasına dayanan projenin, gelecek yüzyıllarda Dünya çapında artacağına muhtemel gözüyle bakılan açlık ve doğal kaynakların yetersizliği problemlerine çözüm olacağına inanılıyor. Günlük protein ihtiyacımızı karşılayan et ve sebzeler, 3 boyutlu yazıcı sayesinde tarihe karışırken, modern insanların protein ihtiyaçlarını çimen, böcek ve yosun ihtiva eden kapsüllerin karşılaması planlanıyor. Aynı zamanda meşhur ‘Uzay Yolu' (Star Trek) dizisinde uzay gemisi personelinin yemek ihtiyacı karşılayan ve istedikleri yemekleri oluşturmalarına izin veren replikatöre de benzetilen 3 boyutlu yazıcı projesinin maddi fonunun karşılanması için NASA' nın Sistemler & Materyaller Araştırmaları Kuruluşu (SMRC) adlı 3 boyutlu yazıcı firmasına 6 ay için 125 bin dolar ödenek çıkardığı biliniyor. NASA' nın salt astronotları uzaydaki protein ihtiyaçlarının daha rahat karşılanması adına geliştirmek istediği proje için SMRC Kurucusu Anjan Contractor ise daha farklı düşünüyor. Contractor, hayata geçirilecek bu projenin aynı zamanda Dünya üzerindeki açlık problemine de kökten bir çözüm olacağı görüşünde. Dünya nüfusunun gelecekte bir gün 12 milyara çıkacağını ve doğal kaynakların bu nüfusun ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalacağını belirten Anjan Contractor, 'Birçok ekonomist ile birlikte ben de mevcut yemek sisteminin gelecekteki 12 milyarlık bir Dünya nüfusuna yetmeyeceğini düşünüyorum. Bu yüzden er ya da geç yemek algımızı değiştirmek zorundayız.' şeklinde konuştu. İlk olarak protein ihtiyacının karşılanması için 'böcek içerikli pizza' çoğaltan bir makinenin geliştirilmesi üzerinde çalışıldığı belirtilirken, bunun geçtiğimiz günlerde Dünya'da açlık probleminin çözümü adına BM tarafından yapılan 'böcek yeyin' çağrısıyla aynı paralellikte olması dikkat çekti. Evrensel bir yemek sistemi oluşturacak bu projenin hayata geçirildiği taktirde 'geleneksel mutfak' tanımının da tarihe karışacağı düşünülüyor. Kaynak: ihlasSondakika.com
Teknoloji dünyasındaki yeni söylentiler, beşinci nesil iPad’in 2013 sonuna doğru tüketicilerle buluşacağı yönünde. Mashable’ın verdiği bilgiye göre, elektronik dünyasının tedarik zincirinde yer alan kaynaklar, iPad 5 için Temmuz ayında seri üretime geçileceğini ve Eylül ayında da piyasaya sürüleceğini iddia etti. Digitimes sitesi ise iPad’in sahip olacağı tasarım özelliklerine değindi. Öne sürülen bilgiler, iPad 5’in 24,6 cm (9,7 inç) genişliğinde ekranı ve 2048x1536 piksel çözünürlüğe sahip olacağı yönünde. Cihazın, iPad 4’ten 0.2-0.25 mm daha ince ve yüzde 25-33 daha hafif olacağı belirtildi. Ayrıca, iPad 5’in çerçevesinin daha ince olacağı, böylece LED ışıklandırmasını daha etkin kullanacağı öne sürüldü. Mashable, Apple’ın 2013’ün ikinci yarısından sonra iki tane de iPad mini piyasaya sürmeyi planladığını, sunulacak modellerden bir tanesinin Retina Display teknolojisine sahip olacağı öne sürüldü. Apple’ın Retina Display teknolojisi, sıvı kristal ekranlarda piksel yoğunluğunu artırarak özellikle artan mesafelerde görüntü netliğinin kaybolmamasını sağlıyor. Kaynak: ihlasSondakika.com
Madrid ekibi kurt hoca için zemin yoklasa da henüz Fatih Terim’e resmi teklif ulaşmadı. G.Saray'daki 3. döneminde takımını üst üste ikinci şampiyonluğuna taşıyan ve Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final oynatan Fatih Terim, Los Galacticos’un da radarına girdi. Devler Ligi’nde çeyrek finalde Real Madrid ile eşleşen sarı-kırmızılılar, 3-0‘ın rövanşında dünya devine kök söktürmüş ancak 3-2’lik galibiyete rağmen turnuvaya veda etmişti. İşte bu maçın ardından Real Madrid yönetimi de Fatih Terim’in durumunu incelemeye başladı. Teknik direktör Jose Mourinho ile başkan Perez’in arasındaki sıkıntıların ardından Madrid yönetimi Portekizli hoca ile yollarını ayırmayı kafasına koyarken Fatih Terim‘in de nabzını yokladılar. Yeni dönem öncesinde listenin ilk sırasına PSG’nin patronu Carlo Ancelotti’yi koyan