Maltepe Üniversitesi bahar şenlikleri kapsamında sahne alan Ajda Pekkan hastaneye kaldırıldı. Sahne dengesini kaybedip rahatsızlık geçiren Pekkan, Yeditepe Üniversitesi Hastanesi’ nde tedavi altına alındı. Hastane doktorlarının ilk tespitlerine göre kulak rahatsızlığı geçirdiği öğrenilen Pekkan’ a tahliller yapıldı. Hastane doktorlarının evlerinden çağrılıp hastaneye geldiği öğrenildi. Geçtiğimiz yıl da rahatsızlık geçiren Süperstar’ ın kalbine bir stent takılmıştı. Kaynak: haber365.com
Star TV ekranlarında yayınlanan ve büyük beğeniyle izlenen Muhteşem Yüzyıl dizisinde Hürrem Sultan karakteriyle herkesin beğenisini toplayan Meryem Uzerli için 'tükenmişlik sendorumuna' yakalandı iddialarına karşılık Saba Tümer'den bir itiraf geldi. Güzel sunucu sosyal paylaşım sitesi Twitter hesabında kendisinin de aynı hastalığa yakalandığını ancak kimseye açıklayamadığını söyledi. TÜKENMİŞLİK SENDORUMU NEDİR? İnsan yaşamında iş /çalışma, önemli bir yere sahiptir. Gün içinde birey iç (kişisel) ve dış (çevresel), birçok uyarıcı ile karşılaşmaktadır. Bu iç ve dış uyarıcılar doğal olarak kişileri olumlu ya da olumsuz olarak etkilemektedir. Özellikle, yaşanan olumsuzluklar, kişilerde strese neden olmaktadır. Tükenmişlik, yaşanılan stresin uzun sürme ve kronikleşme halidir ve ne yapılırsa yapılsın, ne kadar sıkı çalışılırsa çalışılsın, durumda bir değişiklik ya da farklılık yaratılamadığında, daha doğrusu kişi kendisini çaresiz ve yetersiz hissettiğinde filizlenmeye başlar. Kaynak: haber365.com
'Ojos Asi' şarkısı ile 1999 yılında patlayan Kolombiyalı şarkıcı Shakira, ABD'nin 'The Voice' yarışmasında jürilik yapıyor. Programın tanıtımı için gerçeklesen çekimlerde verdiği pozlarla izleyenleri eğlendiren Shakira, esnekliği ile de görenleri hayrete düşürdü. ŞARKICI OLMASAYDI AKROBAT OLACAKTI İngiliz basınından Daily Mail'in haberine göre, bacaklarını başının arkasına koyarak poz veren şarkıcı, eğer ünlü bir şarkıcı olmasaydı bir sirkte akrobat olacağını söyledi. Shakira'nın bu açıklaması üzerine aynı programda jürilik yapan R&B sanatçısı Usher, eğer sirkte çalışsaydı insana fırlatılan topların mermisi olmak isteyeceğini belirtirken, Maroon 5 grubunun solisti Adam Levine motosiklet akrobatı olmak istediğini söyledi. Programın diğer jürileri Blake Shelton meslek alternatifi olarak soytarılığı, Cee- Lo Green ise egzotik dansçılığı tercih etti. Kaynak: haber365.com
Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşlarına ilişkin usul ve esasları belirleyen kanun tasarısı TBMM Başkanlığı'na sunuldu. Tasarıya göre, sistem, sistem işleticisi tarafından işletilecek. Sistemin işleyişine ve sisteme katılıma ilişkin kural ve sözleşmeler Merkez Bankası'nca çıkarılan yönetmeliğe uygun olarak sistem işleticisi tarafından belirlenecek. Merkez Bankası, sistemlerin sorunsuz ve kesintisiz işlemesini sağlamak üzere gerekli düzenlemeleri yapacak. Sistem işleticisi, düzenleme kapsamında Merkez Bankası'ndan izin alarak sistem işletebilecek. Ödeme kuruluşu, ödeme hizmeti sunarken sadece ödeme işlemi için kullanılıyor olması şartıyla ödeme hesabı tutabilecek. Ödeme ve elektronik para kuruluşlarının ödeme hizmeti ile ilgili olarak aldığı fonlar; mevduat, katılım fonu veya elektronik para olarak değerlendirilmeyecek. Ödeme kuruluşu kredi verme faaliyetinde bulunamayacak. Elektronik para ihraç eden kuruluşlar Bankalar ve elektronik para çıkarma izni verilen elektronik para kuruluşları dışındaki kişilerin, elektronik para ihracı faaliyetinde bulunmaları yasaklanacak. Elektronik para ihraç etmek isteyen elektronik para kuruluşu, Kuruldan izin almak kaydıyla faaliyette bulunabilecek. Tasarıya göre elektronik para kuruluşunda aranacak şartlar şöyle: "Anonim şirket şeklinde kurulması, sermayesinde yüzde on ve üzerinde paya sahip olanların ve kontrolü elinde bulunduranların kurucuları için aranan niteliklere haiz olması, pay senetlerinin nakit karşılığı çıkarılması ve tamamının nama yazılı olması, nakden ve her türlü muvazaadan ari ödenmiş sermayesinin en az 5 milyon Türk Lirası olması, işlemleri gerçekleştirebilecek yönetim, yeterli personel ve teknik donanıma sahip olması, şikayet ve itirazlarla ilgili birimleri oluşturması, yürütecekleri faaliyetlerin sürekliliğine ve elektronik para kullanıcılarına ilişkin fon ve bilgilerin güvenliğine ve gizliliğine dair gerekli tedbirleri alması, Kurumun denetimini engellemeyecek şeffaf ve açık bir ortaklık yapısı ve organizasyon şemasına sahip olması." Elektronik para kuruluşları faaliyetlerini bankalar aracılığıyla yürütecek. Elektronik parayı ihraç eden kuruluşun sadece kendi mağaza ağında, sadece belirli bir mal veya hizmet grubunun satın alınmasında veya yapılan bir anlaşma sonucunda sadece belirli bir hizmet ağında kullanılabilen ön ödemeli araçlar bu düzenleme kapsamı dışında olacak. Elektronik para ihraç eden kuruluş, aldığı fon kadar elektronik para ihraç edecek. Ödeme ve elektronik para kuruluşları, bağımsız denetime tabi olacak BDDK, bağımsız denetimler de dahil olmak üzere yapılan denetimler sonucunda tespit edilen hususlarda gerekli tedbirlerin alınmasını istemeye, tedbirlerin alınması için 6 ayı geçmemek üzere makul süre tanımaya, bu süre içerisinde gerekli tedbirler alınıncaya kadar ödeme kuruluşunun ve elektronik para kuruluşunun faaliyet iznini geçici olarak durdurmaya ve ilgili tedbirlerin belirlenen süre içerisinde alınmaması halinde faaliyet iznini iptal etmeye yetkili olacak. Ödeme kuruluşu tarafından alınan fonlarla elektronik para kuruluşunun elektronik para ihracı karşılığında topladığı fonlar, BDDK'nın çıkaracağı yönetmelikle belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde korunacak. BDDK, ödeme ve elektronik para kuruluşlarına, belirleyeceği usul ve esaslara uygun olarak Merkez Bankası nezdinde teminat bulundurma yükümlülüğü getirebilecek. Ödeme ve elektronik para kuruluşları tarafından kabul edilen fonlar ve bu fonların tutulduğu hesaplar, kuruluşun iradi ya da zorunlu tasfiyeye tabi tutulması, faaliyet izninin iptal edilmesi gibi hallerin gerçekleşmesi durumunda başka kanunlarda belirtilen önceliklere bakılmaksızın fon sahiplerinin haklarının tazmin edilmesi ve düzenlemeden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesini teminen kullanılacak. Ödeme ve elektronik para kuruluşları, fon sahiplerinin haklarının tazmin edilmesinden sorumlu olacak. Zimmete para geçirmenin cezaları Görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan ya da koruma ve gözetime yükümlü olduğu para ya da para yerine geçen evrak veya senetleri kendisinin ya da başkasına zimmetine geçiren sistem işleticisi, ödeme kuruluşu ve elektronik para kuruluşu yetkili ve görevlileri, 6 yıldan 12 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak. BDDK'nın yapısı değişiyor Tasarıda, Merkez Bankası'nın görevleri arasında bulunan, ''kurulmuş ve kurulacak sistemlerin denetimini sağlayacak düzenlemeleri yapmak'' hükmü, ''kurulmuş ve kurulacak sistemlerin gözetimini sağlamak'' olarak değiştiriliyor. Tasarıyla BDDK'da başkan yardımcısı sayısı üçten beşe çıkarılacak. Kurulda daire başkanlıklarının sayısı 20'ye kadar yükseltilebilecek. Kuruldaki Destek Hizmetleri Daire Başkanlığında 8 müdürlük oluşturulabilecek. Mevcut kanuna göre en fazla 4 müdürlük oluşturulabiliyor. Kurul, üyelerin talebi halinde kurum merkezi dışında yurt içi temsilciliklerini ilgili üyenin daimi çalışma yeri olarak belirleyebilecek. Kurumun taraf olduğu dava ve icra takibi hizmetlerini yürütmek için sayısı onu geçmemek üzere sözleşmeli avukat çalıştırılabilecek. Özel uzmanlık gerektiren ve geçici nitelikteki işler için, Kamu İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın hizmet satın alınabilecek. Kurumun giderlerinin karşılanmasında, ödeme kuruluşları ile elektronik para kuruluşlarınca katılma payı adı altında yapılacak ödemeler de kullanılacak. Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla faaliyette bulunan sistem işleticileri, sistemlerini, Merkez Bankası'nca ilgili yönetmeliğin yayımı tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde kanuna uyumlu hale getirecek. Kaynak: ihlasSondakika.com
Sermaye Piyasası Kurulu genel kurul oluşturması için Turkcell'e 30 gün süre verdi. Karar, Turkcell İletişim Hizmetleri Anonim Şirketi'nin, 6 bin 362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 17'nci maddesi hükümlerine uyum sağlamasını teminen alınacak tedbirlerin belirlenmesi hususunun değerlendirildiği Kurul toplantısında alındı. Genel Kurul toplantısının Kurul karar tarihinden itibaren 30 gün içerisinde yapılmasını teminen, genel kurulu toplantıya çağırmasının Turkcell yönetim kurulundan talep edilmesine karar verildi. Ayrıca, kurulca verilen süre içerisinde yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağırmaması veya bu süre içerisinde genel kurulun toplanarak uyum için gerekli kararları almaması halinde 6 bin 362 sayılı Kanunun 17'nci maddesi devreye girecek. SPK, ilgili madde gereğince, yönetim kurulunun toplanabilmesi ve karar alabilmesi için gerekli olan asgari sayıda üyenin yerlerine usulüne uygun yeni atamalar yapılıncaya kadar görev yapmak üzere Kurulca resen atanacağı hususunda Şirketin bilgilendirilmesine karar verildi. Kaynak: ihlasSondakika.com
