Murat Menteş Sözleri

Sendeyim.com olarak 2026 yılında sizler için anlam dolu ve etkileyici Murat Menteş Sözleri derlemelerini hazırladık. Bu en yeni Murat Menteş Sözleri ile duygularınızı en özel şekilde ifade edebilir, sevginizi kısa ama çarpıcı sözlerle dile getirebilirsiniz. Instagram, WhatsApp, Facebook ve X gibi sosyal medya platformlarında bu sözleri paylaşarak sevdiklerinizin kalbini kazanabilir ve beğeni yağmuru alabilirsiniz. Sizler için aşağıda birbirinden güzel Murat Menteş Sözleri 2026 sözlerini bir araya getirdik. Keyfini çıkarın!




Bütün şarkılarda senden bahsediliyormuş, onu fark ettim.
Yanılıyorsunuz, Pinokyo yalanı değil, insan olma çabasını temsil eder.
Hayatta sevmem dedin ya, bunun bir de öteki dünyası var, umutlanıyor işte insan.
Çok sevmek, sonsuza dek kavuşamamak için en ideal yöntemdir.
Biz bu çağın fiyakalı kaybedenleriyiz.
Gökle bir olmadıkça, yerle bir oluyor insan.
Daha çok düşünüp daha yavaş hareket etmek gerekir. Terbiyenin ilk şartı budur.
Senin naz faslın, benim sabır süremi aşmasın lütfen.
Yanlış çağda yaşamanın stresi içindeyim.
Gözlerindeki ayet derinliğini hayrına tafsir etsen ya!
Aşkımız senden uzun yaşadı. Ayrılığımız da benden uzun yaşar diye korkuyorum.
Herkesin üç kişiliği vardır; ortaya çıkardığı, sahip olduğu ve sahip olduğunu sandığı.
Zamanla esnekleştim. Ulaşılması ve vazgeçilmesi en zor nimetin sükûnet olduğunu anladım galiba.
Kartları kader karıştırır, biz oynarız.
Yapabileceği tüm hataları yapıp hiç ders almamak” diye bir şey olmasaydı ben icat ederdim.
Bazı ihtimaller ihtimal olarak kalmaya mecburdur.
Kartları kader karıştırır, biz oynarız.
Elli yaşındaki bir adam kendini otuz yaşında hissediyorsa, yirmi yılını boşa harcamıştır.
Biz yetimler intikam iştiyakıyla doluyuzdur. Dehşeti dengelemeye yatkınızdır. Başkalarının öçlerini de almaya hevesleniriz. Yetimlik bize kanlı doğaçlamalar yapma cüreti verir. Suçlamakla ya da suç işlemekle kaybolmayan bir masumiyet imtiyazına sahibizdir.
Kaderini çizerken cetvel kullanamazsın.
Dostlarımız; biz caddenin kenarında alevler içinde yanarken, karşıya geçip üstümüze işemeye üşenen kimselerdir.
Siyasetçiler din sömürüsüne devam ettikleri sürece, kafa kesenlerin getirdiği tekbir, minarelerden yükselen tekbiri bastıracaktır.
Biz, Nasreddin Hoca’nın torunlarıyız. Hep bir umut var içimizde. Ya severse?
Ateşin icadından önce olup cehenneme giden mağara adamının hayreti içindeyim.
Kendimizi, parayla değil, okuyarak, öğrenerek, seyahat ederek, merakla, bilgiyle zenginleştirebiliriz.
Bildiğim bir şey varsa, gökyüzündeki bir kuşu köşeye sıkıştıramazsın.
Bir insan acıdan delirdiğinde, diğerleri onun acısını değil, deliliğini görürler.
Tek kelimeyle zor, iki kelimeyle çok zordu.
Şüphe oyuncak mı gerçek mi, boş mu dolu mu olduğunu kestiremediğiniz, sağa sola bakınan bir tabanca gibidir.
Aşk insanın sadece psikolojisini ve kimyasını değil; tarihini, müziğini, coğrafyasını, edebiyatını, fiziğini, beslenme çantasının içindekileri, hayat bilgisini de değiştiriyor.
Keşke sen de var olsan ben düşününce.
İnsan, kendi samimiyetinin altını çizmeye kalkıştı mı, ister istemez üstünü de çiziyor. Samimiyet, mahremiyetle mukayyet olsa gerek.
Kalbinizde olup da hiç kimseye anlatamadığınız, dile getirilmesi imkânsız bir şey var ya; işte Allah onu biliyor, üzülmeyin.
Hani insan bazen gökte yabancı bir cisim görür de gözlerine inanamaz ya, yanındakine, ‘benim gördüğümü sen de görüyor musun?’ Diye sorar. Ben de seninleyken gözlerime inanamıyordum. Kulaklarıma inanamıyordum. Vücudumdaki hiçbir hücreye inanamıyordum. Kimseye soramıyordum da ‘benim gördüğümü sen de görüyor musun?’ Diye.
Günahkârlar, hoşgörülü ve özgürlükçüdür çünkü empati kurmalarına bir engel yoktur. Pişmanlık, bir aydınlanma anıdır ve tövbe hem bir psikolojik analiz hem de kendini bilmenin ideal görünümüdür. Şükür, güzellikleri keşfetmeye yönelik dikkatin gelişkinliğidir. Ayrıca, zamanla tatlanan acı hatıralar ile unutulan mutluluklar arasındaki farka denk gelen saçmalığı telafi eder.
Kader hem zamana [tarihe ve an’a] ve mekâna [uzaya ve vücudumuza] yayılan; hem de bizzat bizim ruhumuza, nefsimize, zihnimize, gönlümüze, vicdanımıza, bilincimize yani varlığımızı teşkil eden yoğunluk bölgesine odaklanan gerilimin adıydı. İyi ile kötü, günah ile sevap, helal ile haram, doğru ile yanlış, ümit ile korku, ödül ile ceza, cennet ile cehennem arasındaydık. İnanmak insanın en ince ve en keskin sınırda hareket etmesi demekti. Buna mukabil, teslimiyette, iradenin forsunu aşan bir imkân vardı ki bunu ancak terbiyeden sonra gelen olgunluk sayesinde kavrayabilirdik.
Cennete ve cehenneme inanıyorum, çünkü ikisi de bu dünyada mevcut.
Son sözlerime şerh düşüyorum, korkma ben varım.
Seni unutma fikri bile sana kavuşma umuduna bağlanıyor içimde. Senden kaçış varsa bile kurtuluş yok.
Ölümden korkuyorduk, çünkü insandık.
İnsan boş bir tüfektir ama bakarsın bir gün patlar.
Bir lafı nerenden anlarsan orana girer.
Rüyalar alınyazımızın ayrılmaz parçalarıdır.
Yalnızsan yalanlar sana ilaç gibi gelir.
Yanılgılarımızın çoğu, düşüneceğimiz yerde duygulanmak ve duygulanacağımız yerde düşünmekten doğar.
Ölümden değil, gelecekten korkuyorum.
İntikam şarabi, yaraları ham olanlara şifa verir.
Aşk, gençlerin oynadığı fakat ihtiyarların bildiği bir oyundur.
Hakikat akılla değil, cesaretle bulunur.
Aşk hayalin çocuğu, hayal kırıklığının annesidir.
Evrende yalnız mıyız bilmiyorum ama dünyada yalnızız.
Yaş sezonluk bir duygudur.
Bekar bir adam asla pişirmesi yemesinden uzun süren bir yemek hazırlamaz!
Bu kitapta anlatılan olayların hepsi gerçektir, fakat hiçbiri henüz cereyan etmemiştir.

Diğer Güzel Sözler Yazıları