İspanyollar, İmparator’un adını da teknik direktör adayları arasına ekledi. YAKIN TAKİP! Fatih Terim’e yakın isimler aracılığı ile kurt hocanın teklife nasıl yaklaşacağı araştırılırken sezonun bitmesiyle birlikte bu girişimler daha da hızlandı. Fatih Terim’in yakın çevresi bu teklifi doğrularken 60 yaşındaki deneyimli teknik adam ise, “Bu konuda bana ulaşmış hiçbir teklif söz konusu değil” sözleriyle durumunu özetledi. Real Madrid’in ise Ancelotti ile anlaşılamaması halinde görevi teklif edeceği isimler arasında Fatih Terim’in ilk sırada olduğu ve bir hafta içinde durumun netlik kazanacağı İspanyol basınına da yansıdı. ‘Fatih Terim etkilenmez’ Yönetim kurulundan seçim kararı çıkmasının ardından takımın bundan etkileneceği iddiaları ortaya atılmıştı. Ancak Radyospor’a konuşan yönetici Semih Haznedaroğlu, başta Fatih Terim olmak üzere kimsenin bu seçimden etkilenmeyeceğini ve transferde sıkıntı yaşanmayacağını açıkladı. Kaynak: Haberdar
UEFA ırkçılıkla savaşmaya devam ediyor. Uzun süredir üzerinde çalışılan karar resmen yürürlüğe girdi. Irkçılığın olduğu maçlarda suçlu bulunan futbolcuya minimum 10 maç ceza verilecek. Şike konusunda da radikal bir karar alan UEFA şikede zaman aşımını kaldırdı. Ülke Federasyonu yeterli cezayı vermese bile UEFA devreye girip karar verecek.
Fenerbahçe, Eskişehirspor'dan kadrosuna kattığı Alper Potuk'un ardından, iç transfere hız verdi. Sarı-lacivertliler, Haziran ayında sözleşmeleri sona erecek olan 3 oyuncusu ile yeniden anlaşma sağladı. Kaleci Volkan Demirel'in yanı sıra, Mehmet Topuz ve Selçuk Şahin de yuvada kaldı. Bu 3 oyuncuyla, kısa bir süre içerisinde resmi sözleşmeler imzalanacak.
Mustafa Kemal Atatürk’ün, 1925′te kurduğu 1937′de ise vasiyet mektubu ile Hazine’ye emanet ettiği Atatürk Orman Çiftliği arazisinin bir bölümü, canlı bomba saldırısının ardından daha güvenli bir alana taşınmak isteyen ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’ne tahsis edildi. SALDIRIDAN SONRA YENİ YER ARANDI Milliyet’in haberine göre; ABD’nin Ankara Büyükelçiliği, DHKP-C’nin 1 Şubat’ta gerçekleştirdiği canlı bomba saldırısının ardından şehir merkezinde kalan elçilik binasının çevresindeki güvenlik önlemlerini üst seviyeye çıkarsa da daha güvenli bir alana taşınmak için harekete geçti. Büyükelçilik, bu kapsamda Türkiye’den arazi talebinde bulundu. Türkiye’nin de Atatürk’ün 1925′te kurduğu ve 1937 de “hiylesiz ve nefis gıda maddeleri temin eylemek” amacıyla kullanılması şartı ile Hazine’ye devrettiği Atatürk Orman Çiftliği arazisininin içindeki bir bölümü elçiliğe önerdi. ESKİŞEHİR YOLU ÜZERİNDE Ankara Mimarlar Odası Başkanı Ali Hakkan’ın veridği bilgiye göre; Ankara’nın Çukurambar semtindeki 6 bin 400 metrekarelik alan AOÇ tarafından 1983 yılında GAzi Üniversitesi’ne devredilmişti. 2010 yılına kadar boş kalan arazi ticari tesis kurulması için TOKİ’ye devredildi. TOKİ de söz konusu araziyi ABD büyükelçiliği’ne tahsis etmek için anlaştı. Tahsis edilen arazi; Ankara Eskişehir yolu üzerinde; Marriott Otel, Armada Alışveriş Merkezi, Ak Parti, ATO Kongre merkezinin bulunduğu bölge içinde yer alıyor. Bölge, arsa değeri açısından Ankara’nın en gözde yerleşim yerleri arasında bulunuyor. Ali Hakkan, “AOÇ, tüm mücadelemize rağmen ABD’ye peşkeş çekiliyor. Bunun bilgisini aldık. Ciddi bir mücadele kampanyası yürüteceğiz. AOÇ’ye karşı yürütülen ideolojik öfkenin boyutunu bu satış gösteriyor” dedi. Atatürk Orman Çiftliği’nin bazı bölümleri bir süre önce yapılaşmaya açılmış, arazi içinde yeni Başbakanlık yapılacağı iddiaları gündeme gelmiş ve bu durum birçok kesimden tepki görmüştü. Kaynak: haber365.com