TMSF, Başkanı Şakir Ercan Gül şirketlerin durumunun vahim olduğunu ve bu borcun geri ödenme imkanı bulunmadığını söylerken Turkcell'deki hakları ölçüsünde bu şirkete de gidebileceklerini belirtti. Katıldığı bir konferans sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Gül, "Show TV ve BMC'nin içine girdiğimizde vahim bir durum gördük, bunlarla alacaklarımızın tahsilinde zorluk çekeceğimizi düşündüğümüz için diğer varlıklara gittik. Show TV ve BMC ile borç ödeme imkanı olmadığı görülüyor, diğer varlıklarla ilgili değerlendirme devam ediyor" dedi. Gül, Grubun fona olan borcunun 455 milyon dolar olduğunu kaydetti. Turkcell'de, Çukurova Grubu'nun ne kadar hakkı olduğunu tespit edemediklerini söyleyen Gül, Çukurova'nın hakları çerçevesinde Turkcell'e de gidebileceklerini sözlerine ekledi. Çukurova Grubu'nun Turkcell'de direk olarak yüzde 0.05 payı bulunurken, diğer hissedar Rus Altimo ile yüzde 13.81 hissenin sahipliğine ilişkin dava süreci devam ediyor. TMSF Çukurova Grubu'ndan alacaklarının tahsili amacıyla gruba ait AKS TV (Show TV) ve BMC'nin yönetimini geçen hafta devralmış, grubun doğrudan veya dolaylı varlıklarıyla ilgili inceleme ve araştırmaların yoğun şekilde devam ettiğini açıklamıştı. TMSF ayrıca, Show TV ve BMC'nin en kısa sürede satılacağını duyurmuştu. Kaynak: haber365.com
Allerjilerden bazıları aileden yani genetik olarak baş gösteriyor. Ancak en önemli detay ise allerjinizin neye karşı olduğunu bilmek. Çünkü farklı etkenlerden meydana gelen her allerji sadece mevsimsel olmuyor, bazı allerjiler yıl boyu etkisini kaybetmiyor. Yapılan araştırmalarda ortaya çıkan dikkat çekici nokta ise; 2015 yılında Avrupa'da yaşayan her iki kişiden birinde allerjik hastalık görülmesi beklemesi. Çoğu zaman pek üstünde durulmasa, mevsimsel denilip tedavi askıya alınsa da allerji sanıldığı kadar masum bir hastalık olmuyor. Kalıtsal ve çevresel faktörler sonucunda gelişen, halk arasında saman nezlesi olarak bilinen allerji türü en yaygın olanıdır. Saman nezlesi; su gibi burun akıntısı, burun kaşıntısı, sık sık hapşırma, burun tıkanıklığı, göz yaşarması, baş ağrısı, koku alma bozukluğu ile seyreden, yaşam kalitesini düşüren bir hastalık olarak baş gösteriyor. Saman nezlesine yakalanan kişilerin ebeveynlerinden biri allerjikse % 25, her ikisi de allerjikse % 50 oranında alllerjik rinit görülebildiğini belirten İlgi Göz Hastanesi KBB Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Erkan Tarhan bu hastalığın kalıtsal yönün de ortaya koyuyor. Alerjik rinit mevsimsel veya yıl boyu olmak üzere 2 tipe ayrıldığını belirten Prof. Tarhan; “Genellikle ağaç, çim ve çayır polenleri mevsimsel alerjik rinite neden olurken, ev tozu (akar), küf, mantar ve hayvan tüyü gibi allerjenler ise daha çok yıl boyu süren şikayetlere neden olmaktadırlar. Allerjenlerden ağaçlar genellikle ilkbahar aylarında, çimler yazın ve yabani ot ve çayır polenleri ise yaz sonunda polen üretmekte ve saman nezlesine neden olmaktadır” dedi. Saman nezlesi tanısı nasıl konur? Halk arasında saman nezlesi olarak bilinen allerjinin tanısını koymak için öncelikle ayrıntılı bir Kulak Burun Boğaz muayenesi gerekli oluyor. Alerjik rinit tanısında en önemli aşama hastanın şikayetlerinin dinlenmesi olduğunu belirten Prof. Tarhan: “ Yapılan muayene, ardından burun içinin endoskopik olarak muayene edilmesi gerekmektedir. Ayrıntılı KBB muayenesi ardından yapılan allerii testleri alerjik rinit tanısında önemli bir yer tutmaktadır. Allerji testleri deriden ve kandan yapılabilmektedir” diyerek hastalığın teşhis edilme yöntemini anlattı. Saman nezlesi gözleride etkiliyor ! Kişinin günlük hayatını zora sokan saman nezlesi hakkında ı bilgi veren Venividi Göz Hastanesi Uzman Doktoru Akın Akyurt, saman nezlesinden gözlerinde çok fazla etkilendiğini belirterek : “Göz, çevreyle direkt teması nedeniyle allerjik hastalıklara daha sık meyil gösteren bir organımızdır. Her iki gözde yanma, batma, kaşıntı, çapaklanma, kızarıklık, sulanma, ışığa karşı hassasiyet ve bunların neticesinde oluşan görme bozukluğu göz alerjisinin başlıca semptomlarıdır. Oluşan rahatsızlık kişilerin günlük yaşamlarında performanslarını etkilediği gibi yaşam kalitesini düşürür ve enfeksiyonlara yatkınlığı artırır. Kişilerin kontakt lens kullanımını zorlaştırır “ dedi. 2015 yılında Avrupa'da yaşayan her iki kişiden birinde allerjik hastalık görülmesi bekleniyor! Çiçek polenleri, çimler, hayvanlara ait yün, tüy gibi maddeler, sigara dumanı, kozmetik maddeler, kokular, küf mantarları, ev tozu akarları bilinen en ünlü allerjen maddeler olarak sıralanıyor. Allerjen maddelerin yanı sıra hava kirliliği, sigara dumanı, sıcak ve soğuk havalar da allerjik yakınmaları artırabiliyor. Prof. Dr. Erkan Tarhan, 2015 yılında Avrupa'da yaşayan her iki kişiden birinde allerjik hastalık görülmesi beklenmesine de dikkat çekiyor. Çocuklarda okul başarılarında ciddi düşmeler meydana geliyor! Allerjik riniti olan hastalar, tadavi olmadıkları takdirde, burun tıkanıklığı, baş ağrısı, konsantrasyon güçlüğü uyku bozuklukları, diş problemleri ve horlama gibi yaşam kalitesini oldukça bozan şikayetlerini sıklıkla yaşıyorlar. Çocuklarda okul başarılarında ciddi düşmeler meydana geldiğini belirten Prof. Tarhan : “ Bu şikayetler hastalarda işgücü kayıpları, konsantrasyon bozuklukları ve toplumda ekonomik kayıplara neden olduğundan dolayı tedavi edilmesi gerekmektedir İyi tedavi edilmeyen hastalarda astıma kadar giden solunum yolu problemleri görülmektedir. Ayrıca saman nezleli hastalarda çok daha sık sinüzit olmaktadırlar” dedi. Kaynak: ihlasSondakika.com
Fatih Üniversitesi'nden bilim insanları bazı gıdaların raf ömrünü uzatmak için kullanılan ışınlama teknolojisini araştırdı. Işınlanmış gıdaları yiyen hayvanların DNA'ları ve üreme sistemleri zarar gördü ardından birçoğu öldü. Bir grup Türk bilim insanının yaptığı araştırma, hazır gıdalarla ilgili yeni bir tartışmaya yol açtı. Fatih Üniversitesi Genetik ve Biyomühendislik Bölümü'nden Dr. Ergün Şakalar, Merve Aktaş ve Özlem Çırak'tan oluşan araştırma ekibi, et, et ürünleri ve baharatlarda yoğun olarak kullanılan ışınlama teknolojisinin zararlarını araştırdı. Ekip üyeleri, halk arasında meyve sinekleri olarak bilinen ve gen dizileri insanlarla benzerlik taşıyan drozofilanın besleneceği mamaları 25, 50 ve 100 kilo Gray (kGY) oranında ışınladı. Ardından 3 grup sineği bu mamalarla besledi. Başka bir grup sineğe ise ışınlanmamış mama verildi. YÜZDE 70'İ ÖLDÜ Sineklerde önemli 3 belirgin fark tespit edildi. Birincisi rengi soluk sarımsı olan sinekler karardı. İkincisi sayılarında ciddi oranda azalma meydana geldi. Işınlanmış mamalarla beslenen sineklerin yüzde 70'e yakını öldü. Üçüncüsü ise üremelerinde gecikmelerin olduğu tespit edildi. Öte yandan, hiç ışınlanmamış mamaları yiyen sineklerin sayısında ve renginde herhangi bir değişikliğe rastlanmadı. TÜBİTAK destekli projenin başında bulunan Dr. Ergün Sakalar, ışınlamanın doğrudan gıdaların genetiğini değiştirdiğini belirterek, "Bilim insanları zararlı etkisi olduğuna dair ikiye bölünmüş durumda. Ben kesinlikle zararlı olduğu kanısındayım. Gıdaların geninde meydana gelen bu moleküler değişikliğin kansere neden olma ihtimali söz konusu" dedi. Işınlama radyasyon uygulaması Dr. Ergün Şakalar, ışınlamada radyasyonun bir çeşidi olan iyonize radyasyon kullanıldığını söyledi. Şakalar, "Işınlama, gıdaların raf ömrünün uzatılması amacıyla bakteri, küf, böcek ve parazit gibi canlıların yok edilmesi amacıyla kullanılıyor. Bunlar avantajlı kısmı. Ancak ışınlama canlıların DNA'sına zarar verebilir. Hatta 9 kGy ışınlama dozu gıdanın DNA'sında yüzde 99,7 oranında parçalanmaya sebep olabiliyor" dedi. Gıdalarda yoğun kullanılıyor Türkiye'nin de içinde bulunduğu yaklaşık 60-65 ülkede ve yaklaşık 60-65 gıda türünde ışınlamanın yaygın olarak kullanıldığını belirten Dr. Ergun Şakalar "En yaygın olarak baharat, çay, yumrular, tahıllar gibi bitkisel ürünlerde ve dondurulmuş et-et ürünleri ve balıkta yaygın olarak kullanılıyor" diye konuştu. Kansere davetiye çıkarıyor Yapılan araştırmaların birçoğunda ışınlama teknolojisinin faydadan çok zararı olabileceğine dikkati çeken Dr. Şakalar şöyle devam etti: "Örneğin ışınlama ile gıdada, kanserin habercisi olan toksik maddeler ortaya çıkabiliyor. Bu gıdaları sürekli tüketince toksik maddeler vücudumuzda birikebiliyor. Ayrıca ışınlama sonucu gıdadaki vitaminlerde önemli ölçüde (%80) eksiklik meydana gelebiliyor." Direkt DNA'ya etkiliyor Sabahattin Zaim Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bülent Nazlı da ışınlamanın insan sağlığını etkilediğini belirtti. Nazlı şunları söyledi: "Belli şiddette ve belli dalga boyunda olması gerekiyor. Eğer onun dışına çıkılıyorsa gıdalarda ve onu tüketen insanlara zarar verebilir. Çünkü hücre çekirdeğine kadar girip direk DNA'ya etki edebiliyor." İnsan sağlığı baz alınmıyor TÜBİTAK MAM Gıda Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Gürbüz Güneş, dozlar belirlenirken bunun insan sağlığına etkisinin göz önüne alınmadığını söyledi. Güneş, "Belirtilen limitler gıdanın kalitesi açısından değerlendirilir. Yani gıdalar bozulmaması baz alınır. İnsan sağlığına zararlı olduğu somut olarak bilinse kullanımına izin verilmezdi" dedi. Kaynak: ihlasSondakika.com