Ev almak isteyenleri korkutan rakamlar açıklandı. REIDIN-GYODER Yeni Konut Fiyat Endeksi mart 2013 raporuna göre, yeni konut fiyatları geçen ay, 2012 yılının aynı dönemine göre yüzde 8,56 arttı. Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) ve REIDIN işbirliği ile yeni konutlara yönelik hazırlanan emlak endeksinin 2013 mart ayı raporu yayınlandı. Rapora göre, yeni konut fiyatları bir önceki aya göre yüzde 1,02, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,56 ve endeksin başlangıç dönemi olan 2010 yılı ocak ayına göre ise yüzde 29,30 oranında artış kaydetti. Mart ayında endeks bir önceki aya göre, İstanbul Avrupa yakasında yer alan markalı konut projelerinde yüzde 0,22, İstanbul Asya yakasında yer alan markalı konut projelerinde yüzde 1,00 oranında arttı. Endeksin başlangıç dönemine göre ise İstanbul Asya yakasındaki projeler Avrupa yakasına kıyasla 6,1 puan fazla artış gösterdi. Mart ayında bir önceki aya göre, 1 1 daire tipinde yüzde 0,08, 2 1 daire tipinde yüzde 0,99, 3 1 daire tipinde yüzde 1,11 ve 4 1 daire tipinde ise yüzde 1,52 oranında artış yaşandı. Metrekare bazında yapılan değerlendirmede yeni konut fiyat endeksinde bir önceki aya göre, 51-75 metrekare büyüklüğe sahip konutlarda yüzde 0,47, 76-100 metrekare büyüklüğe sahip konutlarda yüzde 0,57, 101-125 metrekare büyüklüğe sahip konutlarda yüzde 0,62, 126-150 metrekare büyüklüğe sahip konutlarda yüzde 0,71, 151 metrekare ve daha büyük alana sahip konutlarda ise yüzde 1,20 oranında artış gerçekleşti. "Yeni konut fiyatlarındaki artış, enflasyonun oldukça üzerinde" GYODER Başkanı Aziz Torun, rapora ilişkin değerlendirmesinde, "Mart ayına baktığımızda, yeni konut fiyatlarının şubat ayına göre yüzde 1,02’lik bir artış gösterdiğini görüyoruz. Bu artış yüzde 0,66 olan aylık enflasyonun oldukça üzerinde gerçekleşmiş. Bu durum önümüzdeki dönemde yeni konutlardaki fiyat artışının, yine enflasyonun üzerinde bir artışla devam edeceğini göstermektedir" ifadelerini kullandı. Kaynak: haber365.com
Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi'nde yeni aşamaya geçildi. Yaklaşık 6 bin 500 gecekondunun yıkılarak yerine depreme dayanıklı 8 bin 152 konutun inşa edildiği bölgede 925 konutun inşası devam ediyor. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) bin 764 konutun daha inşası için ihaleye çıkıyor. Böylelikle Kuzey Ankara’da 10 bin 841 konut rakamına ulaşılacak. Başkent’in kuzey giriş kapısını oluşturan bölgede 2004 yılından itibaren TOKİ ile Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin ortaklaşa kurduğu TOBAŞ şirketinin müşavirliğinde yürütülen proje ile Ankara’nın imajına zarar veren gecekondular temizlendi. Proje, konumu, kapsamı, projelendirme süreci, hedef kitlenin büyüklüğü, teknik ve sosyal özellikleri, proje sürecinde yaşanan fiziki ve kültürel değişimler açısından en kapsamlı kentsel dönüşüm projesi olma özeliğini taşıyor. 7,5 milyon metrekare olarak belirlenen Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi uygulama alanının, 4 milyon metrekarelik birinci etabına Mart 2005’te başlandı. Temmuz 2005 – Aralık 2006 arasındaki bir buçuk yıllık sürede yaklaşık 6 bin 500 gecekondunun yıkımı gerçekleşti. Proje kapsamında 8 bin 152 konut hak sahiplerine teslim edildi. OSMANLI MAHALLESİ İNŞA EDİLİYOR Projenin bir diğer ayağında ise Osmanlı ve Selçuklu mahalleleri oluşturulması amacıyla planlama ve projelendirme çalışmaları yapıldı. Villa, dubleks konut, apartman ve teras evlerden oluşan toplam 925 konutun yapımı devam ediyor. BİN 764 KONUT İHALEYE ÇIKIYOR Proje kapsamında inşa edilecek bin 764 konut için TOKİ üç ayrı ihale yapacak. Konutlar 3+1 ve 4+1 büyüklüğünde planlandı. İdare birinci etapta 477 konut inşa edecek. Konutların 268’i 3+1, 209’u da 4+1 büyüklüğünde. Birinci etap 5 bloktan oluşacak. İkinci etapta ise 488 konut ile birlikte ünite merkezi ve kreş yapılacak. 6 bloktan oluşan konutların tamamı 3+1 niteliğinde olacak. Birinci ve ikinci etapta inşa edilecek konutların ihaleleri 26 Şubat 2013 saat 14.00’te gerçekleştirilecek. CHA Kaynak: Yazete.com
Gösterisinin sinemalarda vizyona giren DVD'siyle gişede önemli bir başarı yakalayan Cem Yılmaz, çok özel bir projeye soyunuyor. ESKİLERE EL ATTI Uzun süredir sinemada ne yapacağı merak konusu olan Cem Yılmaz, eskilere el attı. Yeşilçam'ın unutulmaz eserlerinden dört film, Yılmaz'la yeniden beyazperdeye taşınacak. 4 FİLMİ YENİDEN ÇEKECEK Ertem Eğilmez'in kurduğu Arzu Film'in 50'nci yılı çerçevesinde çekilecek filmler şunlar: 'Süt Kardeşler', 'Banker Bilo', 'Şekerpare' ve 'Tosun Paşa'. Kaynak: Yazete.com
Şahan Gökbakar'ın Celal ile Ceren kabusu sona erdi! Film, internetteki en popüler sinema sitesi IMDB'de dünyanın en kötü filmleri listesinde birinci sıraya yerleşmişti. İnternetteki bir sosyal paylaşım sitesinin üyeleri organize olarak Celal ile Ceren'e 1 puan vermiş ve film 10 üzerinden 1.7 puan almıştı. Üyeler bununla da yetinmemiş, kötüler listesindeki diğer filmlere yüksek puan vererek Celal ile Ceren'in sıralamada yükselmesini sağlamıştı. Daha önce bu hareket için "Çok da tın, çok da fifi" diyen Şahan, film en kötü film olunca küplere binmişti. Ancak IMDB sitesi yönetimi filmin tamamen listeden çıkarılmasına karar verdi. Celal ile Ceren'in yapımcısı Çamaşırhane Film Yapım'dan da bir açıklama yapıldı: "IMDB sitesinde kullanılan yapılan oylamaların ilk günlerinde gelen oylar 10 üzerinden 7 beğeni puanı alan Celal ile Ceren, ilerleyen günlerde, kendilerini sözluk yazarı olarak nitelendiren, çesitli mesaj-panosu sitelerine üye olan, kimlikleri dahi belli olmayan kişiler tarafindan organize edilen planlı ve örgütlü bir saldırıya maruz kalmıştır. Planlı ve örgütlü sekilde kamuoyu fikrini yanıltmaya teşebbüs eden ve ticari itibarımızı zedelemeye çalışan, henüz kimlikleri belirsiz kişiler ve bu tip saldırı planlarına ev sahipliği yapan Internet siteleri imtiyaz sahipleri ve yöneticileri hakkında gerekli yasal islemler başlatılmıştır. Bu tip örgütlü hareketler, Internet üzerinde yapılmış olsa dahi, organize suç niteleği taşıdıkları bir gerçektir. Henüz kimlikleri belirsiz bu internet korsanlarını ve ev sahipliği yapan Internet sitelerini kamuoyu önunde kınıyoruz. Konuyu yeteri kadar araştırmadan eksik haber yapan Haber sitelerini de sorumlu olmaya davet ediyoruz. Planlı ve kötü niyetli şekilde organize edilen bu durumu , Celal ile Ceren sinema filminin ve diğer tüm Türk filmlerinin yapımında, dağıtımında ve gösteriminde emeği geçen tüm sinema sektörü çalışanlarına yapılmış bir saldırı ve çalışanların emeklerine saygısızlık olarak değerlendiryoruz. Kendi yaşadıkları ülkeye ihanet ederek, bir Türk filminin IMDb gibi uluslararası bir veritabanında beğeni notunu kötü niyetli ve planlı şekilde aşağıya çekmeye çalışanların, aslında Türk sinema sektörünün düşmanları olduğunu düşünüyoruz" Kaynak: Yazete.com
Başrollerini Demet Akbağ ve Sermiyan Midyat'ın paylaştığı 'Hükümet Kadın' adlı filmin galası Mardin Mova Park Alışveriş Merkezi'nde yapıldı. Türkiye’de yaşanan barış görüşmelerini değerlendiren sanatçı Demet Akbağ ve Sermiyan Midyat, barış sürecine çok umutlandıklarını, bunun, herkesin istediği tek şey olduğunu ifade ettiler. Başrollerini Demet Akbağ ve Sermiyan Midyat'ın paylaştığı 'Hükümet Kadın' adlı filmin galası Mova Park Alışveriş Merkezi'nde yapıldı. Galaya Mardinlilerin ilgilisi yoğun olurken, filmin başrol oyuncusu Demet Akbağ, sinema salonunun girişinde çiçeklerle karşılandı. Programa; İçişleri Bakanı Muammer Güler, Mardin Milletvekili Abdurrahman Akdağ, Mardin Valisi Turhan Ayvaz katıldı. Gala öncesi basın mensuplarını sorularını cevaplayan Demet Akbağ ve Sermiyan Midyat barış için umutlu olduklarını ifade ettiler. Film hakkında konuşan Sanatçı Akbağ, şöyle dedi: ”Bugün bu filmde oynayan birçok sanatçımız burada galaya katıldı. Bu şehrin filmini bu şehirde seyretmek kadar güzel ve doğal bir şey yok. Sayın bakanımız da galaya katıldı. Bizleri sevindirdi. Güzel bir film oldu. İstanbul’da ve Ankara’da filmimizle ilgili çok güzel şeyler duyduk. Çok güzel film, salonlar dolu, bence Mardin halkını bizim kadar sevindirecek bir haber. Barış sürecine çok umutlandık, bence artık bu herkesin tek istediği tek şey barış ve şehre daha büyük bir huzurun hakim olması, çünkü geldiğimizde de birazcık turizmin yavaş yavaş gerilediğini görmüştük ve çok üzmüştü bizi, halk bundan çok şikayetçiydi, herkes bir kabuğuna çekilmişti. Ama ben bu kez çok umutluyum. Bence yöreyi en güzel ortaya koyan 1957 yılında Güneydoğu'da bir kadının belediye başkanı oluşu, zaten yörenin öneminin bir kere daha artırıyor.