Hipertansiyonun tedavi edilmezse beyin dolaşımı, kalp, damar, göz ve böbrek hastalıklarına, hatta felç ve ölüme sebebiyet verdiğini söyleyen Çelik, kan basıncını, yaş, cinsiyet, ırk, fiziksel durumun etkilediğini belirtti. Dr. Hüseyin Çelik, hipertansiyonu önlemenin başlıca 7 yolu olduğunu anlatarak, "Sigarayı bırakmak, kilo vermek, diyet yapmak, haftada 3-4 kez 30 dakika spor yapmak, alkolü bırakmak, tuzu günde 2 gramla kısıtlamak, stresle başa çıkmayı öğrenmek lazım" dedi. Bütün bu tedbirlerle tansiyon düşürülemezse doktor kontrolü altında ilaç kullanmak gerekebileceğini ifade eden Çelik, günümüzde kan basıncının normal değerlerde kabul edilebilmesi için dinlenme halinde 120/80 mmHg olarak ölçülmesi gerektiğini söyledi. Çelik, "Psikolojik durum da kan basıncını önemli ölçüde etkiliyor. Uyku sırasında düşük olan kan basıncı, kişi sinirlenip heyecanlandığında ya da efor sarf ettiği zaman yükseliyor. Kan basıncının sürekli olarak 140/90 mmHg’nin üzerinde seyretmesi halinde yüksek tansiyondan bahsedilebilir. Kan basıncı kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Kan basıncı doktor tarafından en az iki defa yüksek bulunmalıdır” diye belirtti. Sanayileşmiş ülkelerde yetişkin nüfusun yüzde 10 ile 20’sinde yüksek tansiyon olduğuna dikkat çeken Çelik, yüksek tansiyonun siyahlarda ve kadınlarda daha sık görüldüğünü ifade etti. Çelik, "Kişinin yaşının hipertansiyona etkisi öncelikle damarlarda yaşlanmaya eşlik eden anormalliklerle ilgili oluyor çünkü damarlarda yaşla birlikte esneklik kaybı oluşuyor. Sanayileşme, hayat tarzı, fazla miktarda tuz kullanımı, aşırı beslenme, hareketsizlik ve stresin tansiyon üzerinde olumsuz etkileri var" ifadesini kullandı. Hipertansiyonun vücuda zarar verdiğine dikkat çeken Çelik, "Kontrol edilemeyen kan basıncı, vücuda zaman içinde çok zarar veriyor. Bu yıllar sürebiliyor. Sinsi olduğu için vücudu içten içe eritiyor. Damar tıkanıklığına yol açarak kalp, beyin, böbrek gibi hayati organlarda birçok hastalık ortaya çıkarıyor. Kan basıncı artınca kalbe binen yük de artıyor. İlk başlarda kalp buna dayanabiliyor ama sonra yükü kaldıramaz hale geliyor. Kalp kası büyümeye başlıyor ve kalp kasının miktarı artıyor. Kalbin zamanla kasılması, gevşemesi bozuluyor ve düzensizleşiyor. Kanı pompalamakta zorlanıyor. Sonuçta kalp yetmezliği ortaya çıkıyor ve diğer organlarda da bu yetmezlik görülebiliyor. Böyle uzun süreli tepkilerin yanında, ani tansiyon (basınç) artışı sonucu beyin kanaması ve damar yırtılmaları ortaya çıkabiliyor. Hasta felç geçiriyor ya da ölebiliyor" diye konuştu. Kaynak: ihlasSondakika.com
Araç sahiplerinin genellikle 2010 yılında kesilen trafik borçları trafik müdürlükleri tarafından bekletilmiş, araçlar satıldıktan sonra sisteme girilmiş. Bu borçlar araç sahiplerinden şimdi gecikme faizleri ile isteniyor. Birçok araç sahibi ise trafik borcunu ödemesine rağmen borç çıkarılmasından şikayetçi. Devlete borcunuz var mı? Bu soruların yanıtı için Gelir İdaresi Başkanlığı, "Borç Bilgilendirme Servisi"ni vatandaşların hizmetine sundu. Vatandaşlar tüm borçlarını kurumun web sitesinden inceleyebildiği gibi bu hizmetten haberdar olmayanlar vatandaşlar için de gsm numarası kayıtlı olanlara mesajla borç bilgisi yapıldı. Şikayetler ise bundan sonra başladı. Aracını satarken borç bilgisi görünmeyen ya da borcunu ödediğini iddia eden vatandaşlara da borç bilgilendirme mesajı gidince vatandaşlar çileden çıktı. İşte Şikayetvar'a gelen şikayetlerden bazıları şöyle: GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI'NDAN ŞOK EDEN BORÇ MESAJI! "Gelir idaresinden cep telefonuma borcunuz bulunmaktadır diye bir mesaj geldi. Vergi dairesini aramamı söylediler. Orayı aradığımda bana 2010 Ocak ayından trafik cezamın bulunduğunu söylediler. Bende 2010 Haziran ayında temiz kağıdını alıp aracımı sattım ve bana 3 yıl sonra gecikme faizleri ile 370 TL borç çıkardılar. Aldığım bilgilere göre; trafik müdürlüğü radar nedeni ile kesilen trafik borcunu sisteme geç girmiş. Yani benim hiç bir şeyden haberim olmadan nasıl cezamı ödeyebilirim ki?Ödenmeyen borç nedeni ile icralık dahi olabilirdim" RADARA YAKALANANLAR DİKKAT! "Cep telefonuma borcum olduğu ve gib.gov.tr den görebileceğim yazıyordu. İncelediğimde 130 TL'lik bir borç birde gecikme zammı ile 286 TL borç gözüküyordu Fakat bu borç 2011 yılında satmış olduğum bir araca aitti. Vergi dairesi borcun 2010 yılına ait bir radar borcu olduğunu söylediler. Böyle bir borçtan haberim olmadığını bana hiçbir şekilde bir tebligatın yapılmadığını söyledim. Oradaki görevli bu borcun trafik müdürlüğünde bekletildiğini ben aracı sattıktan sonra girilmiş olabileceğini söyledi. Sisteme girilmeyen ve faiz işletilen benim olduğu belli olmayan borcu ödemek zorunda kaldım." TRAFİK BORÇLARI SİSTEME GEÇ GİRİLMİŞ "Cep telefonuma Gelir İdaresi'nden borcum olduğuna dair sms geldi. İnternetten kontrol ettiğimde trafik cezası olduğunu öğrendim. 2010 yılına ait 130 TL trafik cezası bugüne kadar tebliğ edilmedi.130 TL borç tutarı 302 TL ye ulaşmış durumda. Aracımı sattım satış esnasında borcum olmadığı teyit edildi sonradan nasıl oldu da bu borç oluştu. Faizin bu denli artmasına neden izin verildi? SMS olarak neden daha önce bildirilmedi? Bu borcu tarafıma bildirmekle görevli kişi ya da kurumların ihmalini neden ben faizi ile ödemek zorundayım?Trafik cezasına ilişkin veya bu cezaya tahakkuk eden faizin iptali için izlemem gereken yol ile ilgili aydınlatmanızı rica ediyorum". Kaynak: ihlasSondakika.com
Tüketici Yararına Araştırma Derneği (TÜYADER), otomobil satış sitelerine verilen ilanların birçoğunun gerçek dışı olduğunu belirterek bazı tüketicilerin de kandırıldığını açıkladı. TÜYADER'den yapılan yazılı açıklamada, otomobil satışı için kurulan ve otomotiv pazarına hitap eden internet sitelerinin çok fazla olduğuna dikkat çekildi. Bu sitelerden herkesin ücretli veya ücretsiz olarak aracını ilan vererek satışını yapabildiği belirtilen açıklamada, kullanışlı ve ekonomik olan bu sitelere alıcı ve satıcı olarak talebin yoğunluğuna dikkat çekildi ancak bu otomobil satış sitelerine verilen ilanların birçoğunun gerçek dışı olduğunun altı çizildi. Açıklamada, bu nedenle kandırılan tüketicilerin de çok fazla olduğu ifade edilerek, bunun yanında sahte ilanların, otomobil satışını gerçek anlamda doğru yapan işletmeleri zor durumda bıraktığı vurgulandı. Açıklamada, şunlar belirtildi: "Yoğun talep gören bu internet sitelerinin yakın zamanda böyle devam etmesi halinde inandırıcılığı ve tüketicinin talebi kalmayacak. Oysa kullanışlı ve ekonomik olan bu sistemin bitmemesi gerekiyor. Alınması gereken başlıca önlem, tüketici güvenini sağlayacak bir sisteme kavuşturulmasıdır." Kaynak: ihlasSondakika.com
BMW Group, elektrikli araç markası 'i' serisi ile atağa kalkmaya hazırlanıyor. Markanın premium elektrikli modeli i3, bu yılın sonunda Avrupa'da satışa sunulacak. BMW i3, ülkemize 2014 yılı sonunda gelecek. 4 koltuklu i3'te 170 beygir güç üreten batarya yer alıyor. Elektrikli otomobil maksimum 150 km/s hıza ulaşabiliyor. Şirket Başkanı Dr. Norbert Reithofer, seri üretim öncesi ilk BMW İ3'ün geçtiğimiz günlerde Leipzig'deki üretim hattından indirildiğini hatırlatarak, "BMW İ3 2013 yılı sonlarında gerçeğe dönüşecektir. Sürdürülebilir olmaya inanıyoruz. Birçok müşterimiz şimdiden, alışkın olmadıkları bir teknolojiye sahip BMW İ3'e ilgilerini açıkça ifade ediyor" dedi. Cenevre Fuarı'nda da tanıtılan BMW İ3 konsepti, dört koltuğu, geniş açılan kapılan, yaklaşık 200 litrelik bagajı ve 170 HP güç üreten elektrik ünitesiyle sıfır emisyonlu bir şehir otomobili olarak ön plana çıkıyor. Kaynak: ihlasSondakika.com
Başbakan Erdoğan ile Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy arasındaki görüşmenin ardından basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda gelen bir soru üzerine 'Esad' benzetmesi nedeniyle CHP lideri Kılıçdaroğlu'na açacağını söylediği davaya değinen Erdoğan, şunları söyledi: Kendime ana muhalefet genel başkanını muhatap kabul etmiyorum. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'na o denli bir hakareti yapabilecek bir babayiğit karşımda göremiyorum. Onun için de onlara gerekli olan cevabı hukuk devletinde avukatlarım gerektiği şekilde veriyorlar. Tazminatsa tazminat. Bugüne kadar kazandığımız kesinleşmiş çok sayıda dava var. Kayseri Belediye Başkanım biliyorsunuz, bu tazminatları sucuk festivallerinde halka sucuk dağıtarak gerçekleştirdi. Ben de heralde Sultanahmet Meydanı'nda ya da daha uygun bir meydanda bu konuda bunun değerlendirmesini yapacağız. Havuz biraz dolsun biraz boşuk var, onun dolmasını bekliyorum." Kılıçdaroğlu Brüksel temasları sırasında yaptığı açıklamada Esad ile Erdoğan'ın "baskıcı" olduklarını ve aralarında "ton farkı" bulunduğunu belirtmiş ve "Ne fark var aralarında demokrasi açısından?" ifadelerini kullanmıştı. Bu açıklama sonrası Erdoğan da kendisini 'katil'e benzettiği gerekçesiyle Kılıçdaroğlu'na dava açacağını söylemişti. 