“ Sanatçı Sermiyan Midyat ise barışa bir nebze de katkı sunmanın gurur verici olduğunu belirterek, filmle ilgili zaten politika yapmamak için sanat yaptıklarını söyledi. Filmin aslında barış sürecini anlatan bir hikâye olduğunu ifade eden Midyat, ”Bütün emeğimiz, hayata bakış açımız, o politikayı anlatan bir film değiliz. Tamamen eğlenceyi, şamatayı ve o kardeşliği anlatan bir filmdir. Barış süreci olağanüstü ve umutlandırıcıdır. Bizlerin de bir nebze tuzu olsa bu çorbada, onur, gurur duyarız. Ben de bir Mardin Midyatlı olarak bundan daha da çok gurur duyarım. Umarım başladığı gibi yükselerek devam eder. Babaannemin hikayesi ile yola çıkarak böyle bir filmi çevirdik. Bölgede ilk ve en anlamlı gala oldu. Filmde 2 bine yakın Mardinli oynadı. Mardinli, Midyatlılar oynadı. Mardin’de eş dost herkes kapılarını bize açtı.“ şeklinde konuştu Galaya katılan vatandaşlar ise filmin Mardin’de çekilmesi ve galanın burada yapılmasının kendilerini sevindirdiğini ifade ettiler. CHA Kaynak: Yazete.com
Yeni yasaklara göre, televizyonlarda yayınlanan dizi, film ve müzik kliplerinde alkollü içkileri özendirici görüntülere de yer verilemeyecek. Meclis Genel Kurulu’nda, alkol ile ilgili düzenlemeleri de içeren Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin ikinci maddesi üzerinde AK Parti’nin verdiği önerge kabul edildi. Kabul edilen önergeye göre; alkollü içkilerin her ne surette olursa olsun reklamı ve tüketicilere yönelik tanıtımı yapılamayacak. Bu ürünlerin kullanılmasını ve satışını özendiren veya teşvik eden kampanya, promosyon ve etkinlik yapılamayacak. Ancak, münhasıran alkollü içkilerin uluslararası düzeyde tanıtımına yönelik ihtisas fuarları ile bilimsel yayın ve faaliyetler düzenlenebilecek. Alkollü içkileri üreten, ithal eden ve pazarlayanlar, her ne surette olursa olsun hiçbir etkinliğe ürünlerinin marka, amblem ya da işaretlerini kullanarak destek olamayacak. Açık alkollü içki satışı yapmaya ilişkin izin belgesi olan işletmelerde servis amaçlı materyallerde marka, amblem ve logo kullanılabilecek. Televizyonlarda yayınlanan dizi, film ve müzik kliplerinde alkollü içkileri özendirici görüntülere yer verilemeyecek. İÇKİ SATIŞINA SAAT AYARI! Alkollü içkiler, 22:00 ila 06:00 saatleri arasında perakende olarak satılamayacak. Alkollü içkiler, işletme dışından görülecek şekilde perakende olarak satışa arz edilemeyecek. Kaynak: Haberdar
Gazete, televizyon ve ajansların Ankara haber müdürleriyle sohbet toplantısında bir araya gelen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Reyhanlı ziyaretiyle ilgili bilgi verdi. Dün akşam Başbakan’ın Reyhanlı’ya 30 Mayıs’ta gideceğini duyurduğunu hatırlatan Çelik, “Sayın Başbakan’ın Cumartesi günü başka programları vardı. Onun üzerinde çalışıyordu. O programlara başka arkadaşları gönderecek. Biran önce Reyhanlı’ya gitmek istiyordu. Bu Cumartesi gününe alındı. Başbakan orada hala acıları taze olan, yakınlarını kaybedenlere taziye ziyaretinde bulunacak. Reyhanlı başta olmak üzere oralarda incelemeler yapacak. İçişleri Bakanı başta olmak üzere bazı bakanlar kendisine refakat edecek” diye konuştu. Başbakan Erdoğan’ın başından itibaren bu meseleyi adım adım izlediğini vurgulayan Çelik, muhalefetin bu meseleyi de istismar ettiğini söyledi. Çelik, “Başbakan ilk gün gitmek istedi fakat oradaki yetkililer rehabilitasyon çalışmalarının çok zor olacağını belirttiği için Başbakan gitmedi. Herkes Başbakanı başka şeylerle itham edebilir ama halkının yanında olma ve yüreğine dokunma konusunda hiç kimse bir eleştiri yöneltemez. Kimse bu konuda haksızlık yapmasın” şeklinde konuştu. Çelik, Jandarma istihbaratın Reyhanlı saldırısıyla ilgili istihbarat belgelerinin Redhack hacker grubu tarafından hacklenerek kamuoyuna duyurulduğu yönündeki iddiaların hatırlatılması üzerine, bunun hacklenme meselesinin doğru olmadığını söyledi. Çelik, “Bir ilimizdeki bir jandarma eri cep telefonuyla bu evrakları çekerek servis yapmıştır. O da tespit edilmiştir. O kişi gözaltına alınmıştır. Orada başka bir terör örgütüne yönelik istihbarat bu meseleyle irtibatlandırılmış. Mesele bununla ilgili değil. Bir hacklenme değil bir sızdırmadır. İlgili amirine bunu aktarmakla yükümlü olan bir erin yaptığı bir şeydir” dedi. Çelik, Reyhanlı’da yaraların sarılmaya çalışıldığını ifade ederek, “Giden canları geri getiremeyiz ama orada hayatın normale dönmesi için hükümetimiz ilk günden itibaren üzerine düşeni yapmaya devam edecek. İstihbarat kopukluğu, güvenlik zaafı var mı sorusuna cevap olmak üzere Başbakanlık Teftiş Kurulu derinlemesine bir araştırma yapıyor. Bir kusur varsa bununla ilgili kamuoyuna bilgi verilecek ve sorumluluğu olanlarla ilgili hukuk devletinin gereği yapılacaktır” şeklinde konuştu. Kaynak: haber365.com
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Turkcell'in dün yapılan Olağan Genel Kurulu'nun iptal edilmesi ile ilgili olarak, "Şimdi yine çıkmaza girerse SPK, birkaç adım atacak mecburen. Sonuçta böyle bir şirketin yönetimsiz kalması, başıboş kalması mümkün değil. Biz, buna izin veremeyiz" dedi. Babacan, Bloomberg ve Habertürk'ün ortak canlı yayınında soruları yanıtladı. "Turkcell'in Olağan Genel Kurulu dün yapılamadı ve ileri bir tarihe ertelendi. Turkcell'de bundan sonra ne olacak? SPK'nın bundan sonra konuya bakışı ne olabilir?" şeklindeki soru üzerine Babacan, Turkcell'in özel şirket olduğunu, kamunun hissesi bulunmadığını ancak halka açık olduğu için özellikle azınlık hissedarlar açısından SPK'nın görevleri bulunduğunu anlattı. PAZAR PAYI EN YÜKSEK OPERATÖR SPK'nın, Turkcell'e yönelik asıl ana bakış açısının halka açık bir şirket olması olduğunu vurgulayan Babacan, şunları kaydetti: "Halka açık bir şirketle ilgili de SPK'nın görevi, fonksiyonu vardır. Devlet bir bu açıdan bakıyor. İkincisi, yine düzenlenen bir sektör olduğu için, telekomünikasyon konusunda topu topu üç operatörden biri olduğu için, özellikle BTK tarafından da düzenlenen bir sektör olduğu için o sektörün düzenlemelerine uyan bir şirket olması gerekiyor. Üçüncü bir bakış açısı da stratejik bir kuruluş. Çünkü pazar payı en yüksek olan şu anda mobil telefon operatörü. Dolayısıyla o şirketle ilgili bir aksaklık, Türkiye'nin genel iletişim ve ticari yapısıyla ilgili aksaklığa sebep olabilir. Bizim arzumuz, bu şirketin ortaklarının uyum içerisinde çalışıp, şirketle ilgili kararlarını alıp, şirketi kendilerinin yönetmesi. Asıl bir numaralı tercihimiz, olması gereken bu." Ali Babacan, şirket ortakları arasında ihtilaf olduğu durumlarda kanuni haklar bulunduğuna dikkati çekerek, "Böylesine stratejik açıdan önemli olan hem düzenlenen telekomünikasyon sektöründe bir şirket olması hem de halka açık olması, bu şirketin bir bakıma yönsüz, başıboş, idaresiz, yönetim kurulsuz bir şirket haline düşmesine bizim müsaade etmemiz mümkün değil. Birinci tercihimiz bu önümüzdeki dönemde, kısa bir süre içerisinde ortakların anlaşıp bir an önce yönetim kurulunu kendilerinin atayıp bu şirketi yönetmesi" diye konuştu. 'GÖZ YUMMAK MÜMKÜN DEĞİL' Başbakan Yardımcısı Babacan, en kısa sürede Turkcell Olağan Genel Kurulu'nun gerçekleştirilerek yönetim kurulu üyelerinin atanmasını umduklarını dile getirerek, şu değerlendirmelerde bulundu: "Yönetim Kurulu üyelerinin tamamının görev süresi bitti. Yönetim Kurulu olmayan bir şirkete göz yummak mümkün değil, böylesine dediğim açıdan önemli bir şirkete. Dolayısıyla kendi aralarında anlaşıp bağımsız üye atayamadıkları için SPK mecburen bağımsız üye atadı. Çünkü aralarında anlaşıp bağımsız üyelerini kendilerini belirleselerdi o zaman o üyeler şu anda görevdeydi. Bunu da yapamadıkları için, isim dahi öneremedikleri için SPK mecburen atamak durumunda kaldı. Şimdi yine çıkmaza girerse SPK birkaç adım atacak mecburen. Sonuçta böyle bir şirketin yönetimsiz kalması, başıboş kalması mümkün değil. Biz buna izin veremeyiz." Babacan, uzun süre yönetim boşluğunun kabul edilemeyeceğini vurgulayarak; "SPK'nın çok daha geniş yetkileri var. Bu yetkileri basamak basamak kullanır" dedi. Kaynak: haber365.com