'TERÖRE DESTEK OLUR' Erdoğan toplantıda hacker grubu RedHack'in, Reyhanlı saldırısıyla ilgili jandarma istihbarata ait olduğunu iddia ettiği bazı belgeleri yayımlamasına da değindi. Bu tür haberlerin terör propagandası olduğunu söyleyen Erdoğan, "Bu hackerler istihbaratın yakından takip ettiği konulardır. Bu konularda da şu örgüt bu örgüt gibi vs. yakıştırmaların nihai neticesi açıklanmadan yayınlanması propaganda olur. Belgeler ortaya çıkana kadar propaganda yapılmamalıdır. Bu, farkına varmadan teröre, terör örgütlerine destektir" diye konuştu. KILIÇDAROĞLU'NA 1 MİLYON LİRALIK TAZMİNAT DAVASI Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 15 Mayıs’ta Brüksel’de, Avrupa Parlamentosu (AP) Sosyalistler ve Demokratlar İlerici İttifakı Grubu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, "Esad ile Erdoğan arasında ton farkı var. İkisi de baskıcı" diyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında, 1 milyon liralık manevi tazminat davası açtı. Erdoğan’ın avukatları Ali Özkaya, Ahmet Özel, Muammer Cemaloğlu ve Burhanettin Sevencan tarafından sunulan dava dilekçesinde, Kılıçdaroğlu’nun, "Reyhanlı’da ölen 51 kişinin katili Recep Tayyip Erdoğan’dır. Esad’la Erdoğan arasında ton farkı var. İkisi de baskıcı. İkisi de medya üzerinde baskı kuruyor. İkisinin de özel mahkemeleri var. İkisinin de özel savcıları var. İkisinin de özel hapishaneleri var. İkisi de medya patronlarına ’şunu at, şunu atma’ diye talimat verebiliyor. Demokrasi açısından ne farkı var aralarında?" beyanlarına yer verildi. Kılıçdaroğlu’nun, bu beyanlarıyla "Türkiye Cumhuriyeti’nin seçilmiş Başbakanı katildir, Reyhanlı’da kanlı terör saldırısı sonucu hayatını kaybeden vatandaşlarımızı Başbakan öldürtmüştür, Başbakan demokrasi ve özgürlükler düşmanıdır, eli kanlı zalim diktatör Esed ile Başbakan aynı yönetim anlayışındadır" algısını oluşturmaya çalıştığı savunulan dilekçede, özellikle "katil" ve "Esad’la Başbakan arasında ton farkı var" sözlerinin, eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırlarını aştığı belirtildi. Kılıçdaroğlu’nu toplantıya davet eden Avrupa Parlamentosu’nun Sosyalist Grubu Başkanı Hannes Swoboda’nın, söz konusu konuşmayı eleştirdiği ve düzeltilmesini istediği, bu gerçekleşmeyince de ikili arasındaki görüşmenin iptal edildiği hatırlatılan dilekçede, Swoboda’nın yaptığı basın açıklamasına da yer verildi: Başbakan Erdoğan’ın, yaptığı çalışmalarla bütün dünyaca takdir edilirken, "Kılıçdaroğlu’nun, bu çalışmaları, siyasi nedenlerle yermesi, aşağılaması ve iftira atarak suç isnadında bulunmasının doğru bir davranış olmadığı" ifade edilen dilekçede, şöyle denildi: "Eli kanlı bir diktatör ile üst üste üç genel seçim, iki yerel seçim ve iki referandumu, oylarını artırarak kazanmış ve ülkemizdeki demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla yerleşmesine çalışan bir demokrasi liderinin, ’aralarında ton farkı var’ denilerek kıyaslamanın ne kadar yanlış olduğunu, davalı maalesef Avrupalılardan adeta ders alır gibi öğrenmek zorunda kalmıştır. Tabii ki burada davalının şahsının refüze edilmesi kadar, üzülerek belirtmeliyiz ki temsil ettiği CHP’ye oy vermiş sosyal demokrat kitlenin de refüze edilmiş olduğunu unutmamak gerekir. İfade özgürlüğünün merkezi kabul edilen Avrupa’da bile davalının bu beyanlarının ifade özgürlüğü kapsamında kalmadığı, bu sözleri hiçbir şekilde kullanmayacağı Avrupalı sosyalistler tarafından vurgulanmış ve kendisine tavır konulmuştur." -"Ağır bir karşılığı olmalıdır"- Tüm dünyanın kınadığı hain saldırının (Reyhanlı) asıl faili Esed’e karşı tek bir cümle bile sarf etmeyen Kılıçdaroğlu’nun, olayın faili olarak Başbakan Erdoğan’ı göstermesinin ve ona "katil" sıfatını yakıştırmasının "akıl tutulmasıyla" izah edilebileceğine değinilen dilekçede, CHP Genel Başkanı’nın, eleştirilerinde kamu yararını göz önüne almadığı, Erdoğan’ın kişilik haklarına saldırıda bulunduğu savunuldu. Dilekçede, Kılıçdaroğlu’nun, benzer beyanları nedeniyle tazminata mahkum olduğu davalardan örnekler verilerek, "Tazminat miktarının azlığı davalının aynı üslupla konuşmasının yeni bir gerekçesini oluşturmaktadır. Davalı, en sert şekilde siyasi eleştiri yapabilir, ancak iftira atıp suç isnadında bulunamaz ve hakaret edemez. Artık davalının bu üslupla konuşmasının ağır bir karşılığı olmalıdır" ifadesi kullanıldı. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasını Avrupa Parlamentosu’nda, uluslararası bir platformda yapmasının geniş kitleler üzerinde etkili olduğuna işaret edilen dilekçede, CHP Genel Başkanı’ndan 1 milyon lira manevi tazminat istendi. Kaynak: haber365.com
Meclis Genel Kurulu’nda verilen arada CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ile AK Parti Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç arasında tartışma çıktı. İki vekil birbirlerinin yakasına yapışırken araya giren vekiller kavganın büyümesini önledi. Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki tartışma Genel Kurul’a yansıdı. Meclis Genel Kurulu ara verdiğinde Bilgiç, CHP sıralarında oturan Tanal’ın yanına gelerek, “Bir daha komisyona gelme” dedi. Tepki gösteren Tanal, “Burası babanın çiftliği değil, o komisyona geleceğim” dedi. İki vekilin konuşması sırasında tansiyon yükseldi. Tanal ve Bilgiç birbirlerinin üzerine yürüdü. Birbirlerinin yakasına yapışan vekillerin kavgasını araya giren vekiller önledi. Araya giren vekiller nedeniyle kavga yumruklaşmanın eşiğinden döndü. ANKA’ya konuşan Tanal, “Hiçbir komisyon başkanı yardımcısına Meclis araba vermiyor. Bu komisyon başkanı yardımcısına Meclis araba vermiş. Ben de geri alın diye Meclis Başkanlığı'na dilekçe verdim. Sıkıntı bu” dedi. Kaynak: haber365.com
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Meclis grup toplantısında konuştu. İşte Bahçeli'nin açıklamaları: Türkiye adı konulmamış bir ekonomik bozgun hali yaşamaktadır. Vatandaşımızın ekmeği küçülmektedir. Onlar borçlandı biz ödedik diyerek durmadan yalan konuşmaktadır. Borç ödedik kasayı doldurduk sözleri artık Başbakan'la bütünleşmiş hazır kalıp sözcükler olarak dikkat çekmektedir. IMF'den alınan kredi de dış kaynaklı bir borçtur.2002'de IMF'ye 22 milyarlık bir borç söz konusudur. Merkez Bankası'nın rezervlerine ilave ettiği borcu yıllar içinde ödenmiştir. AKP'ye devredilen borç iddia edildiği gibi değil 13 milyar 900 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. 'HİÇ Mİ VİCDANI SIZLAMIYOR?' IMF'ye borcun kalmadığını söyleyen Başbakan Erdoğan, Dünya Bankası'na artan borcu nasıl ifade edecektir? Bu borcu nasıl gizleyecektir. Başbakan Erdoğan "Onlar borçlandı biz ödedik" derken hiç mi vicdanı sızlamamaktadır? Başbakan Erdoğan hileyi bırakmalı ve ödenen borçların AKP dönemine ait olduğunu açıklamalıdır. Bu kadar yalan ve dolan ne duyulmuş ne görülmüştür. IMF'ye ödediği iddia edilen borcun önemli bir tutarını AKP almış bunu da gündeme getirmemiştir. Şayet AKP IMF ile stand-by anlaşmasını imzalamasaydı borçlar çoktan bitmiş olacaktı. Başbakan'a birileri şu hususları iyi anlatmalı. Başbakan Erdoğan ekonomi dersi almak için müracaat etmelidir. Başbakan Erdoğan'ın Merkez Bankası rezervi konusunda gerçek dışı beyanları akıl tutulmasıdır. Merkez Bankası rezervinin Konyalı çiftçimize, Giresunlu esnafımıza, Adanalı üreticimize bir hayrı yoktur. Bu rezerv Türkiye'nin dış borçlarına yönelik tutulan rehin paradır. 'BAŞKASININ ATINA BİNEN...' Başbakanın kasası artarken vatandaşınki azalmaktadır. Başbakan Erdoğan bilmelidir ki başkasının atına binen tez elden düşer. Eline hemen bir ekonomi kitabı alıp çalışması lazım. Bu ziyaretin Türkiye'nin bunalımlar yaşadığı bir döneme denk gelmesi manidar karşılanmalıdır. Kalabalık bir kafile geziye katılmış bol bol yenilip içilmiştir. Sanki ABD'ye ikinci fetih gerçekleşmiştir. Yandaş basın Başbakan'ın gezisini abartarak anlatmıştır. Başbakan'ın parlatılması ve üstelik ABD Başkanı Obama'nın iltifatına mazhar olunduğu için her propagandadan medet umulmuştur. Başbakan 6 Nisan 209 tarihinde ABD Başkanı Obama'nın TBMM genel kurulunda AKP'nin alkışları arasında verdiği ev ödevlerini yapmanın huzuru içindedir. Erdoğan Ermeni açılımını başlatmıştır. Heybeliada Ruhban Okulu için sözler vermiş yıkım projesini ortaya koymuştur.- Afganistan'a ilave asker desteğini yerine getirmiştir, İmralı canisi ile pazarlığa tutuşmuştur. Bunlara karşılık ABD'den Türkiye'nin hiçbir temel sorunu için destek alınamamıştır. Başbakan'ın ABD ziyareti ile ilgili kamuoyunda beklentiler yaratılmıştır. 'SONUNDA MASKESİ DÜŞMÜŞTÜR' Başbakan Erdoğan bugüne gelesiye Davos sahnesinde kurgulanan 'One minute' oyunundan beslenmiş ve sonunda maskesi düşmüştür.Dikkat çeken bir ayrıntı da CIA başkanının o salonda olmaması ve aynı saatlerde İsrail'de bulunmasıydı. Bize göre ABD ziyaretinin sırrı kırmızı salonda konuşulanlarla çözülecektir. Başbakan'ın ABD ziyaretinde 4 konu kendisini göstermiştir. Bunlardan birincisi Suriye konusudur. Başbakan Suriye'ye müdahale konusunda canını dişine taksa da Obama'dan gerekli desteği görmemiştir. Cenevre konferansı konusundaki eleştirileri sonuç doğurmamıştır. Başbakan 180 derece çark etmiş ve "Görüşüm değişti ve gelişti" diyerek pişkinlik sergilemiştir. ABD Başkanı 2. Cenevre Konferansı için Başbakan'a görevler vermiştir. Başbakan da kuzu kuzu kabul etmiş ve Rusya'yı ziyaret edeceğini belirtmiştir. Başbakan Erdoğan Beyaz Saray'ın ikna odalarında yeniden gömlek değişmiştir. Bir insanın fikirlerindeki oynaklık, ideallerindeki yapaklık ya ağır bir baskıdan veya aitsizlikten kaynaklanacaktır. Bunun her ikisi de zaaftır.- Bu gelişmeler hükümetin Suriye poltiikasının baştan ayağa dağıldığını tescillemiştir. Kardeş Esad'dan hasım Esed'e U dönüşü yapan iktidar mızmızlansa da bir netice elde edememiştir. ABD Başkanı Obama "İkimiz de Esad'ın gitmesi konusunda hemfikiriz" sözleriyle yeni bir oyalama taktiğine başvurmuştur. Muhaliflerin desteklenmesi ve Esad'a yönelik baskıların arttırılması konusunda bunlar basit yaklaşımlar olarak kalmıştır. Biliyoruz ki Esad kendi halkına saldıran bir zalimdir. Biz kınadığımızı tekraren söylemek istiyorum. Suriye'de iki taraf da ölüm diline saplanıp kalmıştır. Esad'a karşılık vbermek adına insan kalbi yemek kadar gözü dönmüş yamyamlar insanlıktan çoktan dönmüştür. Hangi vicdan böylesi bir vahşiliğe göz yumulabilecektir? AKP kimlere destek verdiğinin farkında mıdır?- Gazze'ye gitme kararını çoktan veren Başbakan Erdoğan ABD dışişleri Bakanı'nın haddini aşan sözlerinden ötürü ertelemiştir. Başbakan Erdoğan ve Obama'nın üçüncü konusu Kuzey Irak'tır. Anlaşılan ABD peşmerge ile ilişkiler için talimat vermiştir. Petrol ve doğalgaz için anlaşmalar yapılmıştır. Geçtiğimiz aylarda Enerji Bakanı'nı taşıyan uçağın Erbil'e inememesi bundan kaynaklanmıştır. Barzani'nin Erdoğan'ın biricik dostu olması BOP projesidir. 'İHANET SÜRECİ KONUŞULMUŞTUR' 4. ve son olarak da ihanet süreci konuşulmuş, Irak'taki seçimler ele alınmıştır. Erdoğan sözde çözüm sürecinin ABD tarafından takdirle izlendiğini AKP'den başkasının yapamayacağını söylendiğini aktarmıştır. Böylesi bir ihaneti AKP'den başkasının yapması asla mümkün değildir. Erdoğan hediye olarak Öcalan'ın resmi çıkacak kara kaplı kutu ve Kandil'den bir buket çiçek verilmeliydi.- Başbakan'ın eşine sunulan 'Diktatörlüğün Psikolojisi' kitabını gecelerce okumalıdır. görüşmeler hangi yaramıza merhem olmuştur? Başbakan'ın eli boş ve yeni tavizler vererek geri dönüşü mağlubiyet değil midir? Başbakan saptırmadan ABD'nin kendisini ve hükümetini hizaya getirdiğini itiraf edebilecek yürek ve cesarete sahip midir? ABD Dışişleri Bakanı bir konuda haklı çıkmıştır: Dağ dağa kavuşmaz insan insana kavuşur demişti. Dağ dağa kavuşmasa da Erdoğan Obama'ya yapışmış ve çekilm alanına girmiştir. ÇAYDANLIK BAKMAKLA KAYNAMAYACAK! Erdoğana ABD deyimi ile sesleneyim "Çaydanlık bakmakla kaynamayacak, odunu kendi kesen iki kere ısınacak, ağacı kesen balta unutmayacak" Bu ABD deyimidir. Başbakan'ın şahsıma yönelik bozkurtlarında sınırları koruma altına al mesajı iletmiştir. Sayın Başbakan milletimizden aldığımız güvenle güçlüyüz sana tek başımıza da yeteriz. Sen sınırda teröristlerinle bekle ben de bozkurtlarımla bu sınırları korumayı seve seve yaparız. Başbakan'ın gelecek yıl 3 seçim olabilr sözü ile ilgili de şunları söylemek istiyorum: Başbakan'ın referandum kartını hatırlatması talihsiz bir yaklaşımdır. AKP'nin hedefinde kendi hazırladığı anayasayı BDP işbirliği ile geçirerek referanduma götürmektir. MHP yapılacak her seçime hazırdır. Kaynak: haber365.com
Windows Phone 8 hırsla mücadele ediyor olabilir ama bilişim dünyasını takip eden herkes, günümüzde akıllı telefon piyasasına iki işletim sisteminin, iOS ve Android'in hakim olduğunu kabul edecektir. Kullanıcısına yığınla özellik sunan Android'in, biraz "özellik yoksulu" olduğunu söyleyebileceğimiz iPhone'un önüne geçtiği pek çok nokta var. Sanırız bunların başında "esneklik" geliyor. Android telefonlar kullanıcılara inanılmaz kişiselleştirme olanakları sunuyorlar. Bu açıdan Apple'ın cihazları Android'e rakip dahi olamıyorlar. Ancak şimdi sıralayacağımız beş noktada iPhone Android'in önünde yer alıyor. Ve aradaki fark ne yazık ki kısa sürede kapanacağa benzemiyor. Otomatik güncellemeler Android cihazları canınız istediği zaman güncelleyemiyorsunuz. Öncelikle son güncellemenin telefonunuzdaki işlemci tarafından destekleniyor olması gerekiyor. Ardından telefonunuzu üreten firmanın güncellemeyi uyarlamasını beklemelisiniz. Eğer Nexus sahibi değilseniz ya da nispeten ufak bir üreticinin telefonunu kullanıyorsanız bu süre çok uzayabiliyor. Bu nedenle Android cihazların yüzde 38'i hala işletim sisteminin 2010'dan kalma 2.3 sürümünü kullanıyor. Son sürümü kullananların oranıysa yüzde 25 civarında. iPhone'da ise durum çok farklı: iPhone sahiplerinin yüzde 89,2'si iOS 6.X kullanıyor. Benzersiz güvenlik iPhone'un kapalı işletim sistemi, kötü amaçlı yazılımlara karşı açık kaynak kodlu rakibinden çok daha etkili. Eğer jailbreak yapılmazsa, bir iPhone'un virüslerden ve kötü amaçlı diğer yazılımlardan zarar görmesi o kadar küçük bir ihtimal ki, üzerinde düşünmeye dahi değmez. Eğer işler ters giderse tek yapmanız gereken en son güncellemenin çıkmasını beklemek. Ancak Android kullanıcılarının böyle bir şansı bulunmuyor. Çoğu zaman güncellemenin uyarlanması bitmediğinden dolayı belirli hatalar ve açıklar barındırdığı bilinen telefonları uzun süre kullanmak zorunda kalıyorlar. iCloud, uygulamalar ve erişilebilirlik iCloud'a erişim iCloud sayesinde iPhone kullanıcıları, notlarını, müzik ve video dosyalarını, uygulamalarını neredeyse hiç çaba harcamadan farklı cihazlarla paylaşabiliyorlar. Yani iPhone'da ne varsa iPad'e aktarılabiliyor. iCloud aynı zamanda yedekleme hizmeti gibi çalışıyor. Yani telefonunuzdaki önemli bilgileri yanlışlıkla silmekten korkmanıza gerek kalmıyor. iMessage, FaceTime, Find My iPhone gibi iPhone'un tek bir pakette sunduğu hizmetler Android'de ayrı ayrı uygulamalar halinde sunuluyor. Uygulamalar Neredeyse her uygulama geliştirici, ürünlerinin iOS sürümlerine öncelik veriyor. Android yıllar içinde iPhone ile arasındaki uygulama sayısı farkını kapattı ama gerçekten işe yarar uygulamalar genelde daha önce iPhone için geliştirilmiş olanların uyarlamaları oluyor. Dahası uygulama güncellemeleri de önce iPhone için hazırlanıyor. Geliştiricilerin dikkate alması gereken tek bir kapalı sistem olduğundan işleri kolaylaşıyor. Uygulamalar da daha istikrarlı bir şekilde çalışıyorlar. Sesli destek ve erişilebilirlik Android, bazı önemli erişilebilirlik seçenekleri sunuyor: Büyük karakterler; metinden konuşmaya/konuşmadan metne çevirme ve büyüteç... Ancak iPhone çok daha fazlasını sunuyor. Telefonda görme engelli kullanıcılar için sesli komut desteği, daha fazla dokunmatik komut ve stylus desteği sunan AssistiveTouch özelliği bulunuyor. Bu özellikler işletim sistemine bütünleşik olduğundan sorunsuz bir şekilde çalışıyorlar. Android telefonlarda bu özelliklerden faydalanmak için üçüncü parti uygulamalar yüklemek gerekiyor. Kaynak: ihlasSondakika.com
Twitter kurucularından Jack Dorsey 23 Mayıs 2013 günü attığı iddia edilen tweet'te şu cümleleri kullandı: "Probably we are gonna make some critical limitations of Turkisk Twitter users.Because of so much illegal action from that country." Türkçe tercümesi şu şekilde: "Büyük ihtimalle Türk Twitter kullanıcılarına ciddi kısıtlamalar getireceğiz. Çünkü Türkiye'den çok fazla yasadışı faaliyet meydana geliyor". Jack Dorsey'in bahsettiği yasadışı faaliyetin, redhack adlı hacker grubunun açıkladığı Reyhalı patlaması ile ilgili istihbarat belgeleri olabileceği iddiası ortaya atıldı.
Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) tarafından hayata geçirilmeye hazırlanan proje sonucunda yakın gelecekte, yediğimiz yemeklerin 3 boyutlu yazıcılar tarafından çoğaltılarak hazırlanacağı öngörülüyor. Hazırlanan yemeklerin karbonhidrat, protein tozu ve yağ içeren kartuşlara sahip 3 boyutlu yazıcılar tarafından kopyalanması esasına dayanan projenin, gelecek yüzyıllarda Dünya çapında artacağına muhtemel gözüyle bakılan açlık ve doğal kaynakların yetersizliği problemlerine çözüm olacağına inanılıyor. Günlük protein ihtiyacımızı karşılayan et ve sebzeler, 3 boyutlu yazıcı sayesinde tarihe karışırken, modern insanların protein ihtiyaçlarını çimen, böcek ve yosun ihtiva eden kapsüllerin karşılaması planlanıyor. Aynı zamanda meşhur ‘Uzay Yolu' (Star Trek) dizisinde uzay gemisi personelinin yemek ihtiyacı karşılayan ve istedikleri yemekleri oluşturmalarına izin veren replikatöre de benzetilen 3 boyutlu yazıcı projesinin maddi fonunun karşılanması için NASA' nın Sistemler & Materyaller Araştırmaları Kuruluşu (SMRC) adlı 3 boyutlu yazıcı firmasına 6 ay için 125 bin dolar ödenek çıkardığı biliniyor. NASA' nın salt astronotları uzaydaki protein ihtiyaçlarının daha rahat karşılanması adına geliştirmek istediği proje için SMRC Kurucusu Anjan Contractor ise daha farklı düşünüyor. Contractor, hayata geçirilecek bu projenin aynı zamanda Dünya üzerindeki açlık problemine de kökten bir çözüm olacağı görüşünde. Dünya nüfusunun gelecekte bir gün 12 milyara çıkacağını ve doğal kaynakların bu nüfusun ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalacağını belirten Anjan Contractor, 'Birçok ekonomist ile birlikte ben de mevcut yemek sisteminin gelecekteki 12 milyarlık bir Dünya nüfusuna yetmeyeceğini düşünüyorum. Bu yüzden er ya da geç yemek algımızı değiştirmek zorundayız.' şeklinde konuştu. İlk olarak protein ihtiyacının karşılanması için 'böcek içerikli pizza' çoğaltan bir makinenin geliştirilmesi üzerinde çalışıldığı belirtilirken, bunun geçtiğimiz günlerde Dünya'da açlık probleminin çözümü adına BM tarafından yapılan 'böcek yeyin' çağrısıyla aynı paralellikte olması dikkat çekti. Evrensel bir yemek sistemi oluşturacak bu projenin hayata geçirildiği taktirde 'geleneksel mutfak' tanımının da tarihe karışacağı düşünülüyor. Kaynak: ihlasSondakika.com