Soruların en önemlilerini sayarsak: Cildin kırışması, göz altı morluğu, gözaltı torbaları, kırışıklıklar, lekeler, sivilceler, çatlaklar... Bakımın ilk şartı temizliktir. Önce cildinizin derinlemesine temizlenmesini sağlamalısınız. Cilt her dakika milyonlarca ölü deri hücresi döker. Bu sorun için cildinize en eski yöntemlerden biri olan buhar banyosu uygulayabilirsiniz. Ardından bir toz bitkisel maske uygulayın. Maske kuruduktan sonra yıkadığınızda, cildinizin parladığını ve ölü hücrelerin arındığını göreceksiniz. CİLT TEMİZLİĞİ İÇİN ÖZEL BALLI KARIŞIM Cilt temizliği ve peeling için, eğer güzellikle ilgili shop'larda satılan toz halindeki maskeleri kullanmak istemiyorsanız, kendiniz de yapabilirsiniz. Onlarca doğal maske tarifi var. Her cilde uygun olanları bulunuyor. Nasıl yapılır? Normal ve kuru ciltlerin hem bakımı hem temizlenmesinde baldan faydalanabilirsiniz. İki çay kaşığı bal, yarım çay bardağı yoğurt, bir çay kaşığı greyfurt suyunu karıştırın. Karışımı cildinize sürün. Maskeyi 15 dakika sonra yıkayın ve nemlendirici uygulayın. MAYALI KARIŞIMLAR CİLTTE HARİKALAR YARATIR! Meyvelerden, çiçeklerden, hayvansal ürünlerden ve bitkilerden, hepsinden de anneannelerimiz ve annelerimiz yararlanırlardı. Ekmek mayası da bunlardan, hem de en değerli olanlardan biridir. Mayanın cilde yararları antik çağlardan beri biliniyor. Antik Mısır'da kadınlar onu güzellik kremi gibi yüze sürerlerdi. Ayrıca maya mikrop öldürücü bir madde olduğu için yara merhemi yerine de kullanırlardı, yaranın üzerine maya sürerlerdi. Mayanın içinde "CM Glukan" adlı bir madde vardır. Bu madde hücre yenilenmesini hızlandırır. Bağışıklık sistemini güçlendirir, yaraların iyileşmesini çabuklaştırır. Cilde esnek ve sıkılık sağlar. NASIL YAPILIR? Bir paket yaş mayayı birkaç damla süt ile karıştırın ve cildinize sürün. Kaskatı olunca yıkayın. Cilt için birçok doğal ürün kullanılır ama karbonat fazla bilinmez. Nasıl yapılır? Bir çay kaşığı maya, bir çay kaşığı karbonatı 10 damla su ile ıslatın. Bu malzemeyi sürün, 15 dakika sonra yıkayın. Maya gözeneklerinizi temizler, karbonat ise zaman içinde dert ettiğiniz lekelere veda etmenizi sağlar. MİKSERDEKİ LİMONLA MUCİZE MASKE Eğer cildiniz yağlıysa, derinize büyük bir özenle bakım yaparsanız tedavi ederseniz. Fazla yağların aşırı derecede alınması yağ bezelerini harekete geçirir ki, bu da enfeksiyonlara sebep olur. Yağlı bir cilde sahip bayanlar bunu genellikle cildin dayanıklı olması ile özdeşleştirirler ama değildir. NASIL YAPILIR? Yağlı cilt için 2 limonun kabuğunu soyun. Suyun içine koyun ve yarım saat bekletin. Sonra robotta püre haline getirin. Temizlenmiş cildinize sürüp, 10 dakika sonra suyla yıkayın. Kaynak: haber365.com
Her kadın rüyalarının erkeğini bulup evlenmek ister ama bu her zaman söylendiği kadar kolay olmaz. O zaman biraz kopya çekin ve erkeklerin ciddi ilişki yaşamak istedikleri bir kadında aradıkları özelliklere göz atın... 1- Kendi hayatınız olmalı: Kendi ayakları üzerinde durabilen ve sosyal hayatını erkek arkadaşlarına göre düzenlemeyen kadınlar, kendilerine güvenen bir imaj çizerler. Bu da erkekleri en az dış güzellik kadar etkiler. Üstelik sadece erkek arkadaşınızla değil, ailenizle, arkadaşlarınızla ya da tek başınıza zaman geçirmeniz, ilişkinizin dengesi açısından da olumlu olacaktır. 