Sarı-lacivertli kulüpten yapılan açıklamada, Spor Toto Süper Lig'in tamamlanmasının ardından, yabancı oyuncu sayısı hakkında çeşitli spekülasyonlarda bulunulduğu ve birtakım üstü örtülü açıklamalarla spor kamuoyunun yönlendirilmeye çalışıldığı belirtilerek, şunlar kaydedildi: İşte o açıklama: "Spor-Toto Süper Ligi'nin tamamlanmasının ardından yabancı oyuncu sayısı hakkında çeşitli spekülasyonlar yapılmakta ve birtakım üstü örtülü açıklamalar ile spor kamuoyu yönlendirilmeye çalışılmaktadır. Türk Futbolu'nun sevk ve idaresi kısa vadeli günlük karar, tasarruflarla yönetilemeyecek kadar önemli ciddi ve devamlılık gerektiren bir görevdir. Kulüpler transfer ve yeni sezon yapılanmalarını, yatırımlarını işbu bu kararlara göre yapmaktadırlar. Kulübümüzde sezon başında TFF tarafından belirlenen ve açıklanan statü/kararlar tahtında transfer çalışma ve tasarruflarını sürdürmekte olup bu konuda yapılması olası statü ve/veya karar değişikliklerinin tarafımızdan kabul edilmesi mümkün değildir. Kamuoyunun dikkat ve bilgisine saygıyla duyurulur. Fenerbahçe Spor Kulübü" Kaynak: ihlasSondakika.com
Siyah-beyazlı kulüpten yapılan açıklamada, Tamer Kıran, Mesut Urgancılar ve Adnan Dalgakıran'ın daha önce sundukları istifalarının kabul edildiği belirtilerek, "Yedek üyeler Erdal Karacan ve Abdullah Sözen'in asil üyeliğe getirilmesine, Kartal Yuvaları'ndan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Metin Albayrak'ın, bu görevinin yanı sıra genel sekreterlik görevini üstlenmesine, tesisler komitesinden sorumlu yönetim kurulu üyesi Berkan Gocay'ın ise ayrıca basın sözcülüğü görevini de üstlenmesine karar verilmiştir" denildi. Kaynak: ihlasSondakika.com
Galatasaray Kulübü'nde olağanüstü seçimli genel kurula gidilmesi kararının ardından, başkan Ünal Aysal ve yönetim kurulu üyeleri istifa etti. Bu karar, 3 yıllığına yeniden seçilebilmek için tüzük gereği alındı. Sarı-kırmızılı kulüpten alınan bilgiye göre, Galatasaray Kulübü Başkanı Ünal Aysal ve yönetim kurulu üyeleri istifa ederek, yeni oluşacak yönetimin görev süresinin 3 yıl olmasının önünü açtı. Galatasaray Kulübü Divan Kurulu Başkanı İrfan Aktar, AA muhabirine konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Zaten yönetim kurulu olarak seçime gitme kararı alınması, toplu istifa anlamını taşır. Bu hem yönetim kurulu hem de diğer kurullar için geçerlidir. Mevcut durumda seçim tarihi belirlenmiş, seçim gündemi de yayımlanmıştır. Ancak seçim yapılana kadar da yönetim ve kurullar görevini sürdürür" ifadelerini kullandı. Kaynak: haber365.com
Mustafa Kemal Atatürk’ün, 1925′te kurduğu 1937′de ise vasiyet mektubu ile Hazine’ye emanet ettiği Atatürk Orman Çiftliği arazisinin bir bölümü, canlı bomba saldırısının ardından daha güvenli bir alana taşınmak isteyen ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’ne tahsis edildi. SALDIRIDAN SONRA YENİ YER ARANDI Milliyet’in haberine göre; ABD’nin Ankara Büyükelçiliği, DHKP-C’nin 1 Şubat’ta gerçekleştirdiği canlı bomba saldırısının ardından şehir merkezinde kalan elçilik binasının çevresindeki güvenlik önlemlerini üst seviyeye çıkarsa da daha güvenli bir alana taşınmak için harekete geçti. Büyükelçilik, bu kapsamda Türkiye’den arazi talebinde bulundu. Türkiye’nin de Atatürk’ün 1925′te kurduğu ve 1937 de “hiylesiz ve nefis gıda maddeleri temin eylemek” amacıyla kullanılması şartı ile Hazine’ye devrettiği Atatürk Orman Çiftliği arazisininin içindeki bir bölümü elçiliğe önerdi. ESKİŞEHİR YOLU ÜZERİNDE Ankara Mimarlar Odası Başkanı Ali Hakkan’ın veridği bilgiye göre; Ankara’nın Çukurambar semtindeki 6 bin 400 metrekarelik alan AOÇ tarafından 1983 yılında GAzi Üniversitesi’ne devredilmişti. 2010 yılına kadar boş kalan arazi ticari tesis kurulması için TOKİ’ye devredildi. TOKİ de söz konusu araziyi ABD büyükelçiliği’ne tahsis etmek için anlaştı. Tahsis edilen arazi; Ankara Eskişehir yolu üzerinde; Marriott Otel, Armada Alışveriş Merkezi, Ak Parti, ATO Kongre merkezinin bulunduğu bölge içinde yer alıyor. Bölge, arsa değeri açısından Ankara’nın en gözde yerleşim yerleri arasında bulunuyor. Ali Hakkan, “AOÇ, tüm mücadelemize rağmen ABD’ye peşkeş çekiliyor. Bunun bilgisini aldık. Ciddi bir mücadele kampanyası yürüteceğiz. AOÇ’ye karşı yürütülen ideolojik öfkenin boyutunu bu satış gösteriyor” dedi. Atatürk Orman Çiftliği’nin bazı bölümleri bir süre önce yapılaşmaya açılmış, arazi içinde yeni Başbakanlık yapılacağı iddiaları gündeme gelmiş ve bu durum birçok kesimden tepki görmüştü. Kaynak: haber365.com
Ev almak isteyenleri korkutan rakamlar açıklandı. REIDIN-GYODER Yeni Konut Fiyat Endeksi mart 2013 raporuna göre, yeni konut fiyatları geçen ay, 2012 yılının aynı dönemine göre yüzde 8,56 arttı. Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) ve REIDIN işbirliği ile yeni konutlara yönelik hazırlanan emlak endeksinin 2013 mart ayı raporu yayınlandı. Rapora göre, yeni konut fiyatları bir önceki aya göre yüzde 1,02, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,56 ve endeksin başlangıç dönemi olan 2010 yılı ocak ayına göre ise yüzde 29,30 oranında artış kaydetti. Mart ayında endeks bir önceki aya göre, İstanbul Avrupa yakasında yer alan markalı konut projelerinde yüzde 0,22, İstanbul Asya yakasında yer alan markalı konut projelerinde yüzde 1,00 oranında arttı. Endeksin başlangıç dönemine göre ise İstanbul Asya yakasındaki projeler Avrupa yakasına kıyasla 6,1 puan fazla artış gösterdi. Mart ayında bir önceki aya göre, 1 1 daire tipinde yüzde 0,08, 2 1 daire tipinde yüzde 0,99, 3 1 daire tipinde yüzde 1,11 ve 4 1 daire tipinde ise yüzde 1,52 oranında artış yaşandı. Metrekare bazında yapılan değerlendirmede yeni konut fiyat endeksinde bir önceki aya göre, 51-75 metrekare büyüklüğe sahip konutlarda yüzde 0,47, 76-100 metrekare büyüklüğe sahip konutlarda yüzde 0,57, 101-125 metrekare büyüklüğe sahip konutlarda yüzde 0,62, 126-150 metrekare büyüklüğe sahip konutlarda yüzde 0,71, 151 metrekare ve daha büyük alana sahip konutlarda ise yüzde 1,20 oranında artış gerçekleşti. "Yeni konut fiyatlarındaki artış, enflasyonun oldukça üzerinde" GYODER Başkanı Aziz Torun, rapora ilişkin değerlendirmesinde, "Mart ayına baktığımızda, yeni konut fiyatlarının şubat ayına göre yüzde 1,02’lik bir artış gösterdiğini görüyoruz. Bu artış yüzde 0,66 olan aylık enflasyonun oldukça üzerinde gerçekleşmiş. Bu durum önümüzdeki dönemde yeni konutlardaki fiyat artışının, yine enflasyonun üzerinde bir artışla devam edeceğini göstermektedir" ifadelerini kullandı. Kaynak: haber365.com
Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi'nde yeni aşamaya geçildi. Yaklaşık 6 bin 500 gecekondunun yıkılarak yerine depreme dayanıklı 8 bin 152 konutun inşa edildiği bölgede 925 konutun inşası devam ediyor. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) bin 764 konutun daha inşası için ihaleye çıkıyor. Böylelikle Kuzey Ankara’da 10 bin 841 konut rakamına ulaşılacak. Başkent’in kuzey giriş kapısını oluşturan bölgede 2004 yılından itibaren TOKİ ile Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin ortaklaşa kurduğu TOBAŞ şirketinin müşavirliğinde yürütülen proje ile Ankara’nın imajına zarar veren gecekondular temizlendi. Proje, konumu, kapsamı, projelendirme süreci, hedef kitlenin büyüklüğü, teknik ve sosyal özellikleri, proje sürecinde yaşanan fiziki ve kültürel değişimler açısından en kapsamlı kentsel dönüşüm projesi olma özeliğini taşıyor. 7,5 milyon metrekare olarak belirlenen Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi uygulama alanının, 4 milyon metrekarelik birinci etabına Mart 2005’te başlandı. Temmuz 2005 – Aralık 2006 arasındaki bir buçuk yıllık sürede yaklaşık 6 bin 500 gecekondunun yıkımı gerçekleşti. Proje kapsamında 8 bin 152 konut hak sahiplerine teslim edildi. OSMANLI MAHALLESİ İNŞA EDİLİYOR Projenin bir diğer ayağında ise Osmanlı ve Selçuklu mahalleleri oluşturulması amacıyla planlama ve projelendirme çalışmaları yapıldı. Villa, dubleks konut, apartman ve teras evlerden oluşan toplam 925 konutun yapımı devam ediyor. BİN 764 KONUT İHALEYE ÇIKIYOR Proje kapsamında inşa edilecek bin 764 konut için TOKİ üç ayrı ihale yapacak. Konutlar 3+1 ve 4+1 büyüklüğünde planlandı. İdare birinci etapta 477 konut inşa edecek. Konutların 268’i 3+1, 209’u da 4+1 büyüklüğünde. Birinci etap 5 bloktan oluşacak. İkinci etapta ise 488 konut ile birlikte ünite merkezi ve kreş yapılacak. 6 bloktan oluşan konutların tamamı 3+1 niteliğinde olacak. Birinci ve ikinci etapta inşa edilecek konutların ihaleleri 26 Şubat 2013 saat 14.00’te gerçekleştirilecek. CHA Kaynak: Yazete.com
Gösterisinin sinemalarda vizyona giren DVD'siyle gişede önemli bir başarı yakalayan Cem Yılmaz, çok özel bir projeye soyunuyor. ESKİLERE EL ATTI Uzun süredir sinemada ne yapacağı merak konusu olan Cem Yılmaz, eskilere el attı. Yeşilçam'ın unutulmaz eserlerinden dört film, Yılmaz'la yeniden beyazperdeye taşınacak. 4 FİLMİ YENİDEN ÇEKECEK Ertem Eğilmez'in kurduğu Arzu Film'in 50'nci yılı çerçevesinde çekilecek filmler şunlar: 'Süt Kardeşler', 'Banker Bilo', 'Şekerpare' ve 'Tosun Paşa'. Kaynak: Yazete.com