2- İlk adımı atan siz olmayın: Bu, üzerinde çok tartışılan ama sonuca varılamamış bir konu. Bu nedenle ‘kaçan kovalanır’ kuralını izlemekte fayda var. Eğer ilk adımı siz atar ve buluşmaları siz ayarlarsanız, sizinle gerçekten mi ilgileniyor yoksa fırsatı mı kaçırmak istemiyor olduğunu asla öğrenemezsiniz. 3- Seksi olun, basit değil: İlişkinin ilk günleri, flörtün en yoğun olduğu zamanlardır ama bu dönemde ne fazla utangaç olmalısınız ne de fazla girişken… Aşırı seksi bir giyim tarzı ya da toplum içinde aşırı yakınlık göstermeler, elbette ki erkeklerin hoşuna gider ama ilişkiyi ciddiye almalarını da riske atar. 4- Değer verdiğinizi gösterin: Ona değer verdiğinizi göstermek için illa pahalı hediyeler almanıza ya da kendinizi ona adamanıza gerek yok. Günlük işlerinde ona küçük yardımlarda bulunarak da onu düşündüğünüzü gösterebilirsiniz. 5- Onu destekleyin: Arkadaşlarının ya da patronunun önünde egosunu tatmin edecek sözler söylemeniz, her zaman ona destek olduğunuzu hissetmesini sağlayacaktır. Yaptığı esprilere her zaman gülmeniz de aynı etkiyi yaratır. 6- Baskı yapmayın: Gün içinde sürekli onu aramak ya da gelecek planları yapmak isteyebilirsiniz ama kendinizi tutun. Bu tarz davranışlar, birlikte olduğunuz erkeğin kendini kapana kıstırılmış hissetmesine neden olabilir. Her şeyi ona söylemek zorunda değilsiniz, onu kendi haline bırakırsanız zaten planlar yapmaya başlayacaktır. Tabii sizi gerçekten istiyorsa… 7- Taviz vermeyin: Prensiplerinizden ödün vermeyin ve yapılan yanlış davranışlar karşısında sessiz kalmayın. Eğer aldatılmayı asla affetmeyeceğinizi bilirse, kendinize duyduğunuz saygı karşısında onun da size duyduğu saygı artacaktır. Aynı şekilde, evli ya da kız arkadaşı olan erkeklerle ilişkiye girmeyeceğinizi bilmesi de sizin için artı olacaktır. 8- İyi olanı seçeceğinizi bilsin: Her zaman dürüst ve güvenilir olduğunuzu ve hayatınızda da böyle insanlara yer vermek istediğinizi ona hissettirin. Eğer siz gideceğiniz yer hakkında yalan söylemiyorsanız, ondan da aynı davranışı beklemeyi hak ediyorsunuz ama önemli olan onun da böyle düşünmesi. 9- Aşk kadını olun: Evlilik için en önemli bağın aşk olduğunu düşünüyorsanız, bunu onun da bilmesini sağlayın. Onunla para, güven ya da prestij için beraber olmadığınızı bilmesi; size ve ilişkinize olan güvenini artıracaktır. Kaynak: haber365.com
MAVİ GÖZLER Eğer gözleriniz mavi renk ise, göz farınızı seçerken mutlaka göz renginizden daha koyu tonlar seçin. Dumanlı bakışlar elde etmek istiyorsanız koyu göz farınızı siyah tonlarda bir renk ile birleştirin. Parlak bakışlar içinse turkuaz ve gümüş rengi tonlar tam size göre. YEŞİL VE ELA GÖZ RENGİ Eğer gözleriniz ela ya da yeşil renk ise size en uygun tonlar derin haki rengi, kayısı tonu, mor, kahverengi, erik ya da orman yeşili olacaktır. Bu tonlar gözlerinizi aydınlatacak ve güzelliğini ortaya çıkaracaktır. Menekşe moru ve mor tonlar ela gözleri yeşil gibi gösterir ve göz güzelliğini vurgular. KAHVERENGİ GÖZLER Kahverengi gözlere sahipseniz en güzeli bronz, bakır ve kahverengi tonlarınız tercih etmeniz olacaktır. Böylece gözlerinizi vurgulamış olursunuz. Ayrıca bej ve haki yeşili de gözlerinize ayrı bir güzellik katacaktır. Mavinin her tonu kahverengi gözlere çok yakışır. Bunu yanı sıra pembe ve kireç yeşili gibi tonlarla da farklı bir şıklık elde edebilirsiniz. DİĞER RENK GÖZLER Gözlerinizde klasik bir hava yaratmak istiyorsanız kömür rengi, lacivert veya gümüş rengi ile şık ışıltılar yaratabilirsiniz. Gözlerinize toz mavi bir far uygulamanız ise kaş kemiğinizi vurgular ve göz renginizi daha açık gösterir. Kaynak: haber365.com
Gül Resimleri Kategorisindeki Yeni Albümler
Siyah Gül Resimleri
Sarı Gül Resimleri
Pembe Gül Resimleri
Mavi Gül Resimleri
Gül Resimleri Kategorisindeki Tüm Albümler
Siyah Gül Resimleri
Sarı Gül Resimleri
Pembe Gül Resimleri
Mavi Gül Resimleri
Lila Gül Resimleri
Kırmızı Gül Resimleri
Hareketli Gül Resimleri
Beyaz Gül Resimleri