Şahan Gökbakar'ın Celal ile Ceren kabusu sona erdi! Film, internetteki en popüler sinema sitesi IMDB'de dünyanın en kötü filmleri listesinde birinci sıraya yerleşmişti. İnternetteki bir sosyal paylaşım sitesinin üyeleri organize olarak Celal ile Ceren'e 1 puan vermiş ve film 10 üzerinden 1.7 puan almıştı. Üyeler bununla da yetinmemiş, kötüler listesindeki diğer filmlere yüksek puan vererek Celal ile Ceren'in sıralamada yükselmesini sağlamıştı. Daha önce bu hareket için "Çok da tın, çok da fifi" diyen Şahan, film en kötü film olunca küplere binmişti. Ancak IMDB sitesi yönetimi filmin tamamen listeden çıkarılmasına karar verdi. Celal ile Ceren'in yapımcısı Çamaşırhane Film Yapım'dan da bir açıklama yapıldı: "IMDB sitesinde kullanılan yapılan oylamaların ilk günlerinde gelen oylar 10 üzerinden 7 beğeni puanı alan Celal ile Ceren, ilerleyen günlerde, kendilerini sözluk yazarı olarak nitelendiren, çesitli mesaj-panosu sitelerine üye olan, kimlikleri dahi belli olmayan kişiler tarafindan organize edilen planlı ve örgütlü bir saldırıya maruz kalmıştır. Planlı ve örgütlü sekilde kamuoyu fikrini yanıltmaya teşebbüs eden ve ticari itibarımızı zedelemeye çalışan, henüz kimlikleri belirsiz kişiler ve bu tip saldırı planlarına ev sahipliği yapan Internet siteleri imtiyaz sahipleri ve yöneticileri hakkında gerekli yasal islemler başlatılmıştır. Bu tip örgütlü hareketler, Internet üzerinde yapılmış olsa dahi, organize suç niteleği taşıdıkları bir gerçektir. Henüz kimlikleri belirsiz bu internet korsanlarını ve ev sahipliği yapan Internet sitelerini kamuoyu önunde kınıyoruz. Konuyu yeteri kadar araştırmadan eksik haber yapan Haber sitelerini de sorumlu olmaya davet ediyoruz. Planlı ve kötü niyetli şekilde organize edilen bu durumu , Celal ile Ceren sinema filminin ve diğer tüm Türk filmlerinin yapımında, dağıtımında ve gösteriminde emeği geçen tüm sinema sektörü çalışanlarına yapılmış bir saldırı ve çalışanların emeklerine saygısızlık olarak değerlendiryoruz. Kendi yaşadıkları ülkeye ihanet ederek, bir Türk filminin IMDb gibi uluslararası bir veritabanında beğeni notunu kötü niyetli ve planlı şekilde aşağıya çekmeye çalışanların, aslında Türk sinema sektörünün düşmanları olduğunu düşünüyoruz" Kaynak: Yazete.com
Başrollerini Demet Akbağ ve Sermiyan Midyat'ın paylaştığı 'Hükümet Kadın' adlı filmin galası Mardin Mova Park Alışveriş Merkezi'nde yapıldı. Türkiye’de yaşanan barış görüşmelerini değerlendiren sanatçı Demet Akbağ ve Sermiyan Midyat, barış sürecine çok umutlandıklarını, bunun, herkesin istediği tek şey olduğunu ifade ettiler. Başrollerini Demet Akbağ ve Sermiyan Midyat'ın paylaştığı 'Hükümet Kadın' adlı filmin galası Mova Park Alışveriş Merkezi'nde yapıldı. Galaya Mardinlilerin ilgilisi yoğun olurken, filmin başrol oyuncusu Demet Akbağ, sinema salonunun girişinde çiçeklerle karşılandı. Programa; İçişleri Bakanı Muammer Güler, Mardin Milletvekili Abdurrahman Akdağ, Mardin Valisi Turhan Ayvaz katıldı. Gala öncesi basın mensuplarını sorularını cevaplayan Demet Akbağ ve Sermiyan Midyat barış için umutlu olduklarını ifade ettiler. Film hakkında konuşan Sanatçı Akbağ, şöyle dedi: ”Bugün bu filmde oynayan birçok sanatçımız burada galaya katıldı. Bu şehrin filmini bu şehirde seyretmek kadar güzel ve doğal bir şey yok. Sayın bakanımız da galaya katıldı. Bizleri sevindirdi. Güzel bir film oldu. İstanbul’da ve Ankara’da filmimizle ilgili çok güzel şeyler duyduk. Çok güzel film, salonlar dolu, bence Mardin halkını bizim kadar sevindirecek bir haber. Barış sürecine çok umutlandık, bence artık bu herkesin tek istediği tek şey barış ve şehre daha büyük bir huzurun hakim olması, çünkü geldiğimizde de birazcık turizmin yavaş yavaş gerilediğini görmüştük ve çok üzmüştü bizi, halk bundan çok şikayetçiydi, herkes bir kabuğuna çekilmişti. Ama ben bu kez çok umutluyum. Bence yöreyi en güzel ortaya koyan 1957 yılında Güneydoğu'da bir kadının belediye başkanı oluşu, zaten yörenin öneminin bir kere daha artırıyor.“ Sanatçı Sermiyan Midyat ise barışa bir nebze de katkı sunmanın gurur verici olduğunu belirterek, filmle ilgili zaten politika yapmamak için sanat yaptıklarını söyledi. Filmin aslında barış sürecini anlatan bir hikâye olduğunu ifade eden Midyat, ”Bütün emeğimiz, hayata bakış açımız, o politikayı anlatan bir film değiliz. Tamamen eğlenceyi, şamatayı ve o kardeşliği anlatan bir filmdir. Barış süreci olağanüstü ve umutlandırıcıdır. Bizlerin de bir nebze tuzu olsa bu çorbada, onur, gurur duyarız. Ben de bir Mardin Midyatlı olarak bundan daha da çok gurur duyarım. Umarım başladığı gibi yükselerek devam eder. Babaannemin hikayesi ile yola çıkarak böyle bir filmi çevirdik. Bölgede ilk ve en anlamlı gala oldu. Filmde 2 bine yakın Mardinli oynadı. Mardinli, Midyatlılar oynadı. Mardin’de eş dost herkes kapılarını bize açtı.“ şeklinde konuştu Galaya katılan vatandaşlar ise filmin Mardin’de çekilmesi ve galanın burada yapılmasının kendilerini sevindirdiğini ifade ettiler. CHA Kaynak: Yazete.com
Adli Tıp Kurumu, önceki gün Sarıyer'deki evinde kalbine isabet eden kurşun nedeniyle hayatını kaybeden eski Olağanüstü Hal Bölge (OHAL) Valisi Hayri Kozakçıoğlu'yla ilgili ön otopsi raporunu tamamladı. Ön raporda Kozakçıoğlu'nun ölüm nedeninin kalbe isabet eden kurşunun yol açtığı yırtık olduğu belirtildi. Vücudunda herhangi bir ize rastlanmayan Kozakçıoğlu'nun intihar edip etmediğiyle ilgili kesin sonuç ise Fizik İhtisas Dairesi'ndeki Balistik Şube'de el svabının incelenmesiyle ortaya çıkacak. Kozakçıoğlu'nun kesin ölüm raporu Kimya İhtisas Dairesi'nde yapılacak incelemeden sonra verilecek. Bu sonucun da iki aydan önce alınamayacağı belirtildi. Kozakçıoğlu'nun cesedi önceki gün öğle saatlerinde Yenibosna'daki Adli Tıp Kurumu'na getirildi. Adalet Bakanlığı'nın talimatıyla başta Kurum Başkanı Doç. Dr. Haluk İnce olmak üzere başkan yardımcıları seferber oldu. Otopsi incelemesi gece geç saatlere kadar devam etti. Morg İhtisas Dairesi'ndeki uzmanların hazırladığı rapora göre, Kozakçıoğlu'nun kalbine isabet eden kurşundan dolayı oluşan yara sonucu hayatını kaybettiği tespit edildi. Kozakçıoğlu'nun vücudunda herhangi bir ize rastlanmadı. Adli Tıp Kurumu, Kozakçıoğlu'nun ölümüyle ilgili bütün ihtimalleri değerlendiriyor. Buna göre Kozakçıoğlu'nun tetiği kendisinin çekip çekmediğiyle ilgili tespitin yapılabilmesi için Balistik Şube'de el svabı incelendi. Ayrıca Kozakçıoğlu'nun üzerinde bulunan elbiseleri, herhangi bir barut izinin bulunup bulunmadığının tespiti için 'Polis Kriminal Laboratuvar'nda inceleme altına alındı. Kozakçıoğlu'nun el ve kol bölgesinde 'elektron mikroskop' ile barut izi arandığı belirtildi. Kesin ölüm nedeniyle ilgili rapor ise buradan sonra Kimya İhtisas Toksikoloji Şubesi'nde organ incelemesi sonucu ortaya çıkartılacak. Raporun iki aydan önce çıkmayacağı öğrenildi. SORUŞTURMA AÇILDI İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, kalbine tek el ateş ederek intihar ettiği öne sürülen eski Olağanüstü Hal (OHAL) Bölge ve İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu’nun ölümü üzerine harekete geçti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Mustafa Emre, şüpheli ölümün ardından olayın yaşandığı villaya giderek incelemelerde bulunmuştu. Bu incelemede elde edilen bulgular ışığında savcı İsa Dalgıç’ın olaya ilişkin soruşturma başlattığı öğrenildi. Dalgıç’ın, eski valinin ölümüne ilişkin otopsi ve olay yeri inceleme raporunu beklediği belirtildi. Polisin de Kozakçıoğlu’nun sağlık sorunu ve psikolojik sorunlarının olup olmadığını araştırdığı bildirildi. Alınan bilgilere göre eski valinin evinin civarında bulunan kamera kayıtları da incelendi. Kamera kayıtlarında binaya kimsenin girmediğinin görüldüğü ifade edildi. Eşinin ölümü ile ilgili ifade veren Sabire Kozakçıoğlu da silah sesi duymadığını savundu. Eşiyle gece saat 01.00 sularına kadar konuştuklarını anlatan Sabire Kozakçıoğlu, “Midesinin kötü olduğunu, kendisini iyi hissetmediğini söyledi. Randevuları olduğunu, erken kalkması gerektiğini söyledi.” sözleriyle eşinin odasına çekildiğini kaydetti. Sabah kalktığında eşinin odasının kapalı olduğunu dile getirerek, “Kendisinin dışarı çıkmadığını gördüm. Kapıyı açmaya çalıştım ama açamadım. Oğlumu çağırdım, polis ve çilingirle eve geldi. Kapıyı açtık.” diye konuştu. Adli Tıp Kurumu’nun ön otopsi raporunda ise Kozakçıoğlu’nun kalbindeki büyük aort atardamarın parçalandığı ve kan kaybında öldüğü tespit edildi. Fakat ön otopsiden ziyade uzun süreli incelemeler büyük önem kazanıyor. Mesafe tayini bunlardan biri. Yapılacak incelemelerde silahın bitişiğe yakın atış mı uzak atış mı olduğu incelenecek. Kozakçıoğlu’nun elinde de incelemeler yapılarak barut ve duman izi aranacak. ÖLÜMÜNDEN BİR HAFTA ÖNCE KUYUMCUDAN ALIŞVERİŞ YAPARKEN GÖRÜNTÜLENDİ Öte yandan Hayri Kozakçıoğlu, olaydan 1 hafta önce bir kuyumcuya giderek alışveriş yaparken güvenlik kameraları tarafından görüntülendi. Tatil planları yapan ve yeni mobilyalar sipariş ettiği öğrenilen Hayri Kozakçıoğlu, söz konusu kamera kayıtlarına göre evinin yakınındaki bir kuyumcuya giderek uzun süre alışveriş yapıyor. Eski vali, tezgahtarla da bir süre sohbet ettikten sonra kuyumcudan ayrılarak evine doğru yürüyor. Hayri Kozakçıoğlu’nun cenazesi dün Adli Tıp Kurumu’ndan alındı. Eski vali için bugün İstanbul Valiliği’nde tören düzenlenecek. Cenaze daha sonra Teşvikiye Camii’ne götürülecek. Camide öğle vakti kılınacak cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’nda defnedilecek. EL SVABI NEDİR? Ateşli silahlarda, atış sonrası barut gazının dışarı sızmasıyla vücut üzerinde atıklar kalır. Tabanca atışlarında sürgünün geri gelmesi esnasında bu atıklar elin baş parmak ve işaret parmağının kesimi boyunca bulaşırken diğer yandan uzun namlulu silahlar ile yapılan atışlarda ise dipçiğin yanağa dayanmasına bağlı olarak yüze bulaşabilmektedir. Svap alınması günlük hayatta kullanılan flaster bantlar ile yapılır. Kaynak: haber365.com
Hatay Emniyet Müdürlüğündeki işlemlerin ardından sabah saatlerinde Adana Adliyesine getirilen ve Terörle Mücadele Kanunu'nun 10. Maddesiyle Yetkilendirilmiş Cumhuriyet Savcılığınca mahkemeye sevk edilen zanlılardan İ.B. ve M.D. tutuklandı. Mahkemeye sevk edilen diğer zanlı ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Daha önce zanlılardan 5'i savcılıkça serbest bırakılmıştı. Kaynak: haber365.com
El konulan şirketler arasında dijital yayın platformu Digitürk, SkyTürk360 televizyonu, Akşam Gazetesi, Alem FM radyosu ve Güneş Gazetesi de yer alıyor. Fon'dan konuyla ilgili yapılan açıklamada, "Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), Çukurova Grubu’ndan olan alacaklarının tahsilini teminen 5411 sayılı Bankacılık Kanunundan kaynaklanan yetkilerini kullanarak Aks Televizyonculuk ve BMC’den sonra Gruba ait 10 şirketin daha yönetimini devraldı." denildi. AKŞAM GAZETESİ'NE DE EL KONULDU TMSF T Medya Yatırık ve Sanayi A.Ş. bünyesinde bulunan Akşam Gazetesi'nin yönetimini de devraldı. Mehmet Emin Karamehmet'in diğer medya şirketlerinde olduğu gibi Akşam'da da maaş krizi yaşanıyordu. TMSF'nin devraldığı şirketlerin başına yeni yönetim atamasının ardından şirketleri ihale usülüyle satışa çıkarması bekleniyor. SÜPER LİG MAÇLARI NE OLACAK? TMSF'nin Digitürk'e el koyması sonrası ortaya ekonomi uzmanları tarafından yeni bir iddia atıldı. Spor Toto Süper Lig'in yayın haklarını elinde bulunduran Digitürk'te, TMSF'nin el koymasıyla büyük bir şok yaşanıyor. Ekonomi uzmanları yayın hakları konusunda yeni bir ihale yapılabileceğini belirtirlerken, Süper Lig maçlarıyla ilgili yayıncı kuruluşun değişebileceği fikri de iyiden iyiye kendini belli etmeye başladı. Yönetimine el konulan şirketlerin isimleri şöyle: 1-AKS ULUSLARARASI YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ 2-AKS MAKSİMUM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ 3-AKS ARTI YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ 4-ATLAS YAYINCILIK VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ 5-SAKARYA KENT RADYO TELEVİZYON SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ 6-MEDYA PAZARLAMA ANONİM ŞİRKETİ 7-ATLAS YAYINCILIK YAPIMCILIK VE REKLAMCILIK ANONİM ŞİRKETİ 8-EKSEN YAYINCILIK DAĞITIM PAZARLAMA VE DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ 9-T MEDYA YATIRIM SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ 10-KREA İÇERİK HİZMETLERİ VE PRODÜKSİYON AŞ Kaynak: haber365.com
Soruların en önemlilerini sayarsak: Cildin kırışması, göz altı morluğu, gözaltı torbaları, kırışıklıklar, lekeler, sivilceler, çatlaklar... Bakımın ilk şartı temizliktir. Önce cildinizin derinlemesine temizlenmesini sağlamalısınız. Cilt her dakika milyonlarca ölü deri hücresi döker. Bu sorun için cildinize en eski yöntemlerden biri olan buhar banyosu uygulayabilirsiniz. Ardından bir toz bitkisel maske uygulayın. Maske kuruduktan sonra yıkadığınızda, cildinizin parladığını ve ölü hücrelerin arındığını göreceksiniz. CİLT TEMİZLİĞİ İÇİN ÖZEL BALLI KARIŞIM Cilt temizliği ve peeling için, eğer güzellikle ilgili shop'larda satılan toz halindeki maskeleri kullanmak istemiyorsanız, kendiniz de yapabilirsiniz. Onlarca doğal maske tarifi var. Her cilde uygun olanları bulunuyor. Nasıl yapılır? Normal ve kuru ciltlerin hem bakımı hem temizlenmesinde baldan faydalanabilirsiniz. İki çay kaşığı bal, yarım çay bardağı yoğurt, bir çay kaşığı greyfurt suyunu karıştırın. Karışımı cildinize sürün. Maskeyi 15 dakika sonra yıkayın ve nemlendirici uygulayın. MAYALI KARIŞIMLAR CİLTTE HARİKALAR YARATIR! Meyvelerden, çiçeklerden, hayvansal ürünlerden ve bitkilerden, hepsinden de anneannelerimiz ve annelerimiz yararlanırlardı. Ekmek mayası da bunlardan, hem de en değerli olanlardan biridir. Mayanın cilde yararları antik çağlardan beri biliniyor. Antik Mısır'da kadınlar onu güzellik kremi gibi yüze sürerlerdi. Ayrıca maya mikrop öldürücü bir madde olduğu için yara merhemi yerine de kullanırlardı, yaranın üzerine maya sürerlerdi. Mayanın içinde "CM Glukan" adlı bir madde vardır. Bu madde hücre yenilenmesini hızlandırır. Bağışıklık sistemini güçlendirir, yaraların iyileşmesini çabuklaştırır. Cilde esnek ve sıkılık sağlar. NASIL YAPILIR? Bir paket yaş mayayı birkaç damla süt ile karıştırın ve cildinize sürün. Kaskatı olunca yıkayın. Cilt için birçok doğal ürün kullanılır ama karbonat fazla bilinmez. Nasıl yapılır? Bir çay kaşığı maya, bir çay kaşığı karbonatı 10 damla su ile ıslatın. Bu malzemeyi sürün, 15 dakika sonra yıkayın. Maya gözeneklerinizi temizler, karbonat ise zaman içinde dert ettiğiniz lekelere veda etmenizi sağlar. MİKSERDEKİ LİMONLA MUCİZE MASKE Eğer cildiniz yağlıysa, derinize büyük bir özenle bakım yaparsanız tedavi ederseniz. Fazla yağların aşırı derecede alınması yağ bezelerini harekete geçirir ki, bu da enfeksiyonlara sebep olur. Yağlı bir cilde sahip bayanlar bunu genellikle cildin dayanıklı olması ile özdeşleştirirler ama değildir. NASIL YAPILIR? Yağlı cilt için 2 limonun kabuğunu soyun. Suyun içine koyun ve yarım saat bekletin. Sonra robotta püre haline getirin. Temizlenmiş cildinize sürüp, 10 dakika sonra suyla yıkayın. Kaynak: haber365.com
Her kadın rüyalarının erkeğini bulup evlenmek ister ama bu her zaman söylendiği kadar kolay olmaz. O zaman biraz kopya çekin ve erkeklerin ciddi ilişki yaşamak istedikleri bir kadında aradıkları özelliklere göz atın... 1- Kendi hayatınız olmalı: Kendi ayakları üzerinde durabilen ve sosyal hayatını erkek arkadaşlarına göre düzenlemeyen kadınlar, kendilerine güvenen bir imaj çizerler. Bu da erkekleri en az dış güzellik kadar etkiler. Üstelik sadece erkek arkadaşınızla değil, ailenizle, arkadaşlarınızla ya da tek başınıza zaman geçirmeniz, ilişkinizin dengesi açısından da olumlu olacaktır. 2- İlk adımı atan siz olmayın: Bu, üzerinde çok tartışılan ama sonuca varılamamış bir konu. Bu nedenle ‘kaçan kovalanır’ kuralını izlemekte fayda var. Eğer ilk adımı siz atar ve buluşmaları siz ayarlarsanız, sizinle gerçekten mi ilgileniyor yoksa fırsatı mı kaçırmak istemiyor olduğunu asla öğrenemezsiniz. 3- Seksi olun, basit değil: İlişkinin ilk günleri, flörtün en yoğun olduğu zamanlardır ama bu dönemde ne fazla utangaç olmalısınız ne de fazla girişken… Aşırı seksi bir giyim tarzı ya da toplum içinde aşırı yakınlık göstermeler, elbette ki erkeklerin hoşuna gider ama ilişkiyi ciddiye almalarını da riske atar. 4- Değer verdiğinizi gösterin: Ona değer verdiğinizi göstermek için illa pahalı hediyeler almanıza ya da kendinizi ona adamanıza gerek yok. Günlük işlerinde ona küçük yardımlarda bulunarak da onu düşündüğünüzü gösterebilirsiniz. 5- Onu destekleyin: Arkadaşlarının ya da patronunun önünde egosunu tatmin edecek sözler söylemeniz, her zaman ona destek olduğunuzu hissetmesini sağlayacaktır. Yaptığı esprilere her zaman gülmeniz de aynı etkiyi yaratır. 6- Baskı yapmayın: Gün içinde sürekli onu aramak ya da gelecek planları yapmak isteyebilirsiniz ama kendinizi tutun. Bu tarz davranışlar, birlikte olduğunuz erkeğin kendini kapana kıstırılmış hissetmesine neden olabilir. Her şeyi ona söylemek zorunda değilsiniz, onu kendi haline bırakırsanız zaten planlar yapmaya başlayacaktır. Tabii sizi gerçekten istiyorsa… 7- Taviz vermeyin: Prensiplerinizden ödün vermeyin ve yapılan yanlış davranışlar karşısında sessiz kalmayın. Eğer aldatılmayı asla affetmeyeceğinizi bilirse, kendinize duyduğunuz saygı karşısında onun da size duyduğu saygı artacaktır. Aynı şekilde, evli ya da kız arkadaşı olan erkeklerle ilişkiye girmeyeceğinizi bilmesi de sizin için artı olacaktır. 8- İyi olanı seçeceğinizi bilsin: Her zaman dürüst ve güvenilir olduğunuzu ve hayatınızda da böyle insanlara yer vermek istediğinizi ona hissettirin. Eğer siz gideceğiniz yer hakkında yalan söylemiyorsanız, ondan da aynı davranışı beklemeyi hak ediyorsunuz ama önemli olan onun da böyle düşünmesi. 9- Aşk kadını olun: Evlilik için en önemli bağın aşk olduğunu düşünüyorsanız, bunu onun da bilmesini sağlayın. Onunla para, güven ya da prestij için beraber olmadığınızı bilmesi; size ve ilişkinize olan güvenini artıracaktır. Kaynak: haber365.com
MAVİ GÖZLER Eğer gözleriniz mavi renk ise, göz farınızı seçerken mutlaka göz renginizden daha koyu tonlar seçin. Dumanlı bakışlar elde etmek istiyorsanız koyu göz farınızı siyah tonlarda bir renk ile birleştirin. Parlak bakışlar içinse turkuaz ve gümüş rengi tonlar tam size göre. YEŞİL VE ELA GÖZ RENGİ Eğer gözleriniz ela ya da yeşil renk ise size en uygun tonlar derin haki rengi, kayısı tonu, mor, kahverengi, erik ya da orman yeşili olacaktır. Bu tonlar gözlerinizi aydınlatacak ve güzelliğini ortaya çıkaracaktır. Menekşe moru ve mor tonlar ela gözleri yeşil gibi gösterir ve göz güzelliğini vurgular. KAHVERENGİ GÖZLER Kahverengi gözlere sahipseniz en güzeli bronz, bakır ve kahverengi tonlarınız tercih etmeniz olacaktır. Böylece gözlerinizi vurgulamış olursunuz. Ayrıca bej ve haki yeşili de gözlerinize ayrı bir güzellik katacaktır. Mavinin her tonu kahverengi gözlere çok yakışır. Bunu yanı sıra pembe ve kireç yeşili gibi tonlarla da farklı bir şıklık elde edebilirsiniz. DİĞER RENK GÖZLER Gözlerinizde klasik bir hava yaratmak istiyorsanız kömür rengi, lacivert veya gümüş rengi ile şık ışıltılar yaratabilirsiniz. Gözlerinize toz mavi bir far uygulamanız ise kaş kemiğinizi vurgular ve göz renginizi daha açık gösterir. Kaynak: